Page 1 - gennaration1.indd

Basic HTML Version

a . s e l i m t u n c e r
2
m . s e d e f t e n i m
5
a . u ğ u r a l p a r s l a n
3
ö z g ü r u ç k a n
6
g ü v e n b o r ç a
5
c a h i t a k ı n
7
Mecrasını
şaşıran
reklamcı
REKLAMCILAR YENİ MECRALARI DOĞRU KULLANIYOR MU?
K
anadalı düşü-
nür Herber t
Marshall Mc-
L u h a n ’ ı n
(1911-1980)
The Medium is the Mas-
sage adlı kitabı yayımlan-
dığında, yı llardan 1967
idi. Aslında dizgi hatası ya-
pılmıştı, kitabın adı “The
Medium is the Message”
olmalıydı. “Bırakın, öyle
kalsın!” dedi McLuhan,
“Muhteşem...Söylemek is-
tediğim tam da buydu!”
Kırk yı l önce i letişim
teknoloji ler inin geldiğ i
noktaya bakıp, mecranın
artık bizatihi mesajın ken-
disi hâline geldiğini söyle-
yen McLuhan’ı bizler en
çok bu sözüyle hatırlıyo-
ruz. Ona göre, ne söyle-
diğimizden daha önem-
li olan, onu nasıl söyledi-
ğimizdir. Başka bir deyiş-
le, mesaj mecradan ayrı
düşünülemez, yarattığı-
mız araçlar bir süre son-
ra bizi de şekillendirme-
ye başlar. McLuhan, oku-
ma eyleminin matbaa-
nın icadı ile bireyselleşti-
ğini ve toplumun böylece
parçalandığını söylüyor-
du. Elektronik medyayı
ise, dünyayı algılamanın
kolektif yollarına bir tür
geri dönüş olarak değer-
lendiriyordu.
McLuhan, internetin ica-
dını göremedi. Günümüz
reklamcılarının çoğu da
İhapHulusi’nin tasarladığı
ilanları! Kalem erbabı rek-
lam yazarlarının kıymet ve
itibar gördüğü günler ge-
ride kaldı, art direktörle-
rin hüküm sürdüğü gün-
ler de. Müşteri temsilcileri
ile yaratıcı yönetmenlerin
tatlı sert çekişmeleri de
eski hazzı vermiyor artık.
Şimdi herkes internette,
şimdi herkes cepte, şim-
di herkes sosyal medyada!
Geleneksel mecranın ıs-
rarlı rutini karşısında algı-
sı kapanan, aklında çoğun-
lukla marka yerine rekla-
mın kendisi kalan tüketi-
ciyi yeniden uyarmak için
her yola başvuran, karşısı-
na çıkan her mecrayı he-
vesle kullanan bir reklamcı
tipi türüyor. Gözünü sanal
ve sosyal medyadan ayır-
mayan bu yeni reklamcı
kuşağı,
gelenek-
sel mecra-
ların öldü-
ğünü, dijital
ve sosyal med-
ya çağının başladı-
ğını iddia eden popüler
uzmanların sadık takipçi-
leri hâline geliyor. Haksız
da say ı lmazlar! Çünkü
geleneksel mecranın tek
yönlü mesajlarından sı-
kılan tüketici, markalar-
la konuşma arzusuna ar-
tık gem vurmak istemiyor.
D e v am ı 5. s a y f a d a
>
Makarnanın
tarifideğişti
S
elva, makarna-
nın yemek kül-
türümüzde hak
ettiği yeri alma-
sı için yürüttü-
ğü araştırma ve geliştirme
çabalarının sonucunda ge-
tirdiği yeni tüketimönerile-
riyle, hem sektöründe hem
de tüketicilerinin zihninde
öncülük konumuna yerleş-
ti. Makarnaya mutlaka sos
yapılması gerekmediğini
söyleyen Selva, köfteden
menemene, tas kebabın-
dan orman kebabına dek
birçok yemeğimizin ma-
karnada sos olarak kullanı-
labileceği fikrini oluşturdu.
“BizimUsul Makarna” slo-
ganı Selva’nınmarka sloga-
nı olarak yerini aldı.
MARKA
SELVA
H a b e r 3. s a y f a d a
>
B
u ayki söyleşi-
mizin konuğu,
THY e-Ticaret
Müdürü Yüce
Zerey.Yaptığımız
söy leş i n i n konusunu,
Türkiye’de interaktif pa-
zarlama ve reklam sektö-
rünün sorunları oluşturu-
yor. Reklamverenin dijital
mecralara ilgisinin kon-
vansiyonel reklam ajansla-
rının da ağzını sulandırdı-
ğını söyleyenZerey, gençde-
likanlıların kurmuş olduk-
ları dijital ajansların piyasa-
ya yeterince kot pantolonlu
yönetici kazandırdığını be-
lirtiyor. Ancak, an itibarıy-
la büyük bir dönüşümsüre-
cinde olduğumuzun ve her-
kesin temkinli davrandığı-
nın altını çizmeyi de ihmal
etmiyor. Zerey’e göre, iki uç
arasında entegrasyonu sağ-
layarak puslu havada konu-
munukoruyanlar yeni döne-
me enhazır girenler olacak-
lardır. Zerey, özgünveglobal
düzlemde ses getiren proje-
leroluşturabilmek içinajans-
larındaha farklı disiplinler-
den, daha derin bir şekilde,
doğru entegrasyon çözüm-
leri altında beslenmesi ge-
rektiğine de dikkat çekiyor.
Büyük
dönüşümün
eşiğindeyiz
YÜCE ZEREY
SÖYLEŞİ
Sö y l e ş i 4. s a y f a d a
>
R
eklamcıların
göz ardı etti-
ği önemli bir
soru vardı r:
Yoksulluk, rek-
lamokurununpotansiyel tü-
ketici konumunu sarsacak
bir faktör müdür? Reklam
metinlerine yoksulların ba-
kış açısı, araştırmalarda ge-
nellikle ihmal edilmiştir.
Emrah Ayaşlıoğlu’nun tez
çalışması, bu ihmalin tela-
fisi yönünde atılmış önem-
li bir adımolarak değerlen-
dirilebilir. Reklam metin-
lerinde kurgulanan tüketi-
ci tipine ve kimliğine yok-
sulların direnç gösterdiği
kabulünü tezinin temeli-
ne yerleştiren Ayaşlıoğlu,
yaptığı alan çalışmasıyla
bu kabulün geçerliliğini
sorguluyor.
Çalışmada yoksulluk kav-
ramı, sadece ekonomik ve-
rilere bağlı olarak değil, sos-
yal hak ve özgürlüklerin
kullanımı da dikkate alı-
narak tanımlanıyor. Sosyal
dışlanma, marjinallik, kü-
reselleşme, kentsel yoksul-
luk gibi kavramlar da yok-
sullukla bağlantılı olarak
açıklanıyor. Ayaşlıoğlu’nun
çalışmasında, reklamların
ideolojik çerçevesinde be-
liren, yoksullukla kesişen
yönleriyle ön plana çıkan
bir tüketim kültürü tartış-
ması yapılıyor.
Ayaşlıoğlu, veri toplama
yöntemi olarak odak grup
görüşmesi kullanmış. Odak
gruplarını ise, atık kâğıt iş-
çilerinden, bir üniversite
yerleşkesinde çalışan işçi
vememurlardan, sonolarak
da bir alışveriş merkezinde
çalışan temizlik görevlileri
ve tezgâhtarlardan oluştur-
muş. Araştırmanın sonuç-
larına göre yoksullar, tüket-
me olanağına sahip olma-
dıkları bir ürün hakkında,
tüketme şansını elde etseler
dahi, mevcut kültürel biri-
kimleri ve konumları nede-
niyle, tüketimle birlikte ge-
leceği vadedilenmutluluğa
erişemeyeceklerini düşün-
mektedirler.
Reklamlarınyoksul grup-
lar tarafından nasıl algı-
landığının incelendiği bu
araştırma, üzerinde çok
fazla durulmayan “yoksul-
luk ve reklam” ilişkisi hak-
kında önemli bulgular or-
taya koymaktadır.
Yoksullukve
reklamalgısı
AKADEMİK
REKLAMLA İLGİLİ ALGILAMALARÜZERİNE BİRALANÇALIŞMASI
D e v am ı 7. s a y f a d a
>
FOTOĞRAF: ERSİN İLERİ
İnsan kendini
kitleye bırakırsa
...
İnsanı, bilinmeyenin dokunuşundan daha çok korkutan hiçbir şey yoktur.
İnsan kendisine değen şeyi görmek ve tanımak, en azından sınıflandırmak
ister. Yabancı herhangi bir şeyle fiziksel temastan her zaman kaçınma eği-
limindedir. Karanlıkta beklenmedik bir dokunuşun sebep olduğu korku, pa-
niğe kadar varabilir.
(...)
İnsanların, etraflarında yarattıkları bütün mesafe-
lerin nedeni bu korkudur.
(...)
Hırsız korkusu yalnızca soyulma korkusu de-
ğildir, aynı zamanda karanlığın içinden aniden uzanan beklenmedik bir el-
den duyulan korkudur.
(…)
İnsan bu dokunulma korkusundan yalnızca kit-
le içinde kurtulabilir. Korkunun, karşıtına dönüştüğü tek durum budur.
(...)
İnsan kendini kitleye bırakır bırakmaz, artık kitlenin dokunuşundan kork-
maz olur.
(...)
Kitlenin içinde kendisini iten her kimse, o da kendisi gibi biridir.
E L I A S CA N E T T I
K İ TLE VE İ KT İ DAR
İLÜSTRASYON: ABDULLAH YAŞAR
Lürzer’s Int’l Archive dergisi,
Ogilvy’nin dijital kreatif
direktörü Bastholm ile uzun
bir söyleşi yaptı. Bastholm’a
göre, bugün herkes zaten
Büyük Birader tarafından
izlendiğini biliyor. Dahası,
herkes birbirini izliyor artık.
Anadolu Jet, kurulduğu günden bu yana "Türkiye'de
uçmayan kalmasın" ilkesinden hareketle, bütçeleri
zorlamayan fiyatlarının yanı sıra, üst üste düzenlediği
kampanyalarıyla da dikkatleri çekiyor.
anadolu jet ile
uçmayankalmasın!
2
camdankelimeler
6
bugünherkes
birbirini izliyor
8
Aygül ve Yalçın
Pembecioğlu'-
nun, önce kendi
aralarında
eğlenmek için
kurdukları ve üye olan herkesin reklamlar
hakkında yorum yapabildiği Bigumigu sitesi,
geleneksel ve interaktif reklam dünyasının
yaratıcı insanlarını bir araya getiriyor.
ördeklerinyetiştirdiği
kunduzlarınmekânı
6
Amazon’da bugünlerde en çok satan ürün, Kindle adı
verilen bir kitap okutucu cihaz. Bir kitap büyüklüğündeki
bu aletle elektronik kitapçınızdan, dilediğiniz kitabı çok
ucuza satın alıp, çabucak indirebiliyorsunuz.
OCAK
2010
genna mcg’nin
aylık yayınıdır
1