Page 3 - GENNARATION - SAYI 16

Basic HTML Version

NİSAN 2011
İ
stik lal Caddesi Az-
navur Pasajı’nda yer
alan Adasanat Gale-
risi, bir süredir gale-
rinin sahibi Memet
Güreli’nin 5. kişisel ser-
gisi ‘Rutin’e ev sahipliği
yapıyor. 14 Nisan’da baş-
layan Rutin, 30 Nisan’da
sona erecek. Güreli’nin ko-
lajdan yağlı boyaya, farklı
teknikleri kullanarak üret-
tiği eserleri izleyicinin be-
ğenisini topluyor. Rutin’in
bizim için ise ayrı bir an-
lamı var: Memet Güreli,
kolajlarında Gennaration
kullanmış. Kolajlar da yağ-
lıboyaların ön çalışması ol-
duğundan, Gennaration’lar
bazı değişikliklerle tuvale
de taşınmış. Üstelik, tab-
loların içindeki bu hika-
ye, sergiyi gezen bir Gen-
naration okuyucusu tara-
fından farkedilmiş. Biz de
bu hikaye üzerine ve Me-
met Güreli’nin çalışmaları
üzerine, kendisiyle bir söy-
leşi gerçekleştirdik.
Bu ‘Gennaration’lar na-
sıl girdi resimlerinize?
Tesadüf mü yoksa?
Gennaration bana düzen-
li olarak gelir. Ben de bu
sergiyi hazırlarken kolaj-
lardan oluşan eskizler ya-
pıyordum. Onlara biraz
pentürel izlenimler ver-
mek; gazete, dergi ve bazı
grafik ögeler kullanmak is-
tedim. Bu sırada elime ge-
çen birkaç Gennaration’ın
da bazı kelimelerini ve gra-
fik ögelerini ön araştırma-
larda kullandım. Onların
bir kısmı ise tuvallere ta-
şındı. Bu sergideki çalış-
maların bir kısmı o eskiz-
lerden oluşuyor. Eskizler
zaten kolaj ve karışık tek-
nikle çalışıldı ve tuvalle-
re kaynaklık etti, ama tu-
valde de ister istemez bir
başka macera yaşadı. Tu-
vale aktarırken bazıları
kısmen değişime uğradı.
Sonra tablolara baktık ki
Gennaration’ı çok sayıda
tabloda kullanmışım. Bunu
sonradan fark ettik. Ama
ben zaten Gennaration’un
güzel bir grafik öge olduğu-
nu düşnüyorum. Görselleri
ve tasarımı çok iyi. Resim-
lerin içinde güzel etki bı-
rakıyor.
Ne zaman başlamıştınız
bu tabloları çalışmaya?
Aslına bakarsanız, ilk baş-
larda kafamda mütemadi-
yen ürettiğim; ama sergi-
lenmemiş işlerden oluşan
bir sergi düşüncesi vardı.
Tablolarda genelde tek-
rarlayan ögeler kullan-
mışsınız. Kediler, insan
grupları, gazeteler…Bun-
ların bir anlamı var mı?
Daha çok beni ilgilendi-
ren figüratif bir resim ter-
cihim var. İnsan ögesi-
ni resimde mütemadiyen
kullanıyorum. Günümüz
o kolaj ögesini kullanarak
ben gündelik yaşamı yeni-
den kurguladım. Her biri-
nin içinde başka bir dram
ve öykü oluşuyor bu sayede.
Bu, biraz da benimmüda-
halelerimle oluyor.
Örneğin o kolaj ögeleri,
grafik ögeler, dergiler vs.
gündelik yaşamımızın bir
parçası. Artık sağımızda,
birinde Dürer’in bir gravü-
rünü gördüm. Onun da ko-
nusu melankoliydi ve Dü-
rer de bir zaman ögesi ola-
rak kum saati kullanmıştı.
Tekrar serginin adına
değinelim. Aslında ser-
ginin adı ‘Rutin’ ama re-
simler pek de rutin giden
bir şeyleri anlatıyor gibi
Ve bu sürece de sanatçı
müdahalesi veya müda-
hil olma girişimiydi o ser-
gi. Türkiye’de böyle hatı-
rı sayılır ama bu konuda
duyarlı yaklaşık 40 sanat-
çı barış temalı eser üret-
ti. Onlar burada sergilen-
di. Katoloğu yapıldı ve ser-
gi daha sonra Diyarbakır’a
gitti. Orada da büyük ilgi
var. Mesela graf ik tasa-
rım alanından Cemil Ca-
hit Yavuz’un iki tane ser-
gisi oldu. Resimden Gü-
nal Salt sergisi oldu. Hey-
kelden Seyhan Atamer bu-
rada eserlerini sergiledi.
Ayrıca tabii ki benim ve
eşim Buket’in sergileri de
oluyor. Öte yandan, 2010
İstanbul Kültür Başkenti
Sonra karar değişikliğiyle
yeni bir seri yapalımdedim.
Neredeyse son 2-2,5 aylık
süreçte -tabii ki belli ara-
lıklarla- çalıştım bu sergi-
yi. Önce kolajlarla başla-
yan, sonra onların tuval-
lere taşınmasıyla yaşanan
bir süreçti bu.
kent yaşamında insanı,
daha çok da insanın dra-
mını görselleştirmeye ça-
lışıyorum. Genelde üreti-
miminsanodaklı. Özellikle
de kentteki insanla ilgili...
Kediler ve köpeklere ge-
l ince… Onları da diğer
plastik ögeleri de bazen
bir resim elemanı ihtiya-
cı olduğu için koyuyoruz.
Ama bu ögeler bazen o re-
simde o konuya katılan bir
edit unsuru, bazen dost
bir şey, bazen de gerilime
katkı sunan bir şey olabi-
liyor. Resmin kendi doğa-
sında giderek bir yeniden
üretim, bir yeniden kurgu
ve dram ortaya çıkyor. Yok-
sa kedi köpek gibi ögelerin
özel bir anlamı yok aslın-
da. Özel bir analiz yapma-
ya da gerek yok onlarla ilgi-
li. O ögelerle özel bir duy-
gusal ilişkim yok.
Ba l ı k l a r ı n da yok o
zaman.
Balıklar da o ara elime geç-
ti. Biraz absürd olsun, o in-
san gruplarının içerisine
koyayım diye düşündüm.
Bunu yaparken de bazen
ilişkilendirme, bazen ab-
sürd, bazen doğalmış gibi
mekanda yer alma duru-
mu oldu. Mesela bir tane-
sinde adamın elinde öyle-
ce duruyor.
Se r g i n i n ad ı neden
‘Rutin’?
Ülkemizin bu aralar çok
olağanüstü bir gündemi
var. Bu olağanüstü gün-
dem de bir rutin oluştu-
ruyor ister istemez. Ser-
g i metnini yazan Emre
Zeytinoğlu’yla sergiye ne
isimkoyacağımızı konuşur-
ken aklımıza pek çok şey
geldi. Uzunca bir süre dü-
şündük ve birkaç isimüze-
rinde yoğunlaştık. ‘Rutin’
de giderek rutinleşen in-
san yaşamına bir gönder-
meydi. Zaten tablolar hep
gündelik yaşam sahnele-
ri gördüğünüz gibi. Ama
solumuzda çok miktarda
veri var. Veri bolluğu için-
de yaşıyoruz. Bundan ba-
ğımsız bir hayat yok şim-
di. Medya da o yüzden re-
simlere girdi. Bir de birer
resim elemanı olarak dü-
şünüyorum onları daha
çok. O grafik ögeler, res-
me başka bir katkı sağlı-
yor. Bazen de ortaya ente-
resan şeyler çıkıyor.
Ne gibi şeyler?
O magazinleri ve gazete-
leri bakmadan kestiğimiz
için, sonra dikkatle ince-
lediğimizde çok şaşırdığı-
mız tesadüf ler ortaya çık-
tı. Mesela, tepeden bakıl-
mış birkaç figürün yer al-
dığı bir tane resmimiz var.
Bunun ismini ne koyalım
diye konuştuk ve ‘Flört’
dedik ona. Aradan epey
bir zaman geçtikten son-
ra resmi dikkatle inceledi-
ğimizde, kestiğimiz gaze-
tenin üstünde flörtle ilgili
bir şeyler yazdığını gördük.
İlginç bir tesadüf. Çok şa-
şırmıştım; çünkü o kağıt-
larda öyle bir şey gördüğü-
mühiçhatırlamıyorum. So-
nuçta, oraya yapıştırılması
gereken bir şey geçirmiş-
tim elime. O da bir gazete
parçasıydı. Zaman zaman
da resme dahil olan hika-
yeler de oldu.
Tesadüfen görmüş olabi-
lir misin o kelimeyi? Yani
bilinçaltınıza yer etmiş-
tir belki. Hani, insan gö-
rür de unutur ya bazen?
Zaman zaman oluyor ga-
yet tabii. Ben daha önce
bir taş baskısı yapmıştım.
Adı ‘Melankoli’ydi. Kadın
bedeniydi gövdesi. Arka-
sına da zamanı gösteren
bir öge olarak saat kadra-
nı asmıştım. Tabii öğren-
cilik sürecimizden bu ya-
na devamlı sanat tarihi ki-
tapları karıştıran, oraları
araştıran insanlarız. Ara-
dan bir hayli zaman geç-
tikten sonra o kitaplardan
değil. Siz nasıl yorum-
ladınız ‘Rutin’i?
Resimler öyledir. Re-
simde okumaherkes-
te farklıdır. Esas so-
ru, “Sanatçı o eseri
yaparken ne düşün-
dü?” olmalıdır. An-
cak, resimler zaman
zaman o üretim süreç-
lerinde karar değişikli-
ğiyle şekilleniyor. Ben çok
resim değiştirdim. Resim
kendi macerasıyla değişi-
me uğrar. Başlarken ka-
famda başka bir şey vardır
da sonra resim farklı biter.
Bu sizin kaçıncı kişisel
serginiz?
Bu beşinci kişisel sergim.
Çok sayıda karma sergiye
katıldım. Ben bağımsız bir
ressamım. Galeri angajma-
nım yok. Sisteme karşı laf
üretmiş biriyim. Bağımsız
mekanlarda sergiler yapıyo-
rum. Burası da öyle bir yer
ve burada yıllardır gençle-
re yönelik bir eğitim prog-
ramı yönetiyoruz. Son bir-
kaç yıldır bu mekanı de-
ğiştirerek, dönüştürerek
ve iyileştirerek hem ken-
di yapıtlarımızı hem de
sanatçı dostlarımızın ya-
pıtlarını izleyiciyle buluş-
turmak için uygun hale ge-
tirdik. Yani, bizim gibi dü-
şünen, bizim gibi ‘aura'ya
sahip, bizimle aynı pen-
cereden bakan sanatçıla-
rın projelerine de yer vere-
lim dedik. Ticari bir kay-
gımız yok, öyle bir galeri
değiliz. Özellikle, bir tür
sivil inisiyatif sanat plat-
formu gibi bakıyoruz me-
seleye. Özetle, ticari bek-
lentiyle yapmıyoruz bu et-
kinlikleri.
Sanatçılar yapıtlarını ser-
gilesinler diye onlara bu
mekanı veriyoruz. Mese-
la daha önce bir ‘Barış’
sergisi yaptık. Bu ara hala
gündemde olan ve 30 yıl-
dır devam eden adı konul-
mamış bir savaş var ve bir
barış süreci de var ortada.
gördü. Kısaca, bu tür pro-
jelerimiz var. Biraz politik
bir duruş tabii bu. Ama an-
gajmanlı bir politik duruş
değil. Sanatçının duruşu
ne olabilir? Daha eleştirel
bi bakış açısı…O anlamda
politik. Yoksa bi’taraf, ber-
taraf olma veya taraf olma
gibi değil. Sanatçının do-
ğası böyledir. Sanatçı, do-
ğası gereği muhaliftir. Bi-
raz o pencereden bakıyo-
ruz ve o pencereden ba-
kan projelere yer verme-
ye çalışıyoruz.
Biraz da galeriden ve atöl-
yeden bahsedel im. Bu
mekan ne zamandır var?
Yaklaşık 13 yıldır burada-
yız. Ama atölyemiz 1990
yılında kuruldu. Akademi-
den mezun olduktan son-
ra sanat eğitimine başla-
dık ve yıllardır sürdürü-
yoruz. Önceki mekanımız
Galatasaray Lisesi’nin ar-
kasında bir Levanten yapı-
sıydı. Sonra daha büyük bir
mekana ihtiyaç duyduk ve
buraya geldik.
Bütün gününüz burada
mı geçiyor?
Çoğunlukla. Çünkü eğitim
meselesi de var. Bir yandan
kendi üretimimiz var. Yanı
sıra da birkaç yıldır hafta-
nın bir günü yarı zamanlı
olarak Işık Üniversitesi’nde
ders veriyorum.
Devamlı çalıştığınız bir
sanatçı var mı?
Daha önceki sergilerimizde
çalıştığımız arkadaşlarımız
etkinlikleri dahilinde
bir de İstanbul sergi-
si yaptık geçen yıl. O
tema üzerinden yi-
ne çok sayıda sanat-
çının İstanbul tema-
lı işlerini sergiledik.
Benzer projeleri sür-
düreceğ iz; ama se-
nede en fazla üç, bile-
mediniz dört tane ser-
gi yapıyoruz. Çünkü bu-
rası eğitim alanı aynı za-
manda. Ve devamlı sergi
olamıyor. Eğitim aksasın
istemiyoruz. Bir de, tica-
ri bir galeri olmadığımız
için çok sayıda sergiyi kal-
dıramıyoruz. Sonuçta on-
ların da bir gideri oluyor.
Bundan sonrası için, ki-
şisel serginiz olsun, bu-
rada yapılacak bir proje
olsun, aklınızda bir konu
veya tema var mı?
Bir sürü proje var ama yeni
dönem için etkinlik prog-
ramını netleştirmedik. Bu-
nunla birlikte, Buket’in ki-
şisel sergisi olacağını söy-
leyebilirim. Belki İstanbul
Bienali ile eşzamanlı ola-
rak bir karma sergi düzen-
leyeceğiz.
İçinizde kalan bir şey var
mı? Yapmayı çok istedi-
ğiniz ama yapamadığı-
nız bir şey..?
Hayır. Aslında genel olarak
ben resimle ilgili olarak is-
tediğimi yapıyorum. Ama,
biraz daha ağırlıklı olarak
resme yoğunlaşabileceğim
bir döneme geçmeyi ister-
dim. Daha çok resim yapa-
bilsem daha iyi olacak. Fa-
kat, burada çark biraz da
böyle dönüyor. Zaman za-
man satış yapıyorum; el-
bette, çok angajmanlı bir
sanatçı olmamakla birlik-
te. Ancak, mekanımız çok
güzel ve bu güzel mekan-
da çok sabit gider oluyor.
Eğitimmeselesi bu işi des-
tekleyen bir unsur. Bu çar-
kı döndüren bir unsur. Kı-
saca, hiç giderim olmasa
hep resim yaparım.
Rengarenktuvallere
yansıyanGennaration
H
ayatımıza hızlıca giren fırsat siteleri her sa-
bah yeni fırsatlar sunmakla kalmayıp bize
daha önce yaşamadığımız tüketim tecrü-
beleri de yaşatıyor. Amerika’da ‘Grup Sa-
tın Alma Siteleri’ kavramı ile Groupon şir-
keti tarafından başlatılan sistem Türkiye’ye uyarlanırken
‘Fırsat Siteleri’ olarak değişti. Fırsat Siteleri kampanya-
larını kullanmak için aşağıdaki nedenlerden birkaç tane-
sini sayabiliriz:
• Farkındalık yaratmak amaçlı: Doğru planlandığında fır-
sat satınalma modelleri kullanabileceğiniz en iyi bilinirlik
sağlama araçları olabilir.
• Bilinmeyen bir ürün veya servis için deneme amaçlı: Bir
deneyenin tekrar geleceğinden emin olduğunuz durum-
larda, ürününüze inanıyorsanız ürününüzün tanınması için
harika bir fırsat. Sadece, bu fiyatın deneme fiyatı olduğu-
nun iletişimini yaptığınızdan emin olmalısınız.
• Stok fazlasını elden çıkarmak: Eğer stokta mal fazlanız
varsa veya satışlarınız zayıf gidiyorsa bu sistem, üretim
kapasitenizi eritmek için yararlı olacaktır.
• Dönemsel / mevsimsel promosyonlar: Eğer sektörünüz-
de mevsimsellik söz konusuysa düşük sezonlarda ürün
kullanımını arttırmak için fırsat satınalma siteleri mü-
kemmel bir yol olacaktır. İletişimini net bir şekilde yap-
mak çok önemli; çünkü verilen fyatın, sadece bu döne-
mi kapsadığını ifade etmek gerekir.
Bizdeki başlıca grup satın alma yapan/fırsat siteleri olarak
Şehir Fırsatı, Grupanya, Grupfoni, Markafoni, Yakala.co,
Limango, Firmanya, Trendyol ve Markapon’u sayabiliriz.
Etrafımda fırsat sitelerinden satın alma yapan arkadaş-
larımın deneyimlerini merakla izliyorum. O kadar ilginç
deneyimler ki incelemeye değer ve bunun sonu, acaba
nereye varacak dedirtiyor insana. Gerçekte ihtiyacı var
mı yok mu sorgulamadan ne görürse alan, ürünün ucuz-
luğu nedeniyle “Kullanırız nasıl olsa.” diyen birçok tüke-
tici çıktı ortaya.
Fırsat sitelerine giren frmalar, o güne özel ürünleri ve hiz-
metleri için normal zamanda sundukları ücretin çok altın-
da; bazen % 90 indirimli fyat sunmalarından dolayı tü-
ketici gözünde kaçırılmayacak bir fırsat olarak görülüyor.
Tüm web pazarlama araçlarında olduğu gibi, bu sistemi
kullanmak için geçerli bir neden ve stratejiniz yoksa, gü-
nün sonunda marka itibarınıza zarar veren bir durumla
karşı karşıya kalabilirsiniz.
Sisteme giren ve girmek
isteyen frmaların özellik-
le dikkat etmesi gereken
önemli noktalar var; ama
işin tatlı satışında frma-
lar, bu konuya çok önem
vermiyor ve satabildikle-
ri kadar satmaya bakıyor.
Sonunda da memnun ol-
mayan ve bir daha sistem-
den satın alma yapmak is-
temeyen tüketiciler oluşu-
yor. Kapasitesi kısıtlı birme-
kanın sınır koymadan satış
yapması (Kız Kulesi’nde kahvaltı vb.) büyük hata. Sadece
hafta sonu için gidilen bir yer için dört, beş bin adet ku-
pon satılıyor. Ayrıca bu kuponların üç ay içinde tüketil-
mek zorunda olması, her gitmek istediğinizde mekanın
tıka basa dolu olması, beklentinizde büyük hayal kırıklı-
ğı yaratıyor. Aynı durum, Suada içindeki restoranlar için
de geçerli. Mekana gittiğinizde tabildot usulü toplu ye-
mek seansı gibi bir durumla karşı karşıya kalıyorsunuz.
Mevcut müşteri proflinin çok dışında bir görüntü oluşu-
yor ve mekanın değeri düşüyor.
Fırsat sitelerini en çok kullanan sektörlerden biri de ki-
şisel bakım / güzellik sektörü. Bilinirlik sorunu olan bir-
çok frma, fırsat siteleri sayesinde satışlarında önemli bir
destek buluyor. Geçenlerde, bayanların kozmetik dünya-
sını çok iyi bilmeyen bir arkadaşım “Bu ‘kavitasyon’ fır-
satı nedir, navigasyon gibi bir şey mi?” diye sordu. Bu-
nun üzerine ufak bir araştırma yaptım ve kavitasyon iş-
leminin çoğu kişi tarafından zaten bilinmediğini fark et-
tim. Oysa ki fırsat sitelerinde kavitasyon işlemi en popü-
ler ürünlerden biri. “Çok ucuzmuş, öyleyse alalım.” duy-
gusu içinde bilmeden mi alıyoruz nedir?
Ulaşım kolaylığı, elinin altında olması ve fyatların ger-
çekten düşük olması insanda “Almışken şunu da alayım;
hatta o kavitasyondan bir beş tane daha alayım.” hissi-
yatı yaratıyor insanda. E tabii, evden çıkılıp herhangi bir
çaba göstermeden, bütçeyi de çok zorlamadan alışveriş
yapınca insanda “Gideyim de harcayayım, paramın hak-
kını vereyim.” motivasyonu da oluşmuyor. Zaten fırsat si-
teleri de bu durumun son derece farkındalar; hatta ku-
rulma aşamalarında fzibilite yaparlarken alınıp da gidil-
meyen, yapılmayan aktiviteleri de göz önünde bulundu-
rup kârlılıklarını, yıllık cirolarını bunun üzerinden hesap-
lıyorlar. Hatta bu gidemeyeceğimiz fırsatlar ile ilgili “ku-
ponomi” diye bir site bile yapmışlar.
Fırsat mı, zarar mı? Birçok arkadaşım, sürekli aldığı ku-
ponları son kullanma tarihine kadar tüketemediği için
bunlar benim için fırsat değil; zarar sitesi demeye başla-
dı bile. Bakalım, sonu nereye varacak?
Fırsat siteleri ve
kaçırdığımız fırsatlar!
canan özsoy
B
u y ı l ı n A l t ı n
Örümcek Web
Ödülleri’nde
jürinin yaptığı
değerlendirme-
ler sonucunda, kategoriler
bazında yüksek puanı alan
web siteleri belli oldu. Jüri-
nin her kategoride seçtiği
en iyi 10 web sitesi halko-
yuna da sunuldu. Halkın
oyları ile yapılacak değer-
lendirme sonuçlarına gö-
re her kategoride halkın
birincileri de belli olacak.
30 Nisan’a kadar sürecek
jüri final değerlendirme-
si ve halk oylaması sonu-
cunda 35 kategoride Al-
tın Örümcek Web Ödülü
almaya hak kazanan web
siteleri belirlenecek.
Finale kalan web siteleri-
ni değerlendirmek ve halk
oylamasına katılmak için
www.altinorumcek.com
adresine gitmek gereki-
yor. Finale kalan web si-
teleri içerisinden dilediği-
niz birini seçip oy verebi-
lirsiniz. Gıda kategorisinde
Muratbey, Yapı kategorisin-
de de Vefa Prefabrik, Gen-
na MCG’nin hizmet verdi-
ği finalistler arasında. Oy-
lamaya cep telefonuyla da
katılmakmümkün. Cep te-
lefonunun mesaj bölümü-
ne ALTIN yazıp bir boşluk
bırakarak oy verilecek web
sitesinin Ref ID’sini yazıp
3969'a kısamesaj yollamak
yeterli oluyor.
Oylamasürüyor
ETKİNLİK
ALTIN ÖRÜMCEK
Gennaratıon’un güzel bir grafik öge olduğunu
düşnüyorum. Görselleri ve tasarımı çok iyi.
Resimlerin içinde güzel etki bırakıyor.
Memet Güreli 1959 yılında Malatya’da doğdu. 1989’da Mi-
mar Sinan Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi Resim
Bölümü’nden mezun oldu. 1990’da İstanbul’da özel atölye-
sini kurdu. 1992’de ise aynı üniversitenin grafik bölümün-
de yüksek lisans eğitimini tamamladı. Güreli, iki yıl boyunca
A.E.K.V.’de yetişkinlere yönelik desen ve boya resim çalışma-
ları eğitim programında görev aldı. 2008’de Işık Üniversitesi
Güzel Sanatlar Fakültesi Görsel Sanatlar Bölümü’nde öğretim
elaman olarak görev yapmaya başladı. Sanatçı, 1996’dan bu
yana Adasanat ismiyle yeniden yapılanan ve tüzel bir kimli-
ğe kavuşan kurumda, bir yandan kendi sanatsal çalışmaları-
nı sürdürürken, diğer taraftan da gençlere yönelik bir sanat
eğitim programı yönetmektedir. Memet Güreli 2001’de "Dı-
şardaki", 2006’da "Cadde/Street, 2009’da “Orantılı Güç” ad-
larıyla kişisel sergiler düzenledi. 2002’de ise Kosova’da dü-
zenlediği Desen Sergisi’nde eserlerini sanatseverlere sundu.
‘Rutin’, sanatçının beşinci kişisel sergisidir.
MEMET GÜRELİ KİMDİR?
ETKİNLİK
RESSAMMEMET GÜRELİ’NİN BEŞİNCