Page 3 - gennaration7.indd

Basic HTML Version

EKİM 2010
Japonya’daSelvarüzgarı
E
rtuğrul Fırka-
teyni ve müret-
tebatının ara-
mızdan ayrılı-
şının 120. yıl ı
dolayısıyla Türkiye’de bu
yıl “Japonya Yılı” ilan edil-
di ve bu ülkede anma tö-
renleri düzenlendi. Selva
Makarna, törenlerin ana
sponsoruydu.
Bu yıl, Türkiye - Japon-
ya dostluğunun temelle-
r ini atan Ertuğrul Fır-
kateyni ve mürettebatı-
nın aramızdan ayrı l ışı-
nın 120. yılı. Bu neden-
le 2010 y ı l ı ülkemi zde
“Japonya Yıl ı” ilan edil-
di. Japonya yılı etkinlik-
lerinden en önemlisi ise
Konya’da gerçekleşti. Sel-
va Gıda, Konya Selçuk
Üniversitesi Dilek Saban-
cı Devlet Konservatuarı
ve Konya Japon Kültür
Merkezi Derneğ i’nin iş
birliğiyle 17-19 Eylül ara-
sında, Koshimoto Town,
Oshima Adası’nda Ertuğ-
rul Şehitler anısına anma
törenleri yapıldı. Konya,
törenler in kamuoyuyla
paylaşımı için düzenle-
nen basın toplantısının
ev sahibiydi.
Selva Gıda Genel Mü-
dürü Mehmet Karakuş,
prog r amı n, y üz y ı l l a r
önces i nden f i l i z lenen
Türk- Japon ilişkilerine
yeni ve değerl i katkı lar
sağladığını vurgulayarak,
anma törenlerine spon-
sor olmaktan büyük gu-
rur duyduklarını belirt-
ti. Karakuş, 2010 Japon-
ya y ı l ında, Türk iye’den
Japonya’ya en fazla ma-
karna ihraç eden Türk
firması olmaktan da gu-
rur duyduklarını sözle-
rine ekledi. Japonya ve
Türkiye arasındaki ticaret
hacminin her geçen gün
artmasının iki toplumu
birbirine daha çok yakın-
laştığını ifade eden Kara-
kuş, “Biz, dostumuz Ja-
pon halkıyla insani iliş-
kilerdeki benzer samimi-
yet yaklaşımlarımızı, ti-
cari alanlarda daha bü-
yük iş birl iklerine çevi-
rebileceğimizi düşünüyo-
ruz.“ diye konuştu.
Japonya’da iki gün sü-
ren etkinliklerde, Türk şe-
hitliğinde törenler düzen-
lendi ve ‘Vatan Toprağı’
serpildi. Ayrıca, 120 yıl-
dır evden ayrı olan şehit-
ler anısına konserler ger-
çekleştirildi. Konserlerde,
Ertuğrul Fırkateyni’nin
geçirdiği kaza sonrasın-
da olağanüstü gayretlerle
kurtarma çalışmalarına
destek veren bölge halkı
da unutulmadı.
K
adir Has Üni-
versitesi, Sos-
yal Medya Uz-
manlığı Sertifi-
ka Programı’nı
başlatıyor. Programın ama-
cı, bu alanda gerek halkla
ilişkiler gerekse dijital sek-
törde görülen açığı sektö-
rü geliştirebilecek kalitede
uzmanlar yetiştirerek ka-
patmak. Son dönemde sos-
yal medya uzmanı arayan
firmaların sayısı artsa da,
yeterli sayıda insan kay-
nağı bulunmuyor. Sektör-
deki bu talebe cevap ver-
mek amacıyla açılan prog-
ramda, A.Selim Tuncer,
Özgür Alaz, Uğur Özmen,
Yüce Zerey gibi 35’e yakın
eğitmen ve konuşmacı yer
alıyor. 6 Kasım’da başlaya-
cak olan sertifika programı
toplam 72 saat sürecek 50
modülden oluşuyor.
KadirHas’tan
sertifikaprogramı
W
eb 2.0’ın hayatımıza girmesiyle artık
her bir birey de kendi kişiliği üzerin-
den markalaşmaya başladı. Sosyal
medyanın ve diğer interaktif mec-
raların sunduğu imkanlar sayesin-
de, bu markalaşma trendinin pek çok yolu ortaya çık-
tı. Böylelikle, internet kullanıcıları kişiliklerini, kendileri-
ni izleyen insanlar için çekici ve ilginç hale getirebilecek-
leri bir mecra daha bulmuş oldular. Bu mecralarda yap-
tıkları ve söyledikleri kadar kendileri ile ilişkilendirdikleri
markalar da kendi kişisel marka değerlerini belirleyici ve
diğer kişisel markalarla kendilerini farklılaştırıcı unsur-
lar haline geldiler. Yani, Web 2.0’da markalar, kendileri-
ninki kadar bireylerin kişisel marka değerlerini de belir-
leyici birer göstergeye dönüştüler. İşte, marka yönetici-
lerinin “marka şeffaflaşması” veya “sosyal marka” tabi-
riyle anlatmak istedikleri şey de aslında bu: Markalar ve
bireyler artık bir bütünü oluşturuyor; biri, diğerinin mar-
ka değerini belirleyici en önemli unsur.
Bu konu, pek çok dijital medya uzmanı tarafından mar-
kalar nezdinde değerlendirildi ve markalar için pek çok
strateji önerildi. Fakat, bu bağıntının diğer tarafındaki
“kullanıcıların” kişisel marka değeri ile marka arasındaki
ilişkiye pek değinilmedi. Kişisel markalar; hayat görüşle-
ri, beceri ve yetenekleri, zevkleri, zekaları ve benzeri kişi-
lik özelliklerinin yanında sahip oldukları, istek ve arzuları,
kullandıkları ürünler ve “beğendikleri” markalarla diğer
kişisel markalardan farklılaşmaya ve onlardan daha ile-
ri çıkmaya çalışıyorlar. O yüzdendir ki, Web 2.0 bünye-
sindeki bir kişisel marka, herkesin beğendiği bir marka-
yı beğenmeyecektir. O, en bilinmeyeni bilecek, en görün-
meyeni görecektir. En yeni bilgiyi o “paylaşacak”; en çok
yorumu o alacaktır.
Hâl böyleyken, kişisel marka olmanın en ideal yollarından
birisi—tıpkı marka konumlandırmada olduğu gibi—be-
lirli bir şey ile kişisel markayı özdeşleştirmektir. Bir kişi-
sel marka, çılgın yaşantısı ve bu yaşantısı içerisinde gör-
düğü, tanıdığı, yattığı, sevdiği, sevmediği kişi, şey ve olay-
larla bilinirken (lifecasting), bir başka kişisel marka, eşsiz
tasarım bilgisi, zevki ve yorumlarıyla öne çıkacaktır; bir
diğeri, kelime esprilerinin aranan üreticisi iken, bir baş-
kası her gün ayakkabılarının resmini çekip bloguna taşı-
yacaktır. Uzmanlaşmak, bir kişisel marka için en önem-
li şeylerden bir tanesi. Uzmanlaşmayan, her dala konan,
birçok konuda pek çok fikir sahibi olan kişi, hedef kitle-
nin aklını karıştırır ve “sos-
yal” paylaşımda kendisine
uygun bir konumbulama-
yacağı için markanın en
önemli unsuru olan “müş-
teri” (kişisel marka ekse-
ninde “takipçi”) edineme-
yecektir.
Böylesi bir şekilde mar-
kalaşmış bir kişi, kendi
marka değerini belirler-
ken—bilinçli veya bilinç-
siz olarak—kişisel mar-
kasıyla ilişkilendireceği
markaları da özenle seçer.
Bu açıdan baktığımızda son dönemde, markaların “mar-
ka imajından” uzaklaşarak “marka kişiliği” kavramını be-
nimsemiş olmalarını biraz daha iyi anlayabiliriz. Artık, in-
sanlar, kendileriyle ilişkilendirebilecekleri, insan olsa ar-
kadaş olmak isteyecekleri, yanlarında bulunduracakları
bir yandaş, bir arkadaş, dost veya yoldaş arıyorlar. Mar-
kalar da artık belirli kişilik özellikleri, dünyaya karşı belli
bir anlayışı, duruşu ve politik anlayışı olan, belli konular-
da fikre sahip ve eylemde bulunan bir marka algısı ya-
ratmayı tercih ediyorlar.
Web 2.0’ı çok iyi değerlendirerek kendi küllerinden do-
ğan bir marka olduğu için Starbucks buna iyi bir örnek.
Çökmekte olan Starbucks imajının yerine, müşterileriy-
le arkadaş olan, onların fikirlerini önemseyen ve onlara
problemleri hakkında fikir danışan bir marka kişiliği ge-
liştirildi. Bunların yanında, Fair Trade (Adil Ticaret) ile fa-
kir ülkelerdeki kahve üreticilerine destek olan, sosyalleş-
me anlayışını kafelerinin iç mimarisi ve konforuyla can-
landırmaya çalışan kişilik öğeleriyle, en önemlisi, elinde
Starbucks’ın kağıt bardaklarından taşıyan birisinin ver-
diği mesajla desteklendi: “Ben Starbucks içiyorum, çün-
kü ben böyle böyle bir insanım ve bu konuları önemse-
rim.” Bu kişiler kendi Web 2.0 yaşantılarında bu marka-
ların—tabiri caizse—neferleri haline gelerek bu marka-
ların “ağızdan ağıza pazarlamasını” (WOM) yapıyorlar.
Onlar WOM yaparken bu WOM üzerinden kendi kişisel
marka değerlerini de yükseltirler.
Özetlemek gerekirse, markalar artık, belirli kişilik grup-
larına ve dünya görüşlerine hitap etmek zorundalar. Bu-
nu yapabilmek için öne sürdükleri iddialarını ve vaatleri-
ni, yaptıkları faaliyetlerle (sosyal sorumluluk projeleri, ge-
ri dönüşüm, yeşil enerji vs.) temellendirmeleri gerekiyor.
Bunlar dışında, sürekli daha rafine zevkleri temsil ederek
herkesin kendisini farklı hissedebileceği—ama bir yan-
dan da en geniş kitleyi içerisinde barındırabileceği—bir
marka kişilik yapısı belirlemeleri lazım ki bu farklılık ara-
yışı içerisinde sıradan ve yetersiz kalmasınlar. Bunun
için de herkesin her zaman en çok kullandığı örneği, yani
Coca-Cola’yı vererek yazıma bir son vereyim: Coca-Cola,
bir ürün olarak temsil ettiği şeyleri o kadar net seçiyor
ki, bir yandan neredeyse dünyadaki bütün Cola severler
bu değer ve düşüncelerle kendilerini özdeşleştirebiliyor,
ama bir yandan da hepsi, kendini bir diğerinden son de-
rece farklı ve özgün hissedebiliyor.
Kişisel markalaşma
markaya karşı
serdar paktin
ETKİNLİK
OSHIMAADASI’NDAKİ ERTUĞRUL ŞEHİTLİĞİ'NDE DÜZENLENEN TÖRENİNANASPONSORU SELVA’YDI
ETKİNLİK
SOSYAL MEDYA EĞİTİMİ