Page 8 - gennaration1.indd

Basic HTML Version

hasan ayla
1,4 kg beyin. Discovery Channel. Einstein kılıklı bilim
adamı. Derin üzüntü. “Hâlâ çözemedik…” Küçük dev or-
gan. 1,4 kg beyin. Bilinci değiştirememek. Bilinci yön-
lendirmek. 9 kalibrelik sözcükler. Bilmem kaç kalibre-
dir bu görseller. Reklam. Reklamcı. “Anneme reklamcı
olduğumu söylemeyin.” Yeni reklam. Yeni reklamcı. An-
neme reklamcı olduğumu söyleyin. Çemberin dışındaki
annem. “Nerede o eski reklamlar” oğul. www.neredeo-
eskireklamlar.com anne. MeSaNe’m dolmuş taşmış rek-
lamla. Bir boşalsam, karşıki dağlar inleyecek ama. Net-
ten çiçek gönderdim, “rüşvet deyu” almadılar. Gördün
mü bak, www.cemberinicindeyim.com. Çemberin içinde
olmak. “Mecburen” çemberin içinde olmak. Arkadaşın
seni tag’ledi. Hayır hayır, “Tag” me to the moon. Nâzım.
Yaşamak bir ağaç gibi tek ve hür/ Ve sosyal ağlardaki
gibi kardeşçesine. “Hikmet”inden sual olunmaz ama net-
ten sevgili “yaptım.” Durun, siz “kardeştiniz!” Kızın biri
ile chat’leştim. Akabinde zaten chat’ur çutur. www.ci-
karmadanbes.com. Şeker gibi. Hayır imkânsız. Coca Co-
la Zero’da hiç şeker yoktur. Ne alaka. Ekranın sağ kö-
şesinde tam alaka! Çık aradan Coca Cola. Aradaki “sı-
vı alışverişi”nde sen yoksun! Arada sıvı alışverişi var-
sa ben aslında çokum. Arada kalmak. Arada kalmamak
için “arada kaldım” yaz, 2222’ye gönder, nerede kaldığı-
nı öğren. Esirgeyen ve bağışlayan “connection”dan baş-
larım. Esirgemeyen ve bağışlamayan “disconnection”la
yanarım. www. 666. “Satan” tutan sen beni/ Zehire ka-
tan sen beni. Hay satayım, neredeyse gittigidecek ru-
hum. Satıyorum. Satıyorum. Sattım. www.ruhunuout-
doordagormusler.com. Outdoor da mecra mı be, elalem
neler yapıyor. Kinovatif gördüm seni biraz. Her inovas-
yon aslında biraz “kin” ovasyondur. “Kinin” acısı gibi ko-
nuşma bana. O zaman Aristoteles bakma bana öyle top-
rak altında mantıksızca. Sen yapmazsan, ben yapmaz-
sam, o yapmazsa, nasıl çıkar “1-0” mantığı ortaya? Be-
ni yerimden kaldırma. Elma+Z yap, çıksın seni “satan”
hemen ortaya. İnovasyon inovasyon içindir. İnovasyon
toplum içindir. O zaman inovasyon rakipler içindir. İno-
vasyon rakip içinse, marketing kimin içindir? Marketing
“farketing” için. İngilizce’nin “-ing” hecesi Türkçe keli-
melerin tam kıçına koymak içindir. Facebook, Friendfe-
ed, Twitter… hepimiz için. “Oğul, eski öğrencilerimin re-
simleri varmış ‘Facebook’ta.” Facebook da annem için-
dir. Ecnebi bir memlekette esen rüzgâr, montumuzun
yakasını kaldıralım diyedir. “Viral” bir kampanyaya ya-
kalanmayalım diyedir. Aşısı bulunana kadar, virüs bizi
“biraz” kaşısın diyedir. “Al dedi git dedi viralini yap de-
di” içindir. Adı üstünde viral, WOM (word of mouth) ile
bulaşsın içindir. Dünya büyük, dükkân küçük iken, dün-
ya küçük “dükkân” büyük olsun diyedir. Ayrışmak için-
dir. Ayrışmak burada oluyorsa, kaynaşmak burada olu-
yorsa, o zaman kaynaşmak ayrışmak içindir. Aristote-
les, ceteris paribus (diğer her şey sabit) iken sensin yi-
ne haklı. Bu “mantıkla” www.aristoteles.com ile çözmek
yeterli midir acaba olayı. Başlama bana dabıl yu dabıl
yu dabıl yu’dan sonra. Yoksa başlarım senin memesine
dokunamayıp sağamadığın koyununa. Başlatma senin
oraksız çekiçsiz tık tık diye ekip biçtiğin tarlana. Bahse
girerim sen hiç girmemişsindir bir ağıra. www.yiyorsa-
giriddiaya.com. Yenmez. Jestin, mimiğin, retoriğin olma-
dığı dünya tatsız tuzsuzdur, yenmez. Teknoloji her şeyi
yenebilir ama. Oğul, romatizmam azdı herhâlde, götür
beni Cerrahpaşa’ya. Ey gidi Cerrahpaşa/ İçmem suyun-
dan içmem/ Bi’ dahaki seneye yolcu da gelip geçmem
e-doktor varken hâlihazırda. Alırız ana sana ekranın üs-
tündeki banner’daki vitaminden, bir şeyciğin kalmaz sa-
baha. Oğul, dalga geçme benimle, anlamıyorum ne dedi-
ğini. O zaman hemen mail atıyorum herhangi bir radyo-
ya ve gelsin senin ve Ordu’da vatani görevini yapan tüm
askerler için Eminem’den. “I’m sorry Mama/ I never me-
ant to hurt you/ I never meant to make you cry/ But to-
night I’m cleanin’ out my closet.” Oğul, “Emine’m”i söy-
leyen adamın “Muallim” diye de bir şarkısı vardı, onu da
istesene. Olur ana… www.insandegilim.com ve SON. Al-
kışlar ve perde. Pardon! Alkışlar ve “shut down.”
Hasan Ayla
Yaratıcı Yönetmen, Genna MCG
Anneme reklamcı olduğumu söylemeyin...
Ya da söyleyin, nasıl olsa artık “hiç” anlamaz!
Alırız ana sana ekranın
üstündeki banner'daki
vitaminden, bir şeyciğin
kalmaz sabaha. Oğul,
dalga geçme benimle,
anlamıyorum ne dediğini.
Bilgi, geliştirilip tartışılmalı ve çoğaltılmalıdır,
yoksa kaybolup gider.
–Peter F. Drucker
Ö
düllü dijital
kreatif direk-
tör Lars Bast-
holm, Nisan
20 0 9 ’d a
Ogilvy’nin Kuzey Ame-
rika’daki tüm dijital iş-
ler inden sorumlu di j i-
tal kreatif direktörü ol-
du. İnteraktif pazarlama
alanında 12 yı ldır çal ı-
şan Bastholm, İskandinav
Grey Interactive’de başladı-
ğı kariyerini Danimarkalı
Framfab’da kreatif direk-
tör olarak sürdürdü. Nike,
LEGO, Sprite ve Carlsberg
gibi uluslararası marka-
lara hizmer veren Lars
Bastholm, Cannes’da tam
üç kez Cyber Lion Grands
Prix kazandı. Ogilvy’e gel-
meden önce dört yıl kaldı-
ğı AKQA’da kreatif müdür
yardımcılığı yaptı ve Coke,
Smirnoff ve Motorola’nın
interaktif işlerinin alınma-
sında anahtar rol oynadı.
Lürzer’s Int’l Archive der-
gisinin 2009 yılındaki 4.
cildinde Hermann Vaske,
Lars Bastholm ile uzun bir
söyleşi yaptı. Aşağıda bu
söyleşinin geniş bir özeti-
ni bulacaksınız.
Dijital reklamcılığın ar-
dında tek bir itici güç olma-
dığını belirten Bastholm,
bu güçlerin başında, insan-
ların, bir arada olmaktan
keyif duyacakları yeni şey-
leri keşfetme tutkusunun
geldiğini söylüyor. Bir di-
ğer itici güç olarak da, rek-
lamcıların insanlara ulaş-
manın daha etkili yolları-
nı bulmaya çalışmalarını
gösteriyor. Televizyon rek-
lamlarına ilginin azaldığı-
na dikkat çekip, insanla-
rı iletişime katmanın bir
yolu olarak dijital medya-
nın karşılıklı konuşmaya
son derece uygun bir mec-
ra olduğunu öne sürüyor.
Bastholm’a göre, dijital
medyanın ardındaki en
önemli itici güçler bunlar.
Performans ile yaratı-
cılık arasındaki ezelî re-
kabetin dijital medyadaki
hâlini sorgulayan Vaske’ye
verdiği cevapta Bastholm,
eskiden sadece tıklama sa-
yısının yeterli görüldüğü-
nü, ama artık bunun yan-
lış bir ölçü olduğunu, zira
insanların alıkonulmaktan
hoşlanmadığını söylüyor:
Tıpkı TV reklamlarında
olduğu gibi, banner’lar da
insanları o anda yaptıkları
işten alıkoymakta ve mar-
ka ile iletişim içine girme-
lerini talep etmektedir;
oysa ben o anda başka bir
şeyle meşgulüm, buraya o
banner’a tıklamak için gel-
medim. Bastholm, online
reklamcılığın şu an çok da
iyi bir durumda olmadığı-
nı ve düşüşe geçtiğini iddia
ediyor. Banner tıklatmak
ve tıklamaları saymaktan
öteye geçmeyen bir başarı
anlayışının yanlış olduğu-
nu söylüyor.
Dünyadaki son finans
krizi sayesinde dijital med-
yanın geleneksel medyayı
her konuda geride bıraka-
cağından emin olmadığı-
nı söyleyen Bastholm, ile-
tişimcilerin dikkat çeke-
bilmek için hâlâ gelenek-
sel medyayı kul lanmak
zorunda olduğunu belir-
tiyor: Evet, dijital medya
çok daha hassas ölçümler
yapılmasına olanak sağlı-
yor ve kriz dönemlerinde
reklamcıların hassas öl-
çümlere çok daha fazla
ihtiyacı vardır. Buna rağ-
men, dijital medyanın bu
ölçülebilirlik yeteneğinin
yaratıcılık için de avantaj
sağlayıp sağlamadığı sor-
gulanmalıdır. Ölçüm de-
yince akla araştırmalar,
ödenekler ve banner’lar
gelmektedir, ama marka-
nın vadettiği duygusal de-
neyimi ölçmek ne kadar
mümkündür? Bastholm’a
göre, bu yüzden, ölçüle-
bilirlik ve markalaştırma
arasında hâlâ korunması
gereken bir denge bulun-
malıdır.
Finansal krizlerin dijital
dünyada yaratılan fikirle-
ri etkilemeyeceğini düşü-
nen Bastholm, her ajan-
sın, elindeki kaynaklarla,
yapabileceğinin en iyisini
yapmak istediğini ve bazen
çok kısıtlı bütçelerle ve çok
az kaynakla da olsa, orta-
ya çok daha etkili ve çok
daha düşük maliyetli fi-
kirler çıkabileceğini vur-
guluyor. Bastholm, insan-
ların dijital olana ilgisinin
giderek arttığını ve dijital
medyanın da daha çok in-
sana ulaşmanın yeni yol-
larını keşfettiğini, dijital
reklamcıların asıl kazan-
cının da bu yakınlaşma-
dan doğduğunu söylüyor.
Ona göre, geleneksel rek-
lamcılıkta hedef kitleye
ulaşmak için katedilmesi
gereken yol çok masraflı:
İnsanlar örneğin TiVo’yu
TV’ye tercih ediyor, TV sey-
rederken de reklama rast-
ladıklarında kanal değiş-
tiriyorlar.
Mecranınkendisininfik-
re nasıl ilham kaynağı ola-
bileceği sorusunu hayli il-
ginç bulan Bastholm, ön-
celikle mecranın yetenek-
lerine teknik açıdan bak-
mamız gerektiğini belirti-
yor. Teknolojisi kavranma-
yan bir mecranın fikirle-
re nasıl ilham olabilece-
ğinin de anlaşılamayaca-
ğını vurguluyor: Örneğin
Twitter’ın arkasındaki web
teknolojisini anladığımız-
da, bu aracın aslında ne
kadar basit bir araç oldu-
ğunu ve nasıl ortaya çıktı-
ğını da görürüz. YouTube
için de aynı durum geçer-
li. Dünyanın neye ihtiyacı
olduğunu iyi görenler, işte
böyle kolay kullanılabilen
araçları hayata geçirebil-
mektedir.
İnternet in gazete ve
telev i zyon karşısında-
ki konumu da sorulmuş
Bastholm’a. İnternetin bu
geleneksel mecraların bir
şekilde yerini aldığını söy-
leyen Bastholm, buna rağ-
men hâlâ hafta sonlarında
kahvaltıda gazete okudu-
ğunu ve parmaklarınamü-
rekkep bulaşmasından çok
hoşlandığını belirtmeden
geçemiyor. Çevresindeki
herkesin gazeteyi inter-
net üzerinden okuduğunu
ve kendisine çok şaşırdık-
larını, kimsenin artık ga-
zete almayı düşünmediği-
ni anlatan Bastholm’a gö-
re, yazılı basın yakın ge-
lecekte etkisini kaybedip
yok olacak.
Ama TV için durumun
farklı olduğunu düşünü-
yor: TV sadece yer değiş-
tiriyor ve bu süreçte ken-
disi de değişiyor. Gelecekte
televizyonun açık büfe gi-
bi olacağını ve insanların,
ne seyretmek istiyorlar-
sa onu seçeceklerini söy-
lüyor: Yayın akışı, prime
time gibi kavramlar yok
olacak; artık her şey ki-
şisel tercihe bağlanacak,
neyi ve ne zaman seyre-
deceğimize kendimiz ka-
rar vereceğiz. Bastholm,
bu değişimin, televizyon
reklamcılığını da etkile-
yeceğine dikkat çekiyor:
Giderek daha az insan te-
levizyon izlemeye başladı,
televizyoncular aynı türde
içerik üretmek için daha
çok paraya ihtiyaç duyu-
yor ve dolayısıyla reklam
fiyatları da sürekli yük-
seliyor. Bu durum, bu ya-
yıncılık modelinin aslın-
da onarılamayacak şekil-
de parçalandığının da gös-
tergesi. Hulu.com gibi ya-
pıların, TV izlemenin al-
ternatif yollarını sundu-
ğunu söyleyen Bastholm,
TV’nin aslında hiçbir yere
gitmediğini, ama interne-
tin çok farklı bir katman
gibi tüm içeriklerin üzeri-
ne oturduğunu belirtiyor.
Bastholm’a göre, gaze-
telerin içeriği hiçbir za-
man yok olmayacak ama
başka bir modele dönüşe-
cek: İnsanlar artık eski-
si gibi okumuyor, insan-
lar artık video seyrediyor.
Haberlerin ne şekle gire-
ceğini tahmin etmek için
bir ipucudur bu: Haberler
de artık küçük parçalara
bölünecek ve videolardan
oluşacak. İnsanların dik-
kat süresi kısalıyor, ilgile-
ri genişliyor ama derinleş-
miyor. Entelektüeller mi?
Onlar hâlâ The Economist
okumaya devam edecek,
ama sokaktaki insandan
haberleri olmayacak!
Bu yöndeki düşünceleri-
ni örneklemeyi sürdüren
Bastholm, sinema eleştir-
menliğinin de yok olma
tehdidi yaşadığını söylüyor.
Online mecrada artık her
yerde eleştirmenlere, yüz-
lerce film eleştirisine rast-
lamakmümkün, diyor.Ona
göre, tek tek kişilerin bir
film hakkında ne düşün-
düğü değil, belli bir kesi-
min, büyük izleyici grup-
larının o filmhakkında ne
düşündüğü önemli sayılı-
yor. Bununkalite açısından
iyi mi, yoksa kötümü oldu-
ğu sorusunu ise, demokra-
si kavramına başvurarak
cevaplıyor. Kitlenin genel
görüşüne duyulan ilgiyi de-
mokrasinin etkin varlığı-
na işaret sayan Bastholm,
demokrasinin bize özgün
sesleri değil, kitlesel ka-
naati verdiğini söylüyor.
Sosyal mecranın bi l-
hassa yeni kuşak larda
mahremiyet anlay ışını
değiştirdiğine dikkat çe-
ken Bastholm, artık ha-
yatın Facebook, Twitter
ve benzeri mecralar üze-
rinden alenen yaşandığı-
nı düşünüyor. Hatta, di-
yor Bastholm, şimdiler-
de eğer kim olduğunuzu
diğerleriyle paylaşmıyor-
sanız şüpheli konumuna
düşüyorsunuz, sakladığı-
nız bir şey var sanıyorlar:
Önceki kuşaklar, muhte-
melen yetmişlerdeki Büyük
Birader paranoyası yüzün-
den, mahremiyete çok da-
ha fazla önem veriyorlar-
dı. Şimdiyse herkes zaten
Büyük Birader tarafından
izlendiğini biliyor ve bun-
da bir sorun görmüyor.
Dahası, herkes birbirini
izliyor artık.
Facebook ve benzeri sos-
yal medya araçlarında in-
sanların, kendilerine ait
bilgi ve resimleri paylaş-
masının tehlikelerinden
söz eden Bastholm, her
on kişiden dokuzunun,
kayıt esnasında karşıları-
na çıkan ve küçük punto-
larla yazılmış sözleşme-
leri hiç okumadan onay-
ladığına dikkat çekiyor.
Bastholm, mahremiyet
kaybının ve bilgi paylaşı-
mının yol açacağı sorun-
ları, kendi yaşadığı dene-
yimleri de aktararak vur-
guladıktan sonra, ailelerin,
çocuklarına, nasıl bisikle-
te binmeyi öğretiyorlarsa,
dijital dünyada nasıl gezi-
neceklerini de öğretmele-
ri gerektiğini savunuyor.
Bastholm’a göre inter-
net, diğer tüm mecralar-
dan çok daha fazla, demok-
rasiye yönelten bir mecra.
Erişebildiğimiz bilgi mik-
tarı arttıkça, herhangi bir
konuda karar verme yeti-
mizin de gelişeceğini be-
lirtiyor. İnternet kullanı-
mı yaygınlaştıkça da, ih-
tiyaç duyduğumuz bilgi-
nin saklı kalmasının zor-
laşacağını da vurguluyor.
Demokrasinin de tam da
böyle bir durumu ifade et-
tiğini belirten Bastholm,
erişilen bilginin güvenilir
olmasının önemine dikkat
çekmeyi de ihmal etmiyor.
Dijital yaratıcılığın ge-
leceğ i ne da i r sor uy u
cevaplarken, Japonya ve
Güney Kore gibi ülkeler-
de sağlanan bant genişliği-
ne dikkat çeken Bastholm,
böylesine geniş bir iletişim
kanalında tam-ekran vi-
deoların herhangi bir so-
runsuz yayınlanabileceği-
ni, dolayısıyla da insanlara
hikâye anlatma yolları üze-
rinde olumlu etkileri ola-
cağını söylüyor. Örneğin
Kore’de aynı anda birden
fazla videonun birbirleriy-
le etkileşimli biçimde ya-
yımlandığı işler üretildi-
ğini anlatıyor. Bantlar ge-
nişledikçe online mecra-
larda yayıncılığın da fark-
lılaşacağını ve çeşitlenece-
ğini savunuyor. Geniş bant
tutkunlarıyla girilecek bir
diyaloğun da reklamcılara
da yeni veriler kazandıra-
cağını belirtiyor.
Bastholm, son olarak,
neden kreatif direktör ol-
duğunu merak duygusuy-
la açıklıyor. Delicesine bir
merak duygusu taşıdığını
söyleyen Bastholm, dünya-
nın en ilham verici şehir-
lerinden biri olduğu için
New York’ta yaşamayı ter-
cih ettiğini, şehrin sokak-
larında yürürken özgün bir
duvar yazısıyla karşılaşma-
sının an meselesi olduğu-
nu, insanların konuşmala-
rına kulak kabarttığını ve
birçok şeyin kendisini şa-
şırttığını anlatıyor.
Herkesbirbirini izliyor
DİJİTAL REKLAMCILIK SEKTÖRÜNÜNÖDÜLLÜKREATİF DİREKTÖRLERİNDEN LARS BASTHOLM:
Dijital reklamcılığın ardında tek bir
itici güç olmadığını belirten Bastholm,
bu güçlerin başında, insanların, bir
arada olmaktan keyif duyacakları yeni
şeyleri keşfetme tutkusunun geldiğini
söylüyor.
Önceki kuşaklar, muhtemelen
yetmişlerdeki Büyük Birader paranoyası
yüzünden, mahremiyete çok daha fazla
önem veriyorlardı. Şimdiyse herkes
zaten Büyük Birader tarafından
izlendiğini biliyor.
Renkli
etiketlerle
haberötesi...
G
azetemiz, kâ-
ğıt üzer i nde
yansıt ı lması
mümkün ol-
ma y a n k ay-
naklara okurun erişebil-
mesini sağ lamak ama-
cıyla, haberlere barkod
ve web adresi ekleme uy-
gulamasını başlatmıştır.
Gennaration, bu uygulama
sayesinde, okur-
larının gazete ile
ilişkisini kâğıdın
sınırlarının öte-
sine geçirmekte
ve okuma süre-
cini online mec-
ralara taşımak-
tadır. Bu uygula-
mada, bazı haber
ve yazılarımızın
altında bir barkod
ve bir web adresi
göreceksiniz. Bu barkodu
ya da linki kullanarak, o
haberde sözü geçen vide-
oya ya da web sitesine in-
ternet üzerinden kolayca
erişebilirsiniz.
Barkodları kullanarak
haberle ilgili kaynağa in-
ternet üzerinden erişebil-
mek için ilk adımda mo-
bil cihazınıza Microsoft
Tag uygulamasını indir-
melisiniz. Kullandığınız
cep telefonu eğer Android,
Blackberry, iPhone, Java 2
Micro Edition, PalmOS,
Symbian S60, Symbian
S60 1st Edit, Symbian S60
2nd Edit, Symbian S60
3rd Edit, Symbian S60 5th
Edit, Windows Mobile ya
daWindows Phone işletim
sistemlerinden birini taşı-
yorsa,
http://gettag.mobi/
adresinden Microsoft Tag
uygulamasını indirebilir-
siniz.
Microsof t Tag
uygulamasını mo-
bil cihazınıza in-
dirdiğinizde, si-
ze verdiğimiz bar-
kodları kullana-
rak, haberde ge-
çen video kayna-
ğına internet üze-
rinden erişime ha-
zırsınız demektir.
Bunun için yap-
manız gereken tek işlem,
cep telefonunuzun ka-
merasının objektifini ga-
zetemizdeki ilgili barko-
da tutarak, cihazınızda
yüklü olan Microsoft Tag
uygulamasının o barko-
du okumasını sağlamak-
tır. Okuma işlemi tamam-
landığında cihazınız ilgi-
li video ya da web sitesiy-
le internet bağlantısı ku-
rarak, cep telefonunuzun
ekranında o kaynağın içe-
riğini görüntüleyecektir.
TEKNOLOJİ
MICROSOFT TAG
OCAK
2010
genna mcg’nin
aylık yayınıdır
1
www.gennaratıon.com.tr
www.genna.com.tr