Page 6 - gennaration7.indd

Basic HTML Version

MART 2011
S
osyalmedyaüze-
rine dünyanın
en öneml i bu-
luşmalarından
biri kabul edilen
osyal Medya Haftası 7-11
Şubat tarihleri arasında
İstanbul'da gerçekleşti.
Yak laş ı k 4 bin k i ş inin
katı l ımıyla gerçekleşen
etkinlikte, son zamanlarda
hayatımızda tartışmasız
büyük yer kapyalan sosyal
medyaya dair tüm konular
enine boyuna tartışıldı.
Beş gün boyunca dü-
zenlenen etk inl ikte en
dikkat çekici konulardan
b i r i , i ş yer i nde sos ya l
ağlara bağlanı lmasıydı.
Konuya ilişkin toplantıda
uzmanlar, çal ışanların
i ş s a a t l e r i i ç i nde bu
ağ lara bağ lanmas ı nı n
yasaklanmasını eleştirdi.
SocialTrackers'tan Mert
Alemdar "Şirketlere sos-
yal medyayı yasaklamak
y e r i ne ç a l ı ş a n l a r ı n ı
seeder olarak kullanma-
ları gerektiğini anlatmaya
çalışıyoruz." derken, kari-
katürist Erdil Yaşaroğlu
için sosyal medya, şirket
patronlarının "çok güzel
telev izyonlar yapt ık bu
sene" diye tweet yapabile-
cekleri bir mecra tablosu
çiziyor.
Türk iye'nin başar ı l ı
reklamcılık ve pazarlama
sitelerinden Bigumigu'nun
kurucuları Aygül ve Yalçın
Pembecioğlu'nun, 90' l ı
yıllarda internete bağla-
nanlar için tüyler ürpertici
bir hatıra olan "dial up”
bağlantı sesi ile başlayan
"Sosyal Medya Trendleri"
sunumu, sosyal medyanın
Facebook ve Twitter i le
başladığ ını düşünenler
iç i n bi l g i lend i r ic i yd i .
IRC ' den So s yoma t ' a ,
ICQ'dan Yonja'ya kadar
Tü r k i nt e r ne t a l em i
ol a rak "unut tuğ umuz
değerlerimiz”i hatırlatan
Bigumigu ek ibi, dij ital
trendler in "sosya l" or-
tamlarda sadece iş odaklı
gelişmediğini gösterdi.
İy i bi r sosya l medya
t ak ipç i s i n i n aş i na ol-
duğu Cem Mumcu i se
bir insanı tanımak için
Facebook prof i l ler inin
sonsuz miktarda kaynak
sunduğunu, bunlara ba-
karak insanları kolaylıkla
çözebileceğimizi, insan
kaynakları şirketlerinin
testlerle vakit kaybede-
cek ler ine bu prof i l lere
bakarak eleman a l ımı
yapabileceğini savundu.
Serdar Kuzuloğlu ve Yü-
ce Zerey'in konuk oldukla-
rı Sosyal Medya ve Popüler
Kültür etkinliğinde Zerey,
" l ike" butonunu sosyal
medyanın para birimine
benzetti. Kuzuloğlu ise,
birçok kullanıcının sosyal
medyada başka insanlar
gibi davrandığını, ama bir
yandan da pol itikacı ve
gazeteci gibi algılarımızda
basmakalıp imajlara sıkı-
şıp kalan ünlülerin nasıl
kendileri gibi davranmaya
başladıkları da anlattı.
“ S o s y a l Me d y a d a n
Sonra Haber ve Haber-
cilik” panelinde konuşan,
ntvmsnbc Genel Yay ın
Yönetmeni Ahmet Yeşilte-
pe, sosyal medyanın yeni
bir iletişim alanı olarak
özel l i k le güveni l i rl iğ i
konusunda soru işaretleri
olduğunu söyledi. NTV
ekranlarından tanıdığımız
gazeteci Mirgün Cabas
ise “Uyanıyorum, gazete
manşetlerine, mailime ve
Twitter’a bak ıyorum. O
gün ne olmuş ne bitmiş,
sıralaması böyle” dedi.
Gelenek sel medyan ı n
ölebileceğini ama gaze-
teci l iğ in ölmeyeceğ ini
söyleyen Mirgün Cabas,
içeriğin web’e taşınması
gerektiğini anlattı.
Radikal Gazetesi yazarı
ve radikal.com.tr Genel
Yay ın Yönetmeni Ezg i
Başaran da, önemli olanın
içerik olduğunu vurgu-
layarak “Benim endişeli
olduğum tek bir durum
var, o da okuyucunun yap-
tığımız şeye ortak olmak
istemesi.” diye konuştu.
Dünyayla birlikte aynı
anda İ s t anbu l ’da dü-
zenlenen Sosyal Medya
Ha f tas ı’nda tar t ı ş ı l an
konulardan biri de sos-
yal ağlarda zemin bulan
nefret söylemiydi. 2010
rakamlarına göre dünyada
‘nefret’ söylemi kullanan
ve nefret suçlarını doğ-
rudan veya dolaylı teşvik
eden web sayfası say ısı
yüzde 20 artış göstermiş
durumda. Üstelik bunun
da önemli bir bölümü mü-
zik ve video gibi yaratıcı
malzemeleri kullanarak
etk i alanını ve yay ı lma
hızını artırıyor.
Y
irminci yüzyılın son on yılına girerken,
neo-con’lar bir “Amerikan Yüzyılı” olaca-
ğını hayal ettikleri “Yeni Dünya Düzeni”ni
inşa etmeye koyulduklarında, ellerindeki
en güçlü silahlardan biri yozlaşmış en-
düstriyel medyaydı. Tıpkı Göbbels’in radyo ve gazeteleri
kullandığı gibi kullandılar medyayı. Onların Göbbels’i
Pearl ve Rumsfeld oldu. Önce ilk “naklen savaş”ı izledik
(1. Körfez Savaşı), sonra da ilk “naklen terör saldırısı”nı
(11 Eylül). İzlediğimiz aslında kurulmaya çalışılan “Yeni
Medya Düzeni” idi. Ama bu düzen pek çabuk bitti. O
dönemin simgesi CNN’in küresel şaşaası yerini şimdiki
yeni medya düzeninin oyuncusu El Cezire’ye bıraktı:
Artık oradan “naklen devrim”i, “Arap Baharı”nı izliyoruz!
2007 biterken, önce askeri-endüstriyel kompleksler sonra
da endüstriyel medya düzeni sallanmaya başlamıştı bile.
Gerisi çorap söküğü gibi geldi. 2008 krizi tabutlarına
son çiviyi çaktı. Obama, G20, yeni bölgesel ağ-devletler
derken, “Amerikan Yüzyılı” hayal oldu; umutlarını ona
bağlamış endüstriyel medyanın düzeni de öyle... Medya
endüstrisinin iş modelleri ve mevcut biçimleri, tıpkı müzik,
sinema, yayıncılık, eğlence, reklam ve pazarlama gibi
iletişimodaklı yaratıcı endüstrilerde olduğu gibi tamamen
kadük hale geldi; bu yapılar hali hazırda ciddi bir değişim
sürecinden geçiyor; henüz ömürlerini tamamlamadılar
ama çok da zamanları kalmadı.
“Future Exploration Network” adlı düşünce kuruluşu,
basılı gazetelerin dünyadaki son yayın tarihi olarak
2040’ı veriyor ( http://futureexploration.net/Newspa-
per_Extinction_Timeline.pdf); bu tarih ABD’de 2017,
İngiltere’de 2019, Almanya’da 2030, Rusya ve Türkiye’de
de 2036 olarak öngörülüyor. Televizyon kanallarının
ise daha farklı bir dönüşüm geçireceği, IPTV ve diğer
çevrimiçi multimedya teknolojilerinin gelişimi ile son
derece parçalı ve ağ temelli bir yapıya kavuşacağı tahmin
ediliyor. Kısacası bugünün küresel medya oligapollerinin
yerinde yakında yeller esecek; mülkiyet yapıları değişecek,
yeni oyuncular pazara girecek ve çok farklı bir medya
ekosistemi ortaya çıkacak.
Bir döngü kapanıyor, bir yenisi başlıyor. Bu dönüşümde
ekonomik olduğu kadar
sosyal paradigma dönüşü-
mü de büyük rol oynuyor.
Gösteriyi hakikatin yerine
koymak eskisi kadar kolay
değil. Kitle iletişim araçları,
“kitlenin iletişimaraçlarına”
dönüşüyor. Medya, tıpkı
başlangıçta olduğu gibi
halkın güvenine, hakikat
talebine ihtiyaç duyuyor.
Yalanın ömrü kısalıyor.
Kolektif akıl bellek tutulma-
sına ilaç oluyor, belleğimiz
yerine geliyor.
Öte yandan, bundan sonraki on yıllarda asıl hesaplaşmamız
ve demokratikleştirmemiz gereken iktidar odakları ise
çokuluslu şirketler olacak. Bu şirketlerin faaliyet alanları
ise daha çok, enerji, biyoteknoloji, çevre teknolojileri,
farmakoloji, nanoteknoloji, genetik, telekomünikasyon
gibi ileri teknoloji sektörleri... Medya sektörü bunlar
arasında bir dolayımlama unsuru olarak bir paylaşım
savaşı içerisinde tamamen atomize olacak, çok parçalı
bir hale gelecek. Bu parçalanmışlık ilişkisi içerisinde
medyanın eski gücünden eser kalmayacak, çünkü çok
farklı ve büyük aktörler tarafından yağmalanacak. Med-
yanın yeni endüstriyelleşme alanı ise bir yanda ağlar ve
telekomünikasyon sektörünün ta kendisi, öte yanda da
bunlarla bağlantılı olarak eğlence sektörü.
Medyadaki ana eğilimin “kitle medyası”ndan “moleküler
medya”ya, yani kitlenin medyasına olacağını öngörmek
mümkün. Ama bu demek değil ki, Yeni Medya Düzeni'nde
kurumsal yapılar tamamen devre dışı kalacak. Tersine,
giderek dijital ekosistemin parçası haline gelen medya
bu ekosistem içerisindeki savaşlardan yoğun bir biçim-
de etkilenecek ve kurumsal yapıların, farklı kimliklerle,
sahiplik ilişkileriyle, stratejik ortaklıklarla bu alandaki
güçleri bir biçimde sürecek. Ama bildiğimiz medya
oligopolleri bu kurumsal denklemin dışına savrulacak-
lar; medya ve eğlence endüstrisi ise, telekom, internet,
mobil hizmetler, gibi alanlarla yakınsama içerisinde
bugünkünden çok farklı bir yapıya evrilecek ve tek bir
“yakınsanmış endüstri” ortaya çıkacak.
Aslında bir tür “medya ekonomisi”ne adım attığımızı
söylemekmümkün. Yakınsama etkisiylemedya ve eğlence
sektörü arasındaki sınırlar siliniyor. Her organizasyon
paydaşları arasındaki iletişi yönetebilmek için bir medya
kuruluşu haline geliyor. Bu, gayri maddi ekonominin
maddi ekonominin yerini almasının bir sonucu. Eh,
medya ekonomisi bu kadar büyürken geleneksel medya
endüstrisinin parsayı toplamasına kimsenin izin vereceği
de beklenemezdi herhalde! Dolayısıyla medya devlerinin
acılı çöküşü, “şeylerin doğal hali”nin bir sonucu sadece.
Dr. Özgür Uçkan
İstanbul Bilgi Üniversitesi İletişim Fakültesi
“YeniMedyaDüzeni”
hakkındabiröngörü
WEB SİTESİ
F-MAG.COM
Fotoğraf�ılık
magazini
�alışanasosyalmedya
yasaklanmalımı?
T
üm dünyada
o l duğ u g i b i
Türkiye’de de
sosyal payla-
ş ı m s i t e l e r i
çocuklar ve gençler tara-
fından oldukça yaygın bir
şekilde kullanılıyor. An-
cak, ülkemizde çocukların
Facebook kullanımında
ailelerin kontrolü fazla.
Ulaştırma Bakanlığı İn-
ternet Kurulu’nun, ODTÜ
ve Bilgi Teknolojileri ve
İletişim Kurumu Teleko-
münikasyon İletişim Baş-
kanlığı desteğiyle yaptığı
”Çocukların Sosyal Pay-
laşım Sitelerini Kullanım
Alışkanlıkları” araştırma-
sına göre, sosyal paylaşım
siteler inde çocuk lar ın
yüzde 41' i babalar ıyla,
yüzde 32'si de anneleri ile
”arkadaş”. Üç büyük ilde
9-16 yaş arası 524 çocuk
ile birebir görüşme sonucu
yapılan araştırma, çocuk-
ların sadece yüzde 3'ünün
bazı içerikleri ailesinden
gizlediğini ortaya koyuyor.
Söz konusu yaş grubun-
dak i çocuk lar ın yüzde
70'i günde en az bir kere
internet i kul lanı rken,
yüzde 66'sı da günde en
az bir kere sosyal ağlara
g i r iyor ve ortalama 72
dakika zaman harcıyor.
Rapora göre çocuk lar,
internette geçi rdik ler i
z ama n l a r ı n ı n büy ü k
çoğunluğunu sosyal ağ-
larda harcıyor. Facebook,
yüzde 99 kullanım oranı
i le çocuk lar ın gözdes i
durumunda.
Çocuklar, zamanlarını
s o s ya l a ğ l a rda geç i r -
diklerini itiraf ederken,
ders çal ışma sürelerini
o lumsuz e t k i l ed i ğ i n i
de söylemekten çek in-
miyor. Ankete kat ı lan
çocuk lar ın yüzde 60 ' ı
‘sosyal ağlar ders çalışma
süremi olumsuz etkiliyor’
diyor ve yaklaşık yüzde
25'i de ‘arkadaşlarına ve
ailelerine daha az zaman
ayırdıklarını’ ifade ediyor.
Rapora göre çocuklar,
y i ne dünyayl a pa ra lel
olarak kişisel bilgilerinin
güvenliği konusunda yeteri
kadar bi lg i sahibi değ i l
veya bunları önemsemi-
yor. Söz konusu gençlerin
yarısı sosyal ağlara kay-
dolurken karşılaştıkları
gizlilik ve kişisel bilgileri
korumaya yönelik yöner-
geyi okumadıklarını ya da
anlamadıklarını belirtiyor.
Sosyal ağ larda erkek
çocuk lar, k ı z lara göre
k işisel bi lg i ler ini daha
çok paylaşıyor. Çocukların
yüzde 25'i ev adreslerini,
yüzde 29'u cep ve ev tele-
fonlarını ve yüzde 51'i aile
bireylerinin isimlerini ar-
kadaşlarıyla veya daha ge-
niş bir kesimle paylaşıyor.
Raporda dikkat çeken bir
önemli istatistik ise yüzde
65'inin tanımadıkları ki-
şileri ”bir şekilde” arkadaş
listelerine eklemesi.
Söz konusu çocuk la-
rın yüzde 83'ü ”Şimdiki
arkadaşlar ı i le i let işim
kurmak” ve sadece yüzde
0,4'ü, sosyal ağ mantığıyla
tutarlı olarak, ”ders” için
Facebook sitesini ziyaret
ediyor.
Raporda altı çizilen bir
diğer öneml i husus ise
sosyal ağlara üyelik için
13 yaş sını r ı olmasına
rağmen çocuk lar daha
büyük olduklarını belir-
terek siteleri yanıltıyor.
Annebabalartakipte
D
ünyada c id-
d i t a r t ı şma
konu s u ha -
l i n e g e l e n
Wikileaks
kitap oldu ve “Wikileaks
- Yeni dünya düzenine
hoşgeldiniz” ismiyle çıktı.
Çok güvenilir kaynaklar-
dan 'sızdırılan' haberlere
yer verdiğini iddia ederek
önceler i pek k imsenin
ciddiye almadığı, ancak
zamanla başta Amerikan
ordusu olmak üzere, kasım
ayında peş peşe yayımladı-
ğı gizli belgelerle pek çok
hükumeti zor durumda
bırakan siteyle ilgili me-
rak edilen her şey, Özgür
Uçkan ve Cemil Ertem’in
kaleminden okuyucuya
ulaşıyor. 2006 yı l ından
bu yana faal iyette olan
Wikileaks internet sitesi,
bu tar ihten ber i artan
bir ivmeyle dünya siyaset
sahnesinde ağırlığını git-
tikçe arttıran bir fenomen
haline gelmeye başladı.
Bağdat’da, içler i nde
iki Reuters muhabirinin
de olduğu silahsız gruba
ateş açan bir ABD hel i-
kopterinin kamerasından
kaydedilmiş görüntüleri
sızdırarak 2010’da per-
dey i açan Wi k i lea k s ,
ABD ordusunun Irak’ta
işlediği bir savaş suçunu
açığa vuruyordu. Daha
sonra ABD’nin Afganistan
işgali ile ilgili olan Afgan
Savaş Günlükleri ve Irak
işgalinin içyüzünü ortaya
çıkartan Irak Savaş Kayıt-
ları ortaya çıktı.
AncakWikileaks’i dünya
gündemine sokan as ı l
olay; Watergate skanda-
lına atıfla ‘Cablegate’ adı
verilen, 251.287 adet ABD
Dışişleri Bakanlığı iç ya-
zışma belgesinin 28 Kasım
2010 gecesi yayınlanmaya
başlaması oldu.
Bu olayla birl ikte Wi-
k i leaks internet s ites i
ve sitenin ‘yüzü’ Jul ian
Assange bi r anda dün-
ya gündemine oturdu.
Başta ABD olmak üzere,
dünya siyasetinin önemli
aktörler inin gözler i bu
‘ikiliye’ yöneldi. Bu açıdan
bakılınca 28 Kasım 2010,
dünya diplomasi tarihinin
en sarsıcı gerçeklerinin
ortaya döküldüğü bir tarih
olarak anılacak.
2010’u Wik i leaks i le
kapatıp 2011’i “Arap Baha-
rı” ile açtık… Medyadan
diplomasiye, şirketlerden
hükümetlere hiçbir şeyin
artık eskisi gibi olmaya-
cağının işareti Wikileaks
ve Tunus’dan başlayarak,
Mısır, Libya, Cezayir, Ye-
men, Ürdün, Suriye gibi
otokratik Arap devletlerine
yayılan devrim dalgası…
Bu dönüşüm işaretle-
rinin her birinde inter-
net in ve bi lg i-i let i ş im
teknolojilerinin güçlü bir
mevcudiyeti var.
İnternetle bilginin ikti-
darın denetiminden çıktığı
bir döneme giriyoruz. İşte
Wik i leaks bu dönemin
perdesini açan eylemleri
ardı ardına dünya günde-
mine sunarak bize nasıl
bir döneme girdiğimizin
ipuçlarını veriyor.
Peki, dünya bu döneme
nasıl girdi? Hangi sosyo-
lojik, ekonomik, politik ve
tarihsel süreçler bugünleri
hazırladı? Bu süreçlerin
hızlanmasında teknolo-
jinin yeri nedir?
“Biz hükümetleri aça-
rız” sloganıyla, kemikleş-
miş ve geleneksel iktidar
yapı lar ının yavaş yavaş
çekinmeye başladıkları
Wikileaks bize nasıl bir
düny a n ı n k ap ı l a r ı n ı
açıyor?
Yirmi yıl öncesine kadar
çoğu insanın nelere kadir
olduğunu anlayamadığı
internetin bu son ‘icadı’
Wi k i leaks ney i tems i l
ediyor?
Bundan sonra nasıl bir
medya, siyaset, ekonomi
düzeniyle karşı karşıya
kalacağız?
A lanında uzman i k i
i s im; Özgür Uçkan ve
Cemil Ertem tarih, felsefe,
sosyoloji, ekonomi ve siya-
set arasındaki bağlantıları
günümüz şartlarına göre
okuyarak, teknolojinin bu
alanlar arasındaki ilişkiyi
daha da görünür ha le
getirmesinin sonuçlarını
bize bu kitapta anlatıyorlar.
Bu k itap sadece Wi-
kileaks hakkında değil;
ekonomiden pol itikaya,
uluslararası ilişkilerden
ulus-devletlere, medyadan
teknolojiye gözlerimizin
önünde kurulmakta olan
“Yen i Dünya Düzen i”
hakkında. Bu kitap, aynı
zamanda bu derin dönüşü-
mün ortasında kendisine
yeni bir yol açan Türkiye
ve bölgesi hakkında...
Wikileakskitapoldu
KİTAP
ALANLARINDAUZMAN İKİ İSİM, ÖZGÜRUÇKANVE CEMİL ERTEM'İNBİRLİKTE YAZDIKLARI YENİ KİTAP
özgür uçkan
D
ijital fotoğraf-
ç ı l ı k l a i l g i l i
nitelikli içerik
yayını gerçek-
leşt i ren web
sitelerinden biri de, f-mag.
com adresinde aynı isimle
yer alıyor. F-mag’inyayındili
İngilizce. Sitedeki “How-to”
bölümünde fotoğrafçılıkla
ilgisini bir hobi olmaktan
daha ileriye taşımak iste-
yenler için çeşitli bilgiler ve
ilginç ipuçları, “Test Lab”
bölümünde ise fotoğraf
makineleri ve fotoğrafçılıkla
ilgili diğer araç-gereçlerin
test izlenimleri bulunuyor.
Sıkçagüncellenenbirblog
bölümü de olan f-mag’in
en dikkat çeken içeriği ise,
“Workshop” başlığı altında
yayımlanıyor. Bu bölümde
örnek olarak ele al ınan
projeler, ayrıntılı olarak
inceleniyor.
F. Aydın Yunusoğlu’nun
2009 yılından bu yana ba-
şarıyla yürüttüğü izlenen
f-mag, fotoğraf severler
için takip edilmesi gereken
önemli kaynak seçenekle-
rinden biri olmaya devam
ediyor.
ETKİNLİK
SOSYALMEDYAHAFTASI
ARAŞTIRMA
SOSYALMEDYANINENİNEBOYUNAKONUŞULDUĞUBEŞGÜN:
Özgür Uçkan & Cemil Ertem
Etkileşim Yayınları
İstanbul, 2011