Page 1 - gennaration5.indd

Basic HTML Version

a . s e l i m t u n c e r
2
ö z g ü r u ç k a n
6
a . u ğ u r a l p a r s l a n
4
z e r i n d i r i h a n
7
h . k ü b r a g ü n e r
5
ö z l e m t a n s a l
8
Ekonomi Dergisi Fortune’ın
düzenlediği ve Türkiye’nin en
büyük şirketlerinin belirlendiği
liste, geçtiğimiz günlerde
açıklandı.
selva, türkiye’nin
500büyükşirketi
arasında
4
“bazı hakları saklıdır”
6
bizdeher insan
gibi işimizi yaparız
3
5dakikadabeşiktaş, 3dakikadaşipşak!
2
Şipşak Makarna, şimdi de
trafikte karşımıza çıkmaya
başladı. Taksim ve
Harbiye - Beşiktaş
hattı dolmuşları,
Şipşak Makarna’yı
kampanyanın
bu sloganıyla
anlatıyor.
“Her anlamın insana ait tüm
ayrıntılarının hesaba katılması
gerektiğini bildiğimiz gibi,
sağlam bir strateji üzerine
çakılmayan hiçbir anlamın
algısal bütünlüğe sahip
olamayacağına da eminiz.”
D e v am ı 8. s a y f a d a
>
B
ilgi Üniversitesi
Öğretim Üyesi
Özgür Uçkan’la
“Koku”yu konuş-
tuk. Tam da ko-
ku duyusunun geçici kay-
bına yol açan bir nezle ra-
hatsızlığı geçirdiği esna-
da yaptığımız söyleşi, koku
hakkında bildiklerimiz ve
bilmediklerimizle ilgili ki-
mi ilginç, kimi düşündürü-
cü ama hepsi birbirinden
değerli bilgi ve tespitlerle
renklendi.
Proust’un mad-
len kurabiyelerinin koku-
suyla çıkagelen Combray
hatıralarından başlaya-
rak, Deleuze, Barthes ve
Hjelmslev gibi isimlerden
de ilham alan keyifli bir
söyleşi Gennaration okur-
larıyla buluşuyor!
Sözünsözü,
kokununkokuyu
a�tığı sohbet
ÖZGÜRUÇKAN
SÖYLEŞİ
Sö y l e ş i 4. s a y f a d a
>
YORUM
DENEYİMİNPARÇASI OLMAK
Tüketicininkalbine
dokunanbirmarka
Y a z ı s ı 5. s a y f a d a
>
Kü�ük bir
�ayfincanından...
“Hem bizim bahçedeki hem M. Swann’ın bahçesindeki bütün çi-
çekler, Vivonna Nehri’nin nilüferleri, köyün iyi yürekli sakinleri, on-
ların küçük evleri, kilise, bütün Cobray ve civarı şekillenip hacim
kazandı, bahçeleriyle bütün kent çay fincanından dışarı fırladı.”
M A R C E L P R O US T
KAY I P ZAMAN I N İ Z İ NDE
Marka
kokusu
TÜKETİCİ VE MARKA ARASINDAKİ BAŞKA BİR BAĞ
B
i r öncek i sa-
y ımızda, Sov-
yet propagan-
da posterler i-
ni işlemişt ik.
Rusya’daki İşçi Devrimi
i le ortaya çıkmaya baş-
layan bu işler, Komünist
Parti’nin sloganları kit-
lelere dağıtılarak; işçiler
ile köylülerin özgürlük ve
adalet için savaşmaya çağ-
rılma yöntemiydi. Sanat-
çılar da halktan ayrılmı-
yor, onları bizzat bulun-
dukları alana, askerlerle
beraber yaşadıkları cep-
heye çağırıyorlardı.
Bu ay sizlere, onların
k ızı l bir aşkla savaştığ ı
ideolojinin eseri olan pos-
terler i sunuyoruz. Pro-
paganda Bakanı Joseph
Göbbels’in, bütün bir hal-
kı Führer’in yaptıklarına
ikna etmesi gereken du-
rum, kabullenilmesi ba-
kımından Sovyetlere göre
çok daha zorlu olduğu hal-
de; iletişimin her okuyla
hedef aldığı yürekleri ve
akılları büyük bir bece-
riyle ele geçirmişti.
Yazımızda bazı poster
örneklerinin yanı sıra, il-
giyle okuyacağınızı düşün-
düğümüz geniş bir alıntı-
ya yer verdik.
DÜNYADAN
PROPAGANDAVE İLETİŞİM
İletişimprensipleri
veGöbbels’ingöbeği
Creative Commons’ı bilen biliyor
ama henüz Türkiye’de geçerliliği yok.
Konuyu uzmanlarına danıştık.
TEMMUZ
2010
genna mcg’nin
aylık yayınıdır
7
M
arcelProust’un
çocukluğun-
dan yıllar son-
ra çayabandır-
dığı bir madlen
kurabiye, onu ve bizi yüz-
lerce sayfa sürecek bir ha-
tıralar geçidinden geçire-
rek edebiyat tarihinin en
beğenilen romanlarından
birinde unutulmaz bir ge-
zintiye götürüyor. Küçü-
cük bir kurabiyeden ya-
yılan bu kokunun ortaya
çıkardığ ı anı lar zinciri
bugün tüm disiplinlerde
“Proust hafızası” (Prous-
tian memory) olarak tabir
edilen bir kavramın orta-
ya çıkmasını sağladı. Ko-
ku alma duyusunun çev-
remizi, insanları ve zama-
nı algılayışımız, anımsa-
yışımız ve duygulanımı-
mız üzerinde en önemli
etkenlerden biri olduğu bu
kurabiyenin kokusu saye-
sinde su yüzüne çıkmış-
tır diyebiliriz.
Bu sürük lend iğ imi z
dehlizler içerisinde Proust
bizi anılarının enmahrem
köşelerine kadar birçokla-
rımızın hatırlayamayaca-
ğı netlikte detaylarla eli-
mizden tutarak götürür.
Proust’un hafızasını böy-
lesine sağlam bir şekilde
tekrar inşa edebilmesini
sağlayan en önemli unsur,
anılarını geri çağıran şey,
onlarla yakın ilişki içeri-
sinde bulunan koku alma
duyusundan yola çıkmış
olmasıdır.
Proust hafızasının, bi-
l im dünyasında yarattı-
ğı etkiden sonra bu ko-
nu üzerinde pek çok di-
siplin içerisinde araştır-
ma ve incelemeler yapıl-
dı. Nöroloji (sinirbil im)
bunlardan bir tanesi. Jo-
nah Lehrer’in 2007 yılında
yayımladığı kitabı, Proust
Bir Sinirbilimciydi (Proust
Was a Neuroscientist)’de
Proust’un binlerce sayfa-
lık romanı, Kayıp Zama-
nın İzinde (In Search of
Lost Time) içerisinde ken-
di kişisel tarihini bir si-
nirbilimci gibi işlemiş ol-
duğundan söz eder.
Lehrer’e göre bilginin
ve tecrübenin içsel leş-
tirilmesi (yani haf ızaya
kaydedi lmesi) sürecin-
de CPEB prionları etkili
olurlar. Bu prionlar bel-
lekteki sinapsların birbi-
rine bağlanmasını sağ-
layan protein yapılardır.
F
r a n s ı z y a z a r
Frêdêric Beigbe-
der yayımlandı-
ğı tarihlerde bü-
yük ilgi çeken ve
bir reklamcının hayatı üze-
rinden tüketim kültürünü
anlattığı 3.900 TL adlı ki-
tabında, tüketimmekaniz-
malarını şu çarpıcı cümle-
lerle tanımlar: “Reklamcı-
yım: Evet kâinatı kirletiyo-
rum... Asla sahip olamaya-
cağınız o şeylerin hayalini
kurduran. Hepmavi gökyü-
zü, daima güzel kadınlar,
fotoşopta rötuşlanmış ku-
sursuz bir mutluluk. Kı-
lı kırk yararak yaratılmış
görüntüler, moda müzik-
ler. Zar zor biriktirdiğiniz
paralarla, son kampanyam-
da itelediğim rüyalarını-
zın arabasını satın alma-
yı başardığınızda, ben onu
çoktan demode etmiş ola-
cağım. Ben üç model ön-
den gidiyorum ve her za-
man sizi hüsrana uğratma-
nın bir yolunu buluyorum.
VINCENT VAN GOGH, “STARRY NIGHT” 1889, DETAY
Y a z ı s ı 7. s a y f a d a
>