Page 2 - gennaration7.indd

Basic HTML Version

EKİM 2010
Metro ulaşımı birkaç yüz kilometreye bile ulaşmayan bir ülkede tabloid gazete çıkarmak...
G
ennaration’ı yayımlamaya karar verdiğimiz-
de biçimi üzerinde de epeyce konuşmuş-
tuk. Evet, bu, ajansın ‘self-promotion’ı ola-
cak aylık bir bültendi, fakat alışageldiğimiz
şirket bültenlerinden farklı olarak, içeriği-
ni sadece ajans haberlerinin oluşturmayacağı, kimi aka-
demisyenlerin, yazarların ve ajans çalışanlarının da ya-
zacağı bir yayın organı olacaktı. Öyleyse Gennaration,
biçim olarak da standart bültenlerden farklı olmalıydı.
Dedik ki bu aylık bülten, günlük gazete taklidi yapsın; me-
sela gazete boyutlarında olsun, kağıdı kuşe ya da birinci
hamur olmak yerine gazete kağıdına benzesin, manşet,
sürmanşet, köşe yazarı uygulamaları bulunsun. Tamam
ama, bütün bunların yanında Hürriyet’in, Sabah’ın ya da
Posta’nın peşine takılmasın, kategori teamül ve alışkan-
lıkları dışında kendi özgün tarzını da oluştursun. Ayrıca
basılı gazeteyle internet arasında nasıl köprüler kurula-
bileceği konusunda da bazı yenilikler getirsin.
Siz ne dersiniz bilmem ama, ajans işlerinin yoğunluğu ve
hayhuyu içinde baştaki hayallerin tamamı gerçekleştiri-
lememiş olsa da iyi kötü bir çizgi tutturulabildiğini dü-
şünüyorum. Tabii ki Gennaration günlük bir gazete de-
ğil; günlük gazetelerle arasında bir rekabet de yok. Eğer
öyle olsaydı, tasarımın yönü defalarca gözden geçiri-
lir ve büyük ihtimalle ortaya bambaşka bir şey çıkardı.
Bir gazetenin tasarımının nasıl olması gerektiği; yayım-
landığı ülkenin kültürel özellikleri, siyasi yapısı, gazete-
nin yayın ilkesi, yayın amacı ve toplumsal davranış alış-
kanlıkları ile doğrudan ilişkilidir. Örneğin, Arap alfabe-
si kullanan ülkelerde yayınlanan gazete tasarımı elbette
bu alfabenin özelliklerine göre (sağdan sola ve bize gö-
re arkadan öne doğru) oluşur. Öte yandan, Çin’de alfa-
beye göre bütün kurgu yukarıdan aşağı oluşabilecektir.
Banliyö üzerine kurulmuş kentleşmenin yoğun olduğu
Avrupa ülkelerinde otobüs, tren, metro gibi toplu taşı-
ma araçlarında okunma kolaylığı nedeniyle tabloid boy
gazeteler yaygın olarak kullanılmaktadır.
Aslında gazete tasarımını, genel grafik kuralları dışın-
da düşünmek mümkün değildir. Gazete tasarımı dendi-
ğinde de grafik tasarımcı; denge, kontrast, ritm, bütün-
sellik, uyum, oran ve görsel hiyerarşi gibi ilkelere sadık
kalmak zorundadır. Gazete tasarımının genel çerçeve-
si ise çok temel olarak altı maddede özetlenebilir: Lo-
gotype, grafik elemanların üretimi, fotoğraf stratejisi,
görsel iletişim dili, görsel kimliği oluşturan renk tercih-
leri ve dizayn...
Her ne kadar, Türkiye’de gazete tasarımlarının birbirinin
kopyası olduğunu söyleyerek eleştirsek de, ortalama bir
tasarım görgüsünün oluştuğunu yine de inkar edemeyiz.
Gazete tasarımının işleviyle ilgili temel olarak şunları
söyleyebiliriz: Bilgileri düzenler; onları belli bir hiyerar-
şiye göre derecelendirir; estetik bir görünüm kazandı-
rır ve gazeteyi başka gazetelere göre özgünleştirerek
kimlik kazanmasını sağlar.
