Page 2 - GENNARATION - SAYI 16

Basic HTML Version

NİSAN 2011
a. selim tuncer
KAMPANYA
BAŞAKŞEHİR’DEKİ İLK REZİDANS PROJESİ KENT NERİVA REKLAM FİLMİ YAYINDA
Genna Pazarlama İletişimi
Hizmetleri A.Ş. adına
İmtiyaz Sahibi
A. Uğur Alparslan
Genel Yayın Yönetmeni
M. Sedef Tenim Kayaokay
Editör
Aycan Türk
Sorumlu Yazıişleri Müdürü
Veysel Çil
Yayın Stratejileri
Yönetmenleri
Canan Özsoy,
Meltem Özçelebi
Yaratıcı Yönetmen
Başar Kurt
Haber Masası
Arzu Yaraş, Emel Çimen,
Eren Kolbek, Serap Salmanoğlu,
Ayşegül Elmas,
İlknur Yenihayat
Sanat Ekibi
Abdullah Yaşar, Aykut Yöney,
Kayhan Başpınar,
Kezban Ekrem, Şükran Gülen,
Önder Öncel,
Feryal İş
Redaksiyon
Nihan Şahin
Sayfa Düzeni
Sertan Vural
Grafik Ekibi
Afşin Bayır, Tuğşat Ergen,
Gökhan Mutlu
Fotoğraf Yönetmeni
Abdullah Yaşar
Çevirmen
Füsun Elmacı
IT Sorumlusu
Fatih Bektaş
İdari İşler
Kibar Özüt, Esma Güler
Destek Hizmet Ekibi
Ali Kartal, Hülya Biber
Sema Kınalı, Mehmet Çil
Refika Salmanoğlu, Turan Ayata
Ferdi Kaynayan
Basıldığı Yer
BBAS
Dağıtım
Aras
Yönetim Yeri
Levent Mah. Emel Sk. No: 5
1. Levent 34330 İstanbul
Tel: (212) 284 98 88 (pbx)
Faks: (212) 284 43 83
bilgi@gennaration.com.tr
www.gennaration.com.tr
twitter.com/gennaration
friendfeed.com/gennaration
www.genna.com.tr
AYLIK REKLAMCILIK GAZETESİ
SAYI: 16, NİSAN 2011
KentNeriva’damutfaktan
markete,salondanmetroya
F
uzul İnşaat tarafın-
dan gerçekleştiri-
len Başakşehir’in
ilk rezidans proje-
si Kent Neriva’nın
reklam filmi yayına girdi.
Konumu, mimari yapısı
ve ayrıcalıklı dünyasıyla
Başakşehir'in en özel ko-
nut projelerinden olanKent
Neriva'nın reklam filmin-
de; “Her şey yanı başınız-
da” teması esprili bir dille
işleniyor. Genna MCG ta-
rafından çekilen reklam
filminde metro, alışveriş
merkezi, spor salonu, ka-
fe ve restoranların nere-
deyse evin bir odası ka-
dar yakında olduğu anla-
tılıyor. Genç bir çifti can-
landıran oyuncular, evle-
rinde bir odadan bir oda-
ya geçer gibi, direkt met-
roya ve alışveriş merkezi-
ne geçiyorlar. Bu sırada
aralarındaki tatlı atışma-
lar da filme eğlenceli bir
hava katıyor. Bu çok özel
proje için iki farklı reklam
filmi hazırlandı. İlk film-
de, Kent Neriva’nın sakin-
lerinden olan genç çift ak-
şam yemeği için sofraya
oturuyor ve zeytinyağı şi-
şesinin boş olduğu farke-
diliyor. Evin genç hanımı
hemen zeytinyağı almak
üzere markete gidiyor ve
mutfağın kapısından sü-
permarkete adım atıyor.
İkinci filmde ise genç adam
işe gitmek üzere evden çı-
karken eşi acele etmesini
yoksa geç kalacağını söylü-
yor. Adam, evin metro is-
tasyonuna açılan kapısın-
dan çıkıp doğruca metro-
ya binerek işe vaktinde ula-
şıyor. Akşam ise genç ka-
dın merak edip eşini arı-
yor ve nerede kaldığını so-
ruyor. Spor salonunda ol-
duğunu söyleyen adam bir
saniye sonra eşinin yanın-
da belirip, “Geldim!” diyor.
A
nne-bebek-aile
yaşam ve alış-
ver iş platfor-
muEbebek, 10.
yılında logosu,
amblemi ve sloganıyla bir-
likte yenilendi. Ebebek’in
yenilenen tüm kurumsal
kiml ik çal ışması Genna
MCG taraf ından gerçek-
leştirildi.
Bebek.com ve Ebebek.
com internet siteleri, pera-
kende satış yapılan 14 ma-
ğazası, Magic Park Zekâ
Akademisi ve Bebek der-
gisini bünyesinde bulun-
duran e-bebek, 10. yılında
takipçilerinin karşısına ye-
nilenerek çıkıyor.
Yeni l ik ler i açık lamak
üzere bir basın toplantı-
sı düzenleyen Ebebek Ge-
nel Müdürü Halil Erdoğ-
muş, anne-baba adayları-
na ve anne-babalara tüm
ihtiyaçlarına cevap verir
nitelikte, özgür bir alışveriş
ortamı sunan Ebebek’in 10.
yılında, ayda ortalama 1,3
milyon kez tıklanan bir si-
te haline geldiğini söyledi.
24 kategoride 15.000’den
fazla ürün ve 150 markayı
içeren zengin ürün çeşitli-
liğine sahip olan Ebebek’in
halen 14 mağaza ve yakla-
şık 10 bin metrekare pera-
kende satış alanında faa-
liyet gösterdiğini ve 2010
cirosunun 32,5 milyon TL
olduğunu belirten Erdoğ-
muş, “2013 yılında, satış
alanımızı 30 bin metreka-
re ve 40mağazaya çıkarma-
yı planlıyoruz. 2016 hede-
fimiz ise 50 bin metrekare
satış alanı ve 70 mağaza…
2010 yılında sektördeki pa-
zar payımız en çok ciro yap-
tığımız 30 firmayı inceledi-
ğimizde yaklaşık%11’ler se-
viyesinde gerçekleşti. 2011
yılında bu payı %15’lere çı-
karmayı hedefliyoruz” diye
konuştu.
Ebebekgörselkimliğiniyeniledi
MARKA
EBEBEK ONUNCU YILINDA...
Reklamveren
Fuzul Grup
“Kent Neriva Projesi”
Ajans
Genna MCG
Müşteri İlişkileri
Sedef Tenim Kayaokay
Emel Çimen
Serap Salmanoğlu
Strateji Planlama
Serdar Paktin
Yaratıcı Ekip
Başar Kurt
Önder Öncel
Aykut Yöney
Kayhan Başpınar
Afşin Bayır
Tuğşat Ergen
Yapım
Tıms Commercıals
Yönetmen
Müfit Samık
Görüntü Yönetmeni
Altan Dönmez
Müzik
Jingleist
Medya Ajansı
Speed Medya
vimeo.com/21686516 vimeo.com/21686510
24 kategoride
15.000’den fazla
ürün ve 150 markayı
içeren zengin ürün
çeşitliliğine sahip
olan Ebebek 14
mağaza ve yaklaşık
10 bin metrekare
perakende satış
alanında faaliyet
gösteriyor.
Y
oğun çalışma
temposunun
ve başarılı ge-
çen sunumla-
rın ardından
Genna MCG ekibi, ajans
bahçesinde verdiği bar-
bekü partisiyle hem stres
attı hem de enerji topladı.
Akşamın erken saatlerin-
de barbekünün yakılma-
sıyla başlayan parti, ha-
vanın da ılıklığı nedeniy-
le adeta baharı karşılama
niteliği taşıyordu.
Mesai sonrasında bütün
ajansın hazır bulunduğu
partide Genna MCG aile-
si, birlikte eğlenmenin ve
iş temposundan vakit bu-
lamadıkları keyifli sohbet-
lerin yanı sıra futbola da
doydu. 2012 Avrupa Şam-
piyonası Elemeleri’nde A
Milli futbol takımımızın
Avusturya ile oynadığı mil-
li maçın, projeksiyon siste-
miyle bahçe duvarına yan-
sıtıldığı gecede, koltuklar
ekranın karşısına sıra sı-
ra dizilerek ajans bahçesin-
de adeta bir stadyum ha-
vası yaratıldı. Genna eki-
bi, ajans bahçesine kurdu-
ğu küçük çaplı stadyumda
Türkiye'nin oynadığı fut-
bolu, açık havada izleme-
nin tadını çıkarırken diğer
yandan da milli futbolcu-
lara tezahüratlarıyla des-
tek verdi.
Birbirinden lezzetli ız-
gara etler ve sebzeler, içe-
cekler eşliğinde atıştırılır-
ken Arda Turan ve Gökhan
Gönül’ün galibiyet getiren
golleri, maçı izleyenGenna
ailesi için zaferden öte, bü-
yük bir keyfe dönüştü. Ani-
den bastıran sağanak yağ-
mur bile ekibin keyfini ka-
çırmaya yetmedi. Poşetler-
den yağmurluk yapanGen-
na ekibi, şemsiyelerin altı-
na sığınıp barbekü ateşiy-
le ısınmaya çalışırken bi-
le desteğini bir an olsun A
Milliler’den eksik etmedi.
Genna
baharı
karşıladı
BİZDEN
AJANSTAMANGAL PARTİSİ
Gökten üç elma düştü; biri sana, biri bana, biri de...
[1-2] Rab bir gün Amittay oğlu Yunus’a, “Kalk, Ninova’ya,
o büyük kente git ve halkı uyar” diye seslendi, “Çünkü kötü-
lükleri önüme kadar yükseldi.” [3] Ne var ki, Yunus Rabbin
huzurundan Tarşiş’e kaçmaya kalkıştı. Yafa’ya inip Tarşiş’e
giden bir gemi buldu. Ücretini ödeyip gemiye bindi, Rab’den
uzaklaşmak için Tarşiş’e doğru yola çıktı. [4] Yolda Rab şid-
detli bir rüzgar gönderdi denize. Öyle bir fırtına koptu ki, ge-
mi neredeyse parçalanacaktı. [5] Gemiciler korkuya kapıldı,
her biri kendi ilahına yalvarmaya başladı. Gemiyi hafiflet-
mek için yükleri denize attılar. Yunus ise teknenin ambarı-
na inmiş, yatıp derin bir uykuya dalmıştı. [6] Gemi kaptanı
Yunus’un yanına gidip, “Hey! Nasıl uyursun sen?” dedi, “Kalk,
tanrına yalvar, belki halimizi görür de yok olmayız.” [7] Son-
ra denizciler birbirlerine, “Gelin, kura çekelim” dediler, “Ba-
kalım, bu bela kimin yüzünden başımıza geldi.” Kura çekti-
ler, kura Yunus’a düştü. [8] Bunun üzerine Yunus’a, “Söyle
bize!” dediler, “Bu bela kimin yüzünden başımıza geldi? Ne
iş yapıyorsun sen, nereden geliyorsun, nerelisin, hangi hal-
ka mensupsun?” [9] Yunus, “İbraniyim” diye karşılık verdi,
“Denizi ve karayı yaratan göklerin tanrısı Rabbe taparım.”
[10] Denizciler bu yanıt karşısında dehşete düştüler. “Neden
yaptın bunu?” diye sordular. Yunus’un Rab’den uzaklaşmak
için kaçtığını biliyorlardı. Daha önce onlara anlatmıştı. [11]
Deniz gittikçe kuduruyordu. Yunus’a, “Denizin dinmesi için
sana ne yapalım?” diye sordular. [12] Yunus, “Beni kaldırıp
denize atın” diye yanıtladı, “O zaman sular durulur. Çünkü
biliyorum, bu şiddetli fırtınaya benim yüzümden yakalandı-
nız.” [13] Sonra Yunus’u kaldırıp denize attılar, kuduran de-
niz sakinleşti. [16] Bu olaydan ötürü denizciler Rab’den öyle
korktular ki, O’na kurbanlar sundular, adaklar adadılar. [17]
Bu arada Rab Yunus’u yutacak büyük bir balık sağladı. Yu-
nus üç gün üç gece bu balığın karnında kaldı.
Bundan beş altı yıl önce bir pazarlama profesörü dostuma
dinlerle pazarlama arasında çok yakın ilişkiler tespit ettiğimi,
bunun akademik bir tezin konusu olabileceğini söylemiştim.
Dostum, bu konu üzerinde hiç düşünmediğini, ama ilgilene-
ceğini ve gerekirse öğrencilerinden birine tez konusu olarak
tavsiye edebileceğini belirtmişti. Sonradan takip etmediğim
için gerçekten ilgi gösterilip gösterilmediğini bilmiyorum.
Tabii ben hocaya bu öneride bulunduğumda Jan Hofmeyr
adındaki din psikolojisi doktorunu tanımıyordum. Cape Town
Üniversitesi’nden din psikolojisi doktorası ile 1979’da me-
zun olan Dr. Hofmeyr, 1985’te geliştirdiği din değiştirme te-
orisini, “The Conversion Model” adı ile pazarlama araştır-
ması modeline dönüştürmüş. Hofmeyr, 2005’te Uluslara-
rası Marka Direktörü olarak Synovate’e katılmış. Synovate
bünyesinde, marka değeri ve iletişimin etkisinin ölçümlen-
mesi konusunun kökten değişimine destek veren Hofmeyr,
bu dönemde “Brand Value Creator TM” modelini geliştirmiş.
10-11 Aralık 2009’da Lütfi Kırdar Uluslararası Kongre ve
Sergi Sarayı’nda gerçekleştirilen 10. Pazarlama Zirvesi’inde
tarihteki en iyi sosyal stratejistlerin dini liderler olduğunu vur-
gulayan Dr. Hofmeyr şunları söylemişti: “Özellikle Amerika’da
başarılı olmak ve dini organizasyonlar arasında çok güçlü
bir ilişki var. Bazen insanlar bana ‘Bu fikir nereden geliyor’
diye soruyorlar. Eğer gerçekten dinin bazı bölümlerine ba-
karsanız, örneğin Hz. İsa, Hz. Musa, Hz. Muhammed gibi bü-
yük dinlerin peygamberlerine bakarsanız en iyi pazarlama
stratejilerini kullanmışlardır. Bunlar tarihdeki en iyi sosyal
stratejistlerdir. Onlar toplumları, kültürleri, insanları çok iyi
anlamışlardır. Mesajın nasıl önem kazanacağını görmüşler-
dir. Bana göre pazarlama ve din arasındaki ilişki çok açık.”
Din ve pazarlama ilişkisine dikkat çekenlerden biri de Mar-
tin Lindstrom olmuştu. The Brand Age’in Şubat 2011 tarihli
sayısındaki “Markalamada Dini İlhamlar” başlıklı yazısında
da aynı konuya değindi: “Sevelim ya da nefret edelim, ka-
bul etmek gerekir ki marka dünyası her geçen gün biraz da-
ha dinsel dünyadan esinlenmeye devam ediyor. Dinler, mar-
kaların önünde uzanan yıllar boyunca nasıl evrileceklerine
dair çok güçlü bir yol haritası sunuyor. Markaların yapma-
sı gereken tek şey, dindarlığı yaratan kadim unsurları ince-
lemek. Bazı durumlarda bu öylesine güçlüdür ki, markalar
marka olmaktan çıkıp bir yaşam tarzı haline dönüşürler.”
Lindstrom, bu yazısında konuyla ilgili yaptığı bir araştır-
madan da söz ediyor: “Araştırmam çok güçlü on kriterden
oluşan bir listeyle sonuçlandı. Marka açısından ele aldığım
için bu listeye On Emir demek istedim, ama yayıncım bu-
nun sınırları fazla zorlamak olacağını düşündü. Öte yandan
ilginç olan, dinle marka dünyası arasındaki şaşırtıcı ve çok
güçlü paralelliklerin varlığı. Yanlış anlamayın. Dinin marka-
lamadan bir şeyler öğrendiğini ima etmek gibi bir niyetim
yok, ama markalamanın din dünyasından çokça esinlendi-
ğini rahatça söyleyebilirim.”
Araştırmasının sonunda bulduğu on bileşeni ise şöyle sıra-
lıyor Lindstrom: (1) Ait olma duygusu, (2) ileriyi gören viz-
yon, (3) düşmanlığın gücü, (4) özgünlük, (5) tutarlılık, (6)
mükemmellik, (7) semboller, (8) gizem, (9) ritüeller ve (10)
duyusal cazibe.
Lindstrom, sanıyorumOn Emir’le benzerlik kurulmasını sağ-
lamak uğruna bu bileşenleri onla sınırlayarak dinlerle hika-
ye arasındaki ilişkiyi biraz gürültüye getirmiş ve bunu “gi-
zem” başlığı altına sıkıştırmış. Oysa hepimizin bildiği gibi
dini kıssalar, istisnasız bütün dinlerde dini mesajların iletil-
mesinde çok önemli bir işlev görmektedir. Yazının başındaki
Tevrat’tan yaptığımalıntıyı küçük bir örnek olarak paylaştım.
Nitekim Kuran’da da birçok mesaj kıssalar üzerinden veril-
miştir. Yaratılış kıssasından tutun, Habil ve Kabil’in çatışma-
sı, Hz. Musa’nın asasının ejderhaya dönüşmesi, Kızıldeniz’in
ortadan ikiye yarılması, Hz. Süleyman’ın kuşlarla konuşması,
Saba melikesinin tahtıyla bir yerden bir yere gitmesi, pey-
gamberlerin ve çeşitli toplumların yaşadıkları olaylara kadar
birçok kıssa bu amaçla kutsal kitabın anlatısı içinde yer alır.
“Kıssalar insanı adeta gerçekleştiği zaman ve mekana da-
vet eder. (...) Kıssaların bireyi geçmişe daveti dışında, bire-
yin kıssayı kendi bulunduğu zaman ve mekana davetinden
de söz etmek mümkündür. Birey içinde bulunduğu duru-
mu kıssada anlatılan olayla veya kendisini kıssa kahrama-
nı olan şahısla özdeşleştirdiği durumlarda kıssayı bugüne
davet eder. Kıssadan almış olduğu hisse veya model şahıs-
la kendi içinde bulunduğu duruma çözüm üretmeye çalışır.
Kıssanın bu gücünden faydalanan birey, hem içinde bulun-
muş olduğu problemi çözmüş hem de iç huzurunu yakala-
mış olur.” (Asiye Yılmaz, Kuran’daki Kıssaların Din Eğitimi
Açısından Değerlendirilmesi)
Bu sayımızda kendisiyle yaptığımız söyleşide de Temel Ak-
soy şöyle diyor: “En modern ofislerden en ‘maço kahveha-
nelere’ kadar her yerde, hepimiz aynı öykülerle heyecanla-
nır, umutlanır, öfkeleniriz. Öykülerden anlam çıkarır, ilham
alırız. Bu öyküler bizi birbirimize bağlar.”
Geçmişten ve kültürlerin zengin derinliğinden alacağımız/
almamız gereken hisseler tükenecek gibi değil.
“Sevelim ya da nefret
edelim, kabul etmek
gerekir ki marka dünyası
her geçen gün biraz
daha dinsel dünyadan
esinlenmeye devam
ediyor.”