Page 3 - gennaration1.indd

Basic HTML Version

3
OCAK 2010
K
endi döneminde “şöhret” olmuş, merak, ilgi,
heyecan, coşku uyandırmış o “büyük” mar-
kalar nerelerde şimdi?
“Kimler geldi, kimler geçti” repliği...
Peki neredelerşimdi, onlaratamolarakneoldu?
Karakola düşmüşmahalle hikâyelerinin, orada yaşayan her-
kes için bambaşka senaryoları vardır. “Bilirsiniz, bir senar-
yoda adam kahve dedikodusu üzerine karısını bıçaklamış-
tır, diğer senaryoya göre ise kadın intihar etmeye kalkmış-
tır, adamkurtarmıştır vs.” Anlar, dinlersiniz ki aslında kim-
se hikâyenin tamamını ya da aslını bilmiyordur.
Pazarlama iletişimcileri açısından, bu markaların tarihi
ve deneyimleri herkeste farklı farklı senaryolardan iba-
ret ne yazık ki...
Ortada pek arayıp soran, araştıran da yok, sanırım ihtiyaç
hisseden de. Örneğin o “meşhur” markaların hangisi ha-
yatta, hangisi cinayete kurban gitti, katil kim? Veya kim-
ler? Azmettirenler, yardım ve yataklık edenler... Peki “ece-
liyle” öldülerse, ki markalar ecelleriyle ölmez, onları kim
“eceline” terk etti. Yaşıyorlarsa nasıl?
Bu senaryoları ya da öykülerin gerçeğini bilebilsek ne ka-
dar öğretici olurdu...
Mesela “Elvan”, “Ankara” gazozları vardı. Çocukluğumun
bir parçası, o döneme ait anılarımın bir kısmı da onlarla
birlikte kayboldu ve gitti. Benim için çok büyük bir kayıptır.
Dandy cikletleri vardı. On beş gün meraktan ölmüş ölmüş
dirilmiştik acaba bu ne reklamı diyerek… Çıka çıka arka-
sından ciklet çıkmıştı da hayal kırıklığına bile uğramamış-
tık. Öyle bir şov yapmışlardı ki, biz çocuklar tatmin olmuş-
tuk. Teaser denilince aklı-
ma hâlâ o kampanyagelir.
“Wilkinson” tıraş bıça-
ğı vardı, babamdan öyle
görmüştüm ve ilk onun-
la sakal traşı olmuştum.
“Mekap”, giydiğim ilk spor
ayakkabısı idi. Evdekileri
ikna edip aldırana kadar
çok uğraşmıştım. “Parça-
lanır oğlum o, öyle ayak-
kabı dayanır mı sizin oy-
nadığınız topa” diye dü-
şünüyorlardı.
“Bisan” bisikletim vardı, günlerce anlatabilirim o bisikletle
yaşadığım bir sürü güzel ve değerli anıyı...
“Boğaziçi Limon Kolonyası”… Anadolu’nun küçük bir ilçe-
sinden hiç görmediğim Boğaz Köprüsü’nü ve İstanbul’u
imge olarak ilk o reklamlarda kavramıştım...
“Evet nebati yağları”, “Murat 124”, “Anadol”, “Pamukbank”,
“Pinoparfüm”, “Fadeodorant”, “Tomato”, “İxir”, “Grundig” vb.
Eminim, sizlerin belleği benimkinden çok daha iyidir. Bi’
hatırlayın o markaları...
Hepimizin belleğinde anlar, anlamlar ve anılar var. Her
anlam ve anının içinde, genellikle pek üzerinde durulma-
yan ama o günlerde kendimizle ve çevremizle birlikte an-
lamlandırdığımız markalar. Markalar hayatımızdan çıkıp
gittiklerinde o anıların da, anlamların da eksildiğini, hatta
zaman zaman öldüğünü hissetmek müşterisi (yakını) ola-
rak hüzün verici.
O günlerden bu günlere aramızda ve anılarımızda kalma-
yı başaranlar; iyi ki varsınız, sizlerle birlikte anılarımız hâlâ
canlı, anlamlı, geçmişin amprik bilgisini de üzerinizde ta-
şıyarak, yarın da aramızda var olacağınızı bilmek hepimi-
ze güven veriyor. Hatta şimdi tüketiciniz olmasak bile...
Şimdi aramızda olmayanlara gelince, sizleri, tarihinizi, si-
zi bizden uzak tutan her ne varsa iyi analiz etmemiz ge-
rekiyor. Geleceğe ışık tutmak için, anılarımızdan ve an-
lamlarımızdan kaybetmeyelim diye...
Çocuklarımızın da geleceğe ait anlam ve anılarını ko-
ruyabilelim diye...
Tam da bu noktada, elinizdeki bu ilk sayısı olan
Gennaration’un, geleceğe sahip çıkma misyonuna hiz-
met edeceğini düşünüyorum...
a. uğur alparslan
Hatırla sevgili...
Gıdagüvenliği i�in
gıda temizliği
İNOVASYON
EX’SİR: TEMİZLİKTE YENİ BİR KATEGORİ
T
arladayken za-
ten zirai ilaç-
lamadan geçi-
rilen sebze ve
meyveler,uzun
süredayanabilmeleri içinbir
de parafin/wax ile kaplanır-
lar. Bu tabaka altında kalan
mikrop/bakterileri ve zirai
ilaçkalıntılarını suyada sir-
keli su gibi geleneksel yön-
temlerle arındırmak müm-
kün değildir. Birçok hasta-
lığa kaynaklık ederek insan
sağlığını tehdit eden bu za-
rarlılardan sebze ve mey-
velerimizi arındırmak için
Türkiye’nin %100 bitkisel
ilk sebze-meyve arındırma
konsantresi Ex’sir Sanitizer
üretildi. Türkbiliminsanla-
rıncageliştirilenvegüvenilir
laboratuvarlarda test edilip
onaylanan Ex’sir Sanitizer,
%100’ekadararındırmaözel-
liğine sahip olmasının yanı
sıra, zaman ve sudan tasar-
ruf etmeolanağı da sağlıyor.
Peynirde lezzetintarifi
M
uratbey,sağlık
ve saflığı esas
alarak çıktığı
45 yıllık lez-
zet yolculu-
ğunda, peynir denince ak-
la gelen ilk isim olmayı ba-
şardı. Lezzetli olsunderken
sağlıktan, sağlıklı olsunder-
ken lezzetten vazgeçmek is-
temeyenleri vegelenekselda-
makzevkindenödünverme-
yenlerihedefleyenMuratbey,
ayrıca Anadolu’nun dört bir
yanındanyörelereözgüpey-
nirleri, kimsenin duymadı-
ğı,bilmediği, tatmadığı lezzet
bırakmayacakbiçimdesofra-
lara sunuyor.Mayalanma ve
işlenme aşamalarının bilgi,
özenvedikkatgerektirdiğine
dikkat çeken Muratbey, or-
tak beklentileri şöyle sıralı-
yor: Süt açısından ne kadar
zengin olduğunu gösteren
yüksek kalsiyumkarşılama
oranı olmalı; geleneksel da-
mak tadınahitapedençeşit-
leri bulunmalı vehiçbir kat-
kımaddesi kullanılmamalı.
Muratbey ayrıca çocuklar
için, yüksekkalsiyumdeğer-
leri ve katkısız üretimanla-
yışını sahipleniyor.
MARKA
MURATBEY SAĞLIK, GÜVENVE LEZZETİ AYNI AMBALAJDASUNUYOR
Selva,makarnanın
tarifinideğiştirdi
MARKA
SELVA'DANMAKARNATÜKETİMİNDE YENİ BİR ÖNERİ
B
undanonbir yıl
önce Konya’da
üretime başla-
yan Selva, ma-
karnanın ye-
mek kültürümüzde hak et-
tiği yeri alması için yürüt-
tüğü araştırma ve geliştir-
me çabalarının sonucunda,
ülkemizdemakarnaya kar-
şı var olan ön yargıları yık-
mayı başardı. Getirdiği yeni
tüketim önerileriyle Selva,
hemsektöründe hemde tü-
keticilerinin zihninde ön-
cülük konumuna yerleşti.
Selva, marka kiml iği-
ni oluşturma sürecine,
İtalya’da kişi başına yılda
20 kg makarna tüketilme-
sine karşılık bu değerin sa-
dece 6 kg olduğuTürkiye’de
makarna tüketiminin artı-
rılması için neler yapılabi-
leceğini sorgulayarak baş-
ladı. Pazarlama uzmanı ve
gurme Prof. Arman Kırım
ile ortak fikir üretme ve
“farklılaşmayı arama” ça-
lışmalarının ardından, 22
ilde 4 bin 500 kişiyi kap-
sayan saha araştırmasıy-
la, makarnaya hak ettiği
itibarı yeniden kazandır-
mak için gerekli cevapları
bulmaya çalıştı.
Makarnanın yabancı sos-
lara
bağımlı, yavan bir yemek
olarak algılandığı ve in-
sanımızın damak tadının
bu soslarla uyum göstere-
mediği gerçeğinden hare-
ket eden Selva, damak alış-
kanlığımızdan uzaklaşma-
danmakarna tüketim kül-
türüne ne gibi yenilikler ge-
tirilebileceğini TürkMutfak
Vakfı ile birlikte sorgulaya-
rak, yepyeni makarna pişir-
me tarifleri geliştirdi.
İletişim ve reklam sek-
törünün tanınmış isimle-
rinden A. Selim Tuncer’in
konumlandırma önerisiy-
le Selva, makarnaya mut-
laka sos yapılması gerek-
mediği ve tencere yemek-
lerinin baskın olduğu ye-
mek kültürümüzün zen-
ginliğinden yararlanarak,
köfteden menemene, tas
kebabından orman keba-
bına dek birçok yemeği-
mizin makarnada sos ola-
rak kullanılabileceği fikri-
ni oluşturdu.
Selva, yaptığı kalitatif ve
kantitatif araştırma ve de-
ğerlendirmelerde, tüketici-
lerinmakarna hakkındaki
fikirlerinin bu yeni tüketim
usulü önerisiyle değişebi-
leceğini gözlemledi. Sade
makarnayı dünyada ilk kez,
pişirme önerisine gö-
re sınıflandıran
Selva, ma-
kar-
nayı Türkiye’de ana yemek
konumuna taşımak için, tü-
keticisine kendisini “Türk
MutfağınınMakarnası” ni-
teliğiyle benimsetmeyi he-
defledi.
Yepyeni bir görsel kim-
lik oluşturan Selva, Mayıs
2009’da, makarna tüke-
timinde yeni bir yöntem
önerisi getiren ve Uğur
Yücel’in rol aldığı bir rek-
lam kampanyası süreci
başlattı. “Türk Mutfağının
Makarnası” sloganı,Türkiye
coğrafyasında yaşayan ve
tüm farklılıklarına rağmen
ortak bir kültürü paylaşan,
bu kültür içerisinde bütün-
leşen bir toplumun beslen-
me alışkanlıklarını işaret
etmek üzere, Selva’nın te-
mel konseptinin kaynağı-
nı oluşturdu.
Selva’yı rakiplerinden
dramatik bir şekilde fark-
l ı laştırarak yeni bir ko-
numa taşıyan “tüketim
önerisi” ise, “Bizim Usul
Makarna” sloganında so-
mutlaştı. Özellikle yöresel
mutfaklarıyla farklılaşan
ama örneğin “tencere ye-
mekleri” ortak paydasın-
da bütünleşen bir coğraf-
yada yaşayan bütün kesim-
lerin bir “biz” söylemini be-
nimsediklerini kabul ede-
rek, “BizimUsul Makarna”
sloganı Selva’nın tüketiciyle
iletişimindemarka sloganı
olarak yerini aldı.
Sürdürdüğüiletişimkam-
panyalarıyla satışlarında,
pazara yeni aktörler gir-
mesine rağmen %55 artış
sağlayanSelva, tüketicisiyle
kurmayı amaçladığı sıcak,
samimi, tüketimde fark-
lılık yaratacak iletişim
amaçları çerçevesin-
de, geleneksel “mass”
medya kullanımı-
nın yanı sıra sos-
yal medya kul-
lanımına da
ağırlık verdi.
Selva’nın
Ekim
2009’da ger-
çekleştirdiği
rek lam kam-
panyası, sami-
mi, ak ı lda kal ıcı,
Türk geleneklerine uy-
gun paylaşımcı duyguların
altını çizen “KomşuHakkı:
3 Al 2 Öde, Biri Komşuna
Hediye” fikrini benimset-
meyi amaçladı. Bu kam-
panyada, yemek tarifleri ve
blog yazarıDevletşahÖzcan
da Uğur Yücel’e eşlik etti.
Aynı anda, Selva ile tüke-
ticileri arasında yakın iliş-
kiyi güçlendirmeyi hedefle-
yen komsuhakki.com inter-
net sitesi de yayına alındı.
Makarnanın tek başına
bir yemek olarak tüketile-
bileceğini, Türk mutfağı-
na ait lezzetlerle uyumlu ve
geliştirilebilenözellikleri ol-
duğunu, tüketici görüşleri-
ni iletişimde vurgulayacak
projeleri hayata geçirme-
yi planlı olarak sürdüren
Selva, “Anadolu Lezzetleri”
ve “Şipşak Makarna” gibi
yeni önerilerle, hem sektö-
ründeki hem de tüketicile-
rinin zihnindeki öncülük
konumunu güçlendirmeyi
hedefliyor.
SELVA
LANSMAN FİLMİ
vimeo.com/7264298
SELVA
KOMŞU HAKKI FİLMİ
vimeo.com/7264298
SELVA
RAMAZAN FİLMİ
vimeo.com/7264298
SELVA FİLMLERİNİ SAĞDAKİ
ADRESLERDEN VEYA CEP
TELEFONUNUZLA RENKLİ
ETİKETLERİNİ OKUTARAK
İZLEYEBİLİRSİNİZ. RENKLİ
ETİKETLERİN KULLANIMIYLA
İLGİLİ AYRINTILI AÇIKLAMA
8. SAYFAMIZDA.