Gazeteler, ne kadar objektif olduklarını iddia ederlerse
etsinler, hiçbir zaman mutlak anlamda objektif olamaz-
lar. Objektif yazılması beklenen haber metni, bu krite-
re yaklaşma konusunda epeyce başarılı olabilirse de, iş
tasarıma gelince, kantarın topuzu kaymaya başlar. Bu
nedenle, gazete kimliğini oluşturan en önemli faktörler-
den birinin tasarım olduğunu rahatlıkla söyleyebiliriz.
Mesela, haber merkezine düşen yüzlerce haberden ga-
zeteye sığacak kadar olanını seçmek, bu haberleri bel-
li bir hiyerarşiye göre derecelendirmek, haberin fotoğ-
raflarını seçmek, manşet ve sürmanşet haberlerini be-
lirlemek, spotları çıkarmak gibi birçok faaliyet, ön tasa-
rım aşamalarını oluştururken, grafik tasarımcının tüm
bu malzemeyi belli bir stratejik yaklaşımla sayfaya yer-
leştirmesi tasarımın nihai aşamasını oluşturur.
Bu konuyu çok uzatmadan şöyle iddialı bir paragrafla
meramımı anlatmaya çalışayım: Bayiden aldığınız gaze-
teyi bir kenarından iki parmağınızın arasına alarak tu-
tun. Parmaklarınız arasında yazı ya da fotoğraf gibi her-
hangi bir elemanın sıkışmamasına özen gösterin. Sonra
yere bir masa örtüsü yayın. Gazeteyi masa örtüsünün
üzerine getirerek iyice silkeleyin. Tüm harfler, fotoğraf-
lar, çizelgeler, çizgiler, illüstrasyonlar, karikatürler, ra-
kamlar gibi gazeteyi oluşturan tüm unsurlar masa ör-
tüsünün üzerine dökülsün. Elinizde otuz küsur sayfalık
beyaz gazete kağıdı kaldı değil mi? Ve de masa örtü-
sünün üzerine dökülmüş binlerce malzeme... Şimdi bu
malzemeleri ve boş gazete kağıtlarını bir grafik tasa-
rımcıya verin ve kendisinden, haber hiyerarşisini de de-
ğiştirmeden, bunlarla bir gazete tasarlamasını isteyin.
Şuna kesinlikle emin olabilirsiniz ki, o grafik tasarımcı-
nın yarattığı, sizin daha önce elinizde tuttuğunuz gaze-
teden çok çok farklı bir gazete olacaktır.
Bu örnek bize, gazete tasarımının, kimliği oluşturma
noktasında belirleyici bir faktör olduğunu göstermek-
tedir. Yani, bir gazetenin objektiflik iddiası, birçok ta-
sarım aşamasının ardından flulaşmakta, gazetenin zih-
niyeti, siyasi görüşü, sorunlara yaklaşımı ve öncelikleri
grafik tasarımla gün ışığına çıkmaktadır. Bunun dışında,
bir gazetenin sayfa tasarımları, okur tarafından, onun
iyi mi, kötü mü, ilginç mi, sıkıcı mı, heyecanlı mı, mono-
ton mu, cesur mu, korkak mı, etkili mi ve pasif mi algı-
landığı noktasında çok önemli bir ölçüt oluşturmaktadır.
Türk gazete tasarımı elbette kendi özgün yolunu bul-
malıdır. Ne Zaman gibi Anglo-Sakson havası taşıyan bir
“beyaz gazete” özelliği taşımalı ne de diğerleri gibi bir-
birini virgülüne ve rengine kadar taklit eden kimliksiz-
lik numuneleri olmalıdırlar. Batılı bir görsel yönetmenin
“Türk gazete tasarımları nasıl?” sorusuna “Türkiye’de on
beş gün bulundum, hâlâ hangi gazete magazin, hangisi
ekonomi, hangisi siyasi anlayamadım.” cevabını vermesi,
Türk gazetelerinin henüz kategorik kimliklere bile otur-
madığını gösteriyor; kaldı ki marka kimliği...
Selüloz uygarlığının ya da Gutenberg Galaksisi’nin ya-
vaş yavaş sonuna mı yaklaşıyoruz? Belki daha bir süre
bu soruya net bir cevap veremeyeceğiz. Ben zaman za-
man cevaplamaya çalışıyorum ama, sesimin pek de gür
çıktığını söyleyemem.
“Gazeteler ölüyor mu?” başlıklı yazımda internetle ga-
zeteyi fotoğraf-sinema analojisiyle karşılaştırmaya ça-
lışmıştım: “Gazete, dış gerçekliğin dondurulmuş halidir;
dış zamana göndermeler yapar. İnternet ise kendi iç za-
manına gönderme yapan devingen bir süreçtir. Gaze-
te yakalar. İnternet medyası ise ‘şimdi ve burada’yı ıs-
kalar, ‘an’ı asla yakalayamaz, çünkü bir süreçtir. Gaze-
te ile nesnel bir ilişki kurulabilir. Bir nesne olarak gaze-
te ve karşısında onu görüp değerlendiren bir özne var-
dır. İnternette ise özne, o zaman ve uzam içinde erir.”
Öyleyse diyebiliriz ki gazete, belli bir ekibin belli bir pa-
radigma doğrultusunda hazırladığı, her gün önümüze
düşen ve ‘an’ı yansıtan sabit bir fotoğraf karesidir; si-
nema ya da internet gibi bizi içine çekerek ve arkasın-
dan sürükleyerek özne olduğumuzu unutturamaz; nes-
neleştiremez. Ünlü fotoğraf sanatçısı Néstor Almend-
ros: “Benim çerçeveye ve onun sınırlarına ihtiyacım var.”
derken ne kastetmiş olabilir acaba?
İşte bu noktada, her gazetenin, sayfalardan (sabit kare-
lerden) oluşan bir uzamlar toplamı olduğunu söyleyebi-
liriz. Her uzamın kendine göre bir dili vardır. Uzam dili,
aynı zamanda konum göstergesidir. Bu durumu, bir in-
sanı sokakta görmekle kendi uzamı içinde görmek ara-
sındaki farka benzetebiliriz. Kişinin içinde bulunduğu
uzam, mesela bir oturma odası, onunla ilgili daha kap-
samlı, daha etkileyici ve daha kalıcı bir kanaat oluştur-
mamızı sağlar. Bu uzamın dilini belirleyen unsurlar ise
yüzey, renkler, ışık, nesneler ve donatılardır. İç içe geç-
miş göstergeler olarak tezahür eden bu unsurlar, aynı
zamanda o kişiyle ilgili kim bağlamının da oluşmasını
sağlar. “Bireyler kendi uzamlarını oluştururken aynı za-
manda öbür bireylere göre gözlemlenen farklılıklarıyla,
duygularıyla, ruhsal durumlarıyla, beklentileriyle de bi-
çimlendirdikleri, yoğurdukları yaşam evrenini de sergi-
lemektedirler.” (Işıl Zeybek, Kişilerarası İletişimde Uzam
Dilinde Öteki Kavramı, Journal of Istanbul Kültür Uni-
versity, 2005/1 pp. 95-117)
Tabloid gazete yapmak, bir anlamda uzamı daraltmak
anlamına gelebilir. Daraltılmış ve sınırlandırılmış bir uza-
mın herhangi bir sakıncası olmayabilir, ancak bu terci-
hin, rekabetçi bir ortamda geniş ufuklu alanlara alışmış
okuru göz önüne aldığımızda riskler taşıdığını söyleyebi-
liriz. Türkiye’de tabloid boy gazete denemelerinin şim-
diye kadar hep başarısızlıkla sonuçlanmış olmasını bu
duyguya bağlayabilir miyiz, bilmiyorum. Çünkü başarı-
sızlıkların göstergesi olarak elimizde böyle bir veri yok;
söz konusu gazeteler belki de başka nedenlerle başa-
rılı olamadılar. Ancak, kısa süreli denemelerden sonra
kategorinin boyut alışkanlıklarına dönüş yapmaları bu
yöndeki şüphelerimi artırıyor doğrusu...
Sözü “Radikal devrim”e getireceğim. Radikal ve Referans’ın
izdivacıyla doğmuş olan yeni Radikal de, radikal bir ka-
rarla ebadını tabloide düşürdü. Birçok olumlu yeniliği-
ne rağmen, Radikal’i, bu radikal uygulamasının sıkıntı-
ya düşürebileceğini düşünüyorum. Düşünüyorum ama,
yanılmayı çok isterim.
a. selim tuncer
Bir gazetenin
tasarımının nasıl olması
gerektiği; yayımlandığı
ülkenin kültürel
özellikleri, siyasi yapısı,
gazetenin yayın ilkesi,
yayın amacı ve toplumsal
davranış alışkanlıkları
ile doğrudan ilişkilidir.
MARKA
SARAYÇİKİLOPCOŞKUSUTÜRKİYE İLEAYNI ANDAKÖRFEZÜLKELERİNDEDEVİZYONDA
Genna Pazarlama İletişimi
Hizmetleri A.Ş. adına
İmtiyaz Sahibi
A. Uğur Alparslan
Genel Yayın Yönetmeni
M. Sedef Tenim Kayaokay
Editör
Aycan Türk
Sorumlu Yazıişleri Müdürü
Veysel Çil
Yayın Stratejileri
Yönetmenleri
Canan Özsoy
Serdar Paktin
Yaratıcı Yönetmen
Başar Kurt
Kağan Özmeriç
Haber Masası
Arzu Yaraş, Emel Çimen,
Eren Kolbek, Serap Salmanoğlu,
Ayşegül Elmas
Sanat Ekibi
Abdullah Yaşar, Aykut Yöney,
Kayhan Başpınar, Kezban Ekrem
Yazı Ekibi
Şükran Gülen, Çağlar Alkaya
Redaksiyon
Nihan Şahin
Sayfa Düzeni
Ali Riza Esin
Grafik Ekibi
Afşin Bayır, Tuğşat Ergen,
Kenan Kaya
Fotoğraf Yönetmeni
Ersin İleri
Çevirmen
Füsun Elmacı
IT Sorumlusu
Fatih Bektaş
İdari İşler
Ali Niyazi Baydere
Destek Hizmet Ekibi
Ahmet Duman, Ali Kartal,
Hülya Biber, Sema Kınalı
Mehmet Çil, Refika Salmanoğlu,
Turan Ayata
Basıldığı Yer
BBAS
Dağıtım
Aras
Yönetim Yeri
Levent Mah. Emel Sk. No: 5
1. Levent 34330 İstanbul
Tel: (212) 284 98 88 (pbx)
Faks: (212) 284 43 83
bilgi@gennaration.com.tr
www.gennaration.com.tr
twitter.com/gennaration
friendfeed.com/gennaration
www.genna.com.tr
AYLIK REKLAMCILIK GAZETESİ
SAYI: 10, EKİM 2010
�ikilopcoşkusuvizyonda
E
ğlencelik, atıştır-
malık mini pas-
taÇikilop ve kar-
deşi Çikilopcuk.
Girdikleri her or-
tama keyif katan bu ikili-
ninmüzikal tadındaki yeni
reklam filmi, Genna MCG
imzasıyla ekranlardaki ye-
rini aldı. Film, Türkiye’yle
birlikte Körfez ülkelerinde
de Arapça versiyonlarıyla
gösterime girecek.
Çek imler i Bursa’nın
Cumalıkızık kasabasında
gerçekleşen filmde, mo-
la vermek için durdukla-
rı sakin bir kasabayı Çi-
kilop coşkusuyla festival
alanına dönüştüren bir
grup müzisyenin kısa ma-
cerası anlatılıyor. İki bis-
küvi arasına dökülen yu-
muşacık ‘marshmallow’
ve üzer i nef is çikolata
kaplamasıyla bezenmiş Çi-
kilop veÇikilopcuk’u tadan
müzisyenlerin enerjileri-
nin bir anda doruğa ulaş-
masıyla, dans etme istek-
lerine hakim olamamala-
rı, reklamfilmini beklene-
ninötesinde bir coşkuya ka-
vuşturuyor. Birçok profes-
yonel dansçının yanı sıra
kasabanın yerli halkının
da rol aldığı filmin en bü-
yük sürprizi ise Çikilop’a
uyarlanmış sözleriyle “Oy-
nama Şıkıdım” parçası. Bir
döneme damgasını vuran
Sezen Aksu bestesi, Çiki-
lop versiyonuyla da eğlen-
cey i ateşlemekte iddia-
lı. Koreografisi, müziği ve
kostümleriyle yerli müzi-
kal havası estiren reklam
filmiyle birlikte, resimde
gördüğünüz film afişi ta-
dındaki afişler hazırlandı.
reklamveren
saray gıda san. a.ş.
ajans
genna mcg
müşteri ilişkileri
sedef tenim kayaokay
emel çimen
serap salmanoğlu
yaratıcı ekip
özlem çetintaş tansal
khalıd radwan (gmasco mc)
kayhan başpınar
çağlar alkaya
aykut yöney
tuğşat ergen
afşin bayır
yapım
tıms commercıals
yönetmen
levent tuna
görüntü yönetmeni
doğan sarıgüzel
müzik
jıngleıst
medya ajansı
speed medya
B
i r yaz mevsi-
mi daha geri-
de k a l ı rken,
ekip her yıl ol-
duğu gibi bu yıl
da Genna’nın bahçesinde
düzenlenen partiyle 2010
yazına elveda, kışa mer-
haba dedi.
Kış sezonunun yoğun
temposu öncesi bu defa eğ-
lenmek için bir araya gelen
ajans çalışanları, Yaza Ve-
da Partisi’nde hem stres at-
tı, hem de doyasıya eğlen-
di. Genna MCG Ajans Baş-
kanı A.Uğur Alparslan’ın
doğum günü sürprizine
de sahne olan partide duy-
gulu anlar yaşandı. Aldığı
hediyelerden ziyadesiyle
memnun görünen Uğur
Alparslan’ın keyfi yerin-
deydi ve düşüncelerini kı-
sa bir teşekkür konuşma-
sıyla paylaştı.
Akşamın erken saatle-
rindeki yemekle başlayan
parti, günün yorgunluğun-
dan sonra tüm ekibe ilaç
gibi geldi. Yazdan kalmış
gibi bir sonbahar atmos-
ferinde geçen parti, geceyi
şenlendiren kahkahalar ve
canlı müzikle devam etti.
Genna’da
yazaveda
BİZDEN
YAZA VEDA PARTİSİ
S
aray Gıda’nın Şe-
ker Bayramı’na
özel olarak ha-
zırlanan GENNA
MCG imzalı rek-
lamfilmi “BayramDefteri”,
Marketing Türkiye’nin Ye-
ni Kampanyalar sayfasın-
da tüketiciler tarafından
en çok beğenilen reklam
kampanyası oldu. Şeker
Bayramı’ndan önce yayım-
lanmaya başlanan Bayram
Defteri, 1 Ekim tarihli oy-
lamada en fazla oyu alarak
1. sıraya oturdu.
Ya rat ıc ı ek ip, Sa ray
Gıda’nın köklü geçmişi sa-
yesinde geleneksel birer
bayram lezzeti haline ge-
len çikolata ve şekerleme
ürünlerini anlatırken, ço-
cukların halen sürdürdü-
ğü eski bir gelenekten fay-
dalanmak istemiş. Filmde,
bayramlık şeker alışverişi
yapan mahalleliyi gizlice
takip ederek Saray ürün-
lerinden alanları defterle-
rine not eden Saray sevda-
lısı akıllı bıdıklar, Bayram
Günü geldiğinde önceden
tespit ettikleri komşularını
ziyaret ederek, bayıldıkla-
rı Saray lezzetlerini ceple-
rine dolduruyorlar. Filmin
eğlenceli kurgusunun ya-
nı sıra küçük oyuncuların
başarılı performansı da ol-
dukça dikkat çekici.
Son dönemlerde sıkça
kullanılan duygusal ağır-
lıklı özel bayram iletişimle-
rine alternatif olarak, gül-
düren, neşeli ve samimi bir
hikâye sunan film, çocuk-
lar için ürün bağlılığı te-
masını başarılı şekilde iş-
lerken, bayramda kapısı ça-
lınsın isteyen büyüklere de
bayramları bayram yapan
Saray tatlarını öneriyor.
KAMPANYA
“EVİNİZDESARAYVARSAKAPINIZI ÇALANÇOKOLUR”