Page 6 - gennaration7.indd

Basic HTML Version

ARALIK 2010
A
lmanya’nın
Hamburg
kentinde 6-8
aralık tarih-
ler i nde 23.
kez düzenlenen Avrupa
Reklamcılık Festivali’nde,
bu yıl reklam çalışmala-
rı kadar, yeni teknoloji-
ler de yarıştı adeta. Fes-
t ivalde k ısa l isteye ka-
lan işler in serg i lendiğ i
salonda 3D, artt ır ı lmış
gerçeklik ve Xbox’a geniş
bölümler ayrı lmıştı. İki
gün süren seminerlerde
de internet, dijital dün-
ya, sosyal medya, mobil
reklamcılık gibi konula-
ra sık sık değinildi.
‘Speed of Culture’ (Kül-
türün Hızı) başl ıkl ı su-
numda DDB Londra ve
Vol kswagen’den Sarah
Clayton-Jones ve Leo Ray-
man, markaların da kül-
türün değişen hızına ayak
uydurması gerektiğini ve
bunun zor bir süreç oldu-
ğunu belirtti. İkili, “Bil-
gi o kadar hızlı yayılıyor
ki markanızın ve rekla-
mınızın uzun süre akıl-
larda kalması çok zor.”
diyerek, internetin bilgi
akışına nasıl etki ettiği-
ni anlattı.
Jones ve Rayman, Volk-
swagen için hazırladık-
ları kampanyada, dijital
dünyanın tüm nimetle-
r inden yararlanmış ve
Facebook kültürüne ayak
uydurmuş. Rek lam f i l-
minin perde arkası için
Facebook’ta sayfa hazırla-
yıp kampanyayı yaşatmış-
lar. Yanı sıra, marka yö-
neticileri ve reklamcılar,
kampanyaya i l işk in gö-
rüşler i tüm dij ital sos-
ya l or tamlardan tak ip
etmiş. Bunula da yetin-
meyip, iTunes’a aplikas-
yonu yazmışlar. Diyorlar
ki: “Kampanyayı yapınca
‘hadi işimiz bitti, gidelim’
diyemezsiniz. Onu can-
lı ve sürekli tutmanız la-
zım. O nedenle bu kadar
uğraşılıyor.”
How Technology De-
mocr it i z ing Creat iv it y
(Teknoloj i Yarat ıcı l ığ ı
Nası l Demokrat ik leşt i-
riyor) başl ıkl ı sunumda
McCann CEO’su Nick
Brien, teknolojinin her
anlamda say ı s ı z f ı rsat
sağladığını vurgularken
“Yaratıcılığınız için tek-
nolojiyi ve hızı nasıl kul-
landığınızı düşünün. Pa-
zarlama artık son derece
kişisel ve interaktif hale
geldi. Dünya artık 4G’ye
geçti. Dünya ve medya gi-
derek teknoloji yoğun ol-
mak üzere evrimleşiyor.
Şimdi çok yönlü medya
3.0 zamanı” dedi.
“Teknoloji, yaratıcılığın
demokratik araçlarından
biri. İnsanlar artık tekno-
loji sayesinde nerede, ne
zaman, ne tüketecekleri-
ne karar veriyorlar ve bir
şekilde, teknolojiye har-
cayacak parayı buluyor-
lar. Fotoğraf ve video çe-
ken herkes yaratıcıdır.”
diyen Brien, en çok zi-
yaret edilen 1000 inter-
net sitesinden %90’ının
Facebook’la entegre oldu-
ğunu ifade ederek, dijital
dünyanın nasıl kaçınıl-
maz bir gerçek olduğunu
da vurgulamış oldu.
IKEA rek lamlar ı nın
kreat i f di rektörü Fi l ip
Ni lsson da Zanaat baş-
l ık l ı sunumunda, mar-
k a n ı n k amp a ny a l a r ı
için Facebook’tan nası l
yararlandıklarını anlat-
tı. Facebook’ta mağaza-
lardan bir inin müdürü
adına hesap açıp ürün-
lerin fotoğraf larını yük-
lemişler ve demişler ki,
fotoğ ra f t a kend i ni i l k
et i ket leyen kazanıyor.
Etiketleme yarışması sa-
yesinde, IKEA ürünleri-
nin fotoğraf ları pek çok
kişiye ulaşmış. Alın size,
dijital dünyanın basit ve
kullanışlı imkanınından
yararlanılarak çığ gibi bü-
yütülen bir kampanya!
Festivalin son semine-
rini veren BBH’den Peter
Sel ls, Mobi le: ‘A Chal-
leng ing Medium’ (Mo-
bil, Meydan Okuyan Bir
Mecra) başlıklı sunumu-
na başlarken “Bu sene
Mobil, son günün son se-
mineriyken iki sene son-
ra ilk günün ilk semine-
ri olacak, çünkü ik i yı l
sonra mobil reklamcılık
daha da gelişmiş olacak”
diyerek, dijitalde geline-
cek son noktayı koymuş
oldu. Sells, akıllı cep te-
lefonu kullanımının yay-
gınlaştığını hatırlatarak
2012’de 50 milyar aplikas-
yonun indirilmiş olacağı-
nı tahmin etti.
Seminerlerden, di j i-
tal adına edindiklerimiz
böyle. İşin bir de tecrübe
ettiğimiz kısmı var. ‘The
Hive’ adı verilen tekno-
loji odası, koskoca yetiş-
kinleri birer çocuğa dö-
nüştürdü. Dijital tekno-
loj inin en son icat lar ı-
nın tanıtıldığı stantlarda
Xbox’ı denemek için sı-
raya girenler, oynadıkları
sanal oyunlarla hem eğ-
lendi hem de bol bol kalo-
ri harcadı. Fotoğrafta da
gördüğünüz üzere, sanal
futbol, masa tenisi veya
bovl ing oynarken şeki l-
den şekile giriyor, dans
figürleri sergiliyorsunuz.
Öte yandan, Lego’nun
arttırılmış gerçeklik ku-
tusu ‘digital box’ (dijital
kutu) ise, Legoseverlere
rehberlik ederken, onla-
rı eğlendiriyor da. Lego
ürün ambalajını dijital
kutunun monitörüne yak-
laştırıyorsunuz, içinde-
ki oyuncağın siz onu ya-
pıp bitirdikten sonra ne-
ye benzeyeceğini gösteri-
yor. Yine arttırılmış ger-
çeklikle, giyinmiş bir iç-
ki şişesi, özel aplikasyo-
nunu indi rdiğ ini z cep
telefonunda soyunuyor.
Telefonunuzu ş i şen i n
olduğu fotoğrafa tutma-
nız yeterli.
Fest ival salonundak i
diğer oda ise 3D odasıy-
dı. Azınl ık Raporu f i l-
mindeki teknolojiyi de-
neyimleme şansımız ol-
du. Alıcının sensörü, ha-
reket ler i ni z i a lg ı laya-
rak ekranda izdüşümü-
nü çı kar ıyor. Uzaktan
kumanda kullanmadan,
monitörle uzaktan i le-
tişim kurabi l iyorsunuz.
3D odasında, üç boyut-
lu f ilm keyf i de izleyici-
lere sunuldu. Yapmanız
gereken tek şey, 3D des-
tekl i bir LED ekran, üç
boyutlu bir f i lm ve özel
gözlük kullanmak. Son-
ra geçin karşısına ekra-
nın, gerçek görüntünün
tadını çıkarın.
Eurobest 2010 dijital
teknolojilere bol bol gön-
derme yaptı ve teknoloji-
den sonuna kadar yarar-
landı; dijital medya olma-
dan yeni nesil reklamcı-
lığın olamayacağının al-
t ını çizdi. Ah, ne olur-
du bir de festival boyun-
ca salonda internet bağ-
lantısı olsaydı?
D
ünyanıngünde-
mini değiştiren
Wikileaks, çe-
şitli kurum ve
devletlerin bas-
kısıyla karşı karşıya ama si-
tenin muhtaç olduğu des-
tek, doğduğu topraklardan
geliyor!..
28 Kasım 2010 Pazar
gecesi başlayan Wikileaks
fırtınası, sitenin sözcüsü
Julian Assange’ın tutuk-
lanmasıyla yeni bir döne-
mece g irdi. ABD Dışiş-
leri Bakanl ığ ı’nın dün-
yanın dört bir yanında-
k i görevl i lerine ait 250
bini aşk ın iç yazışmay ı
parça parça yayımlama-
ya başlayan site, küresel
iktidar odaklarının siya-
si, hukuki ve ticari baskı-
ları altında yayınını sür-
dürmeye çabalıyor.
Gelişmelerin seyri ise
herkesin kafasını karış-
t ı rdı. Türk iye ve dün-
ya kamuoyunda “bunun
yine ABD’nin bir oyunu
çıkacağına” i l işkin yay-
gın bir inanış var. Çok-
ça tart ışı lan bi r husus
da, Wik i leaks’in geçen
Ağustos ayında ABD’nin
Afganistan ve Irak’ta yap-
tığı rezilliklere ilişkin çok
daha ağır belgeler açıkla-
masına karşın konunun
bir süre sonra ‘ustalıkla’
gündemden düşürülme-
si ve sonuçta hiçbir şeyin
değişmemesi.
Asl ında insanlardak i
“ABD ya da onunla işbir-
liği yapanların bir terti-
bi” inanışının temel in-
de biraz da bizim onlara
atfett iğ imiz süper hat-
ta i lahi güçler yat ıyor.
Dünyaya her anlamda
egemenliğini ilan etmiş
dünya lideri bir ülke, ya-
rattığı ve yaygınlaşması-
na ön ayak olduğu inter-
net üzerinde nası l olur
da ‘bir avuç insana’ kar-
şı bu denl i aciz bir du-
ruma düşer? İşte bu so-
runun yanıtını bulama-
mak insanları kuşkulan-
dırıyor ve 20. yüzyıl para-
digmaları üzerinden de-
ğerlendirme yapan zihin-
ler, eninde sonunda bu-
nun ABD’nin bir şekilde
bilgisi dahil inde bir ge-
l işme olduğu kanaatine
varıyor. Sorunun yanıtı
ise, kendi içinde. İnter-
net üzerinde yaratılan bil-
gilenme, sosyalleşme ve
paylaşım kültürü sonu-
cunda, böyle bir sızma ve
yayın artık mümkün. İk-
tidarın köhnemiş sahip-
leri bunun nasıl olduğu-
na hala akıl sır erdiremi-
yor, ancak bu soruyu bir-
birilerine soracaklarına
çocuklarına sorsalar ya-
nıtlarını alacaklar. İnter-
net kültürüyle yoğrulan
bu genç kuşak, kendin-
den önceki kuşağın mi-
rasını reddediyor ve ken-
di değerleriyle yaşama yo-
lunu seçiyor. Gelenekler-
le çatıştıkları her nokta-
da da onu aşacak yöntem-
leri bu kültür sayesinde
geliştiriyor. Örneğin, 10
yıl önce eğlence dünyası-
nı alt üst eden Napster’i
hatırlar mısınız? Dünya-
nın her yerinden milyon-
larca insanın şarkı, film
ve oyunları eğlence en-
düstrisinin pahalı tüke-
tim mekanları yerine in-
ternetten ücretsiz indi-
rebilmesini sağlayan bir
servisti Napster. Endüst-
r inin devler i durumun
farkına varıncaya kadar
birkaç sene geçti, ancak
yangın büyümeye başla-
yınca hukuk yoluyla ceza-
landırıldı. Peki ne oldu?
Birkaç sene sonra geliş-
tirilen The Pirate Bay’e
yerleşik hukuk kuralları
da fayda etmedi ve yan-
gın daha da büyüdü. Mil-
yonlar yüz milyon oldu.
The Pirate Bay yangını-
nı söndürebilmek uğruna
mevcut hukuk kuralları
bile değiştirildi. Sonuç,
site hala çalışıyor ve kimi
ülkelerde erişim yasağı ol-
masına karşın bu yasak-
lar internet kuşağına vız
geliyor. Bir kaç ay içinde
The Pirate Bay kapansa da
önümüzdeki dönemde ye-
rini alacak alternatiflere
karşı iktidar sahiplerinin
gücü giderek zayıflıyor.
Yani internet, kullanma-
yı bileni vezir, bilmeyeni
de rezil edecek bir ağ. Bu
sanal ağ üzerindeki kul-
lanıcıların içerik üretimi
ve paylaşımı, onları des-
tekleyen sosyal medyalar
sayesinde daha da güçle-
niyor. Bireyi ön plana çı-
karan bu yeni medyalar-
da insanlar, içinde bulun-
dukları ortamın yarattı-
ğı sosyalleşme dinamik-
leriyle kendilerini daha
özgür ve cesur hissediyor-
lar. Bu da internet kuşa-
ğına, mevcut iktidar sa-
hipleriyle korkusuzca ça-
tışabilme gücünü veriyor.
Bu açıdan ABD’nin dün-
yanın süper gücü olma-
sı, onu rezi l etmeyi ka-
faya takmış ‘bir avuç in-
san’ açısından bir sorun
değil; aksine internet ku-
şağı lehine bir avantaj!
Wikileaks olayına dö-
necek olur s a k , geçen
Ağustos ay ında açık la-
nan ABD belgeleri gerçek-
ten çok vurucu idi. Irak
ve Afganistan’da ‘yanlış-
lıkla’ avlanan masum in-
sanlara ilişkin kuşku gö-
türmeyecek açıklıkta vi-
deolar, dünya kamuoyun-
da neredeyse hiç etki yap-
madı. Ancak bu defa olay
fark l ı; o zaman çok sı-
nırlı olan kamuoyu ilgi-
si, 28 Kasım’dan beri ta-
vana vurmuş durumda
ve hiç eksilmeden sürü-
yor. Bu noktada şu ger-
çeğ i de göz önünde bu-
lundura l ım: Konjonk-
tür, Wik i leaks’in lehi-
ne gel işiyor. Son birkaç
gün içinde PayPal, Mas-
terCard ve Visa’nın tica-
ri kaynaklarını kesmesi
ve Assange’ın tecavüz su-
çuyla tutuklanması, ka-
muoyunda Wi k i leaks’i
mağdur konumuna dü-
şürdü. “Bir süper gücün
bir avuç insanla neden bu
kadar uğraştığına” anlam
vermeyen insanların ka-
falarındaki kuşkular arttı
ve Wikileaks algısı olum-
luya doğru kaymaya baş-
ladı. (21. yüzyılın derin
gerçeklerden ziyade yü-
zeysel algılar çağı oldu-
ğunu da unutmayalım!)
Wiki leaks destekçi le-
r i , bi rkaç günden ber i
Amazon, PayPal, Visa ve
MasterCard’a siber saldı-
rılar düzenliyor ve onbin-
lerce insan da internet si-
telerinde ve sosyal medya-
larda Wikileaks belgeleri
ile ilgili haber ve bilgile-
ri birbirleriyle paylaşarak
olayın etkisini kaybetme-
mesine çabalıyorlar! As-
sange da Time dergisi’nin
“Yılın İnsanı” anketinde
ilk sıraya yükseldi ve in-
ternet kuşağının küresel
kahramanı olmaya doğru
ilerliyor. Gelinen nokta-
da, siyasetle hiç ilgisi ol-
mayan gençlerin bile her
geçen gün sanal dünya-
da şiddeti artan bu ha-
reketliliğe destek verdi-
ği görülüyor.
Elbette Wik i leaks’in
tek başına isteni len et-
kiyi yaratmaması olasılık
dahilinde. Ancak, gelinen
noktada üzerinde düşü-
nülmesi gereken şey, bu-
nun anında sonuca bağ-
lanacak tek bir olay değil
bir birikim süreci olduğu.
Benzeri her olayla arta-
cak bu birikimin zaman-
la bir değişime yol açma-
sı kaçınılmaz.
Bit i r i rken, Orwel l’in
“19 8 4 ” r om a n ı n d a -
k i “Büyük Birader” ka-
ramsarlığına karşı Aldo-
us Huxley’in “Cesur Yeni
Dünya” romanında lideri-
ne kafa tutan genç kahra-
manın dirayetli sözlerini
hatırlatalım: “Mutsuz ol-
mayı değil mutsuz olabil-
me hakkımı istiyorum!”
W
ikileaks internet sitesinin yaklaşık 250
bin ABD Dışişleri Bakanlığı belgesini
dünyaya açıklamaya başladığı gece
olarak tarihe geçti 28 Kasım gecesi.
AslındaWikileaks, 2006‘dan beri bir-
çok belge açıkladı; bu belgelerin dolaylı ve dolaysız birçok
sonucu oldu; ama hiçbiri bu sonuncu “sızıntı” kadar yankı
uyandırmamıştı. “Watergate”e referansla “Cablegate” di-
ye adlandırılan son sızıntı, ABD’nin konsoloslukları ile Dı-
şişleri arasındaki özel ağ yazışmaları. Yani, bu sefer “ka-
pısı dinlenen” sadece ABD değil tüm dünya.
Wikileaks bildiğimiz anlamda bir “medya” değil. O daha
çok derin bir kaynak işlevi görüyor. Ancak, öte yandan,
bu kaynaktan şimdiye kadar hiçbir medya organından al-
maya alışık olmadığımız “haberler” alıyoruz. Bu durumun
medyanın yapısı üzerinde dolaysız etkileri olacak. Wikile-
aks, değişen medya paradigmasının işaretlerinden biri…
Medya, başlangıçta bağımsız girişimcilerin haber verme
eylemi üzerine kuruluydu. Medya; şeffaflık, bilgi edinme
hakkı, ifade özgürlüğü kavramlarını geliştirerek “haber
alma özgürlüğü” dediğimiz bir hak ve özgürlük platfor-
mu oluşturdu. Bilgiyi kamusal bir mülkiyete taşıdı. Da-
ha sonra, gerek sanayi devriminin yarattığı ve farklı sek-
törlerin iç içe girdiği sermaye birikim düzeni, gerekse sö-
mürgeci miras üzerinde küreselleşmeyle yükselen aşırı
kâr odaklılık, medyanın sermaye yapısını değiştirdi. Bilgi
giderek ticari bir silaha dönüştü. Endüstriyel medya or-
taya çıktı ve medya sahipliği oligopollerin eline geçerek
tekelleşti. Bu gruplar, medya dışında ciddi hacimli işler-
le meşgul oldu ve medya uzantılarını, çıkarlarını koruma-
nın ve istedikleri siyasal yapıyı yaratmanın bir aracı kıl-
dılar. “Kitle iletişim araçları” dediğimiz teknolojik sıçra-
ma da bu düzeni sağlamlaştırdı ve etkisini arttırdı. Şim-
di bu düzen yıkılıyor.
Wikileaks romantik bir kahramanlar hareketi değil. Ka-
famı hep kurcalamıştır: 11 Eylül 2001’de Wikileaks ya-
yında olsaydı ne olurdu, diye... Ama bu “alternatif ta-
rih” mümkün değildi. Wikileaks’i ortaya çıkaran koşullar
özellikle son küresel krizi yaratan aynı dinamiklerle or-
taya çıktı: Tek kutuplu dün-
ya düzeninin yıkılması, öl-
çek ekonomilerinin çöküşü,
kontrol sanayilerinin deği-
şimi, G20‘nin ortaya çıkışı,
BrettonWoods anlaşması-
nın feshi, askeri-endüstriyel
komplekslerin devrinin ka-
panması, kirli finansal siste-
min tıkanması ve buna bağlı
olarak uluslararası kuruluş-
ların yeniden yapılanması...
Bütün bunlar, bilgi ve ileti-
şim teknolojilerinin sosyal,
ekonomik ve gündelik ha-
yatımıza “gömülü” hale gelmesiyle birlikte okunduğunda,
Wikileaks’in hangi dinamiklerle doğduğu anlaşılır. “Yeni
dünya düzeni”, bilginin ulus-devlet iktidarlarından kaç-
tığı, çok ulusluların askeri-endüstriyel kompleksler üze-
rinden kontrol sanayilerini elinde tutamadığı bir dünya.
İşte böyle bir dünyadaWikileaks, medyayı başlangıçtaki
dinamiklerine geri döndürüyor. Bir döngü kapanıyor. Med-
yada sahiplik ilişkileri yeniden değişiyor. İnternet, ekono-
mik boyutta da geleneksel medyayı geride bırakıyor. İn-
sanların bilgiyi kullanma davranışları değişiyor. İnternet
herkesi yayıncı haline getiriyor. Medya iş ve kaynak (rek-
lam) modelleri dönüşüyor. Medya tekelleri, medya dışın-
daki “iş”lerini başka gruplara kaptırıyor. Sahip oldukla-
rı medya gücü artık bu “iş”lerin yürütülmesi için vazge-
çilmez olmadığı için de ortadan kalkma süreçleri hızlanı-
yor. Akıllı medya şirketleri yeni iş modellerine adapte ol-
maya çalışıyor. Diğerleri kısa sürede yok olacaklar. Bilgi,
artık onların tekelinde değil ve herkes, iktidarlar da da-
hil olmak üzere bunun farkında.
Wikileaks, haberleşme özgürlüğü hak ve özgürlük siste-
mini, yani şeffaflık, bilgi edinme hakkı ve ifade özgürlüğü-
nü yeniden tanımlıyor. Toplumsal hafızanın zayıf olduğu
malum. İnsanların ataletin tek kişilik gettolarında bir re-
fah gösterisiyle uyu(tul)ması da baskın eğilim. Ama artık
toplumsal hafıza, ağ üzerindeki ortak akılla inşa ediliyor.
İnsan hafızası sadece organik değil, dijital ve ağ üzerinde...
Artık devletler farkına varmaya başlıyor ki, sırların orta-
ya dökülmesini durdurmak için darbe yapmak, gazete-
ci öldürmek veya hapsetmek, sansür uygulamak, med-
yayı bizlerin vergileriyle satın almak ve bir polis devleti
yaratmak yeterli değil. Ve bunun için mucizevi yöntem-
ler de ufukta görünmüyor. Şeffaf olması gereken devlet-
ler, vatandaşlar değil.
Evet şimdi Neo-con’lara, istihbarat örgütlerine, iktidarını
paylaşmaktan korkan ulus-devletlere, oligopollere, güçten
düşen ordulara, medya kuruluşlarına dönüp, “Yeni Dün-
ya Düzenine Hoş Geldiniz!” diyebiliriz; tıpkı onların hepi-
mize on yıl önce dediği gibi.
Dr. Özgür Uçkan
İstanbul Bilgi Üniversitesi İletişim Fakültesi
Wikileaks ve değişen
medya paradigması
WEB SİTESİ
FARKETING.COM
Farketing
Cesuryenimedya
YORUM
WIKILEAKS FIRTINASI, SİTENİN SÖZCÜSÜ JULIANASSANGE’IN TUTUKLANMASIYLAYENİ BİRDÖNEMECE GİRDİ
ismail hakkı polat
Gelinen noktada üzerinde düşünülmesi gereken şey, bunun anında sonuca
bağlanacak tek bir olay değil bir birikim süreci olduğu. Benzeri her
olayla artacak bu birikimin zamanla bir değişime yol açması kaçınılmaz.
özgür uçkan
ETKİNLİK
EUROBEST FESTİVALİ’NİNDİĞERYÜZÜDİJİTALODALAR
DijitalcennetiEurobest
Eurobest’in dijital teknolojiler için ayrılan odaları The Hıve ve 3D,
katılımcılara birbirinden eğlenceli demolar sundu. 3 boyutlu film, sanal
oyunların oynandığı Xbox ve arttırılmış gerçeklikle oyuncakları 3 boyutlu
gösteren Lego dıgıtal box, festivale gelenleri çocuklar gibi sevindirdi.
D
a none , AC -
Nielsen, Ga-
ranti Bankası
ve Turkcell'de
çeşitli satış ve
pazarlama pozisyonların-
da görev yapmış olan Can
Turanl ı, blogunda 2004
yılından bu yana pazar-
lama fikirleri, pazarlama
stratejileri, sosyal medya,
tasarım ve bunların ya-
nında genel konular hak-
kında yazılar yazmaya de-
vam ediyor.
Blogunun ismiyle fark
yaratmayı başaran Can
Turanl ı, kendi blogunu
şu cümleyle tarif ediyor:
“Farketing.com’da farklıyı
değil, fark yaratanı, yara-
tırken de bir değer oluş-
turabilen fikirleri anlat-
maya çalışıyorum.”
Yazılarının birçoğuna
ek lediğ i Farketing not-
larıyla nokta atışı yapan
Turhanlı’nın açık, öz ve
dikkat çeken bir anlatımı
olduğu gözleniyor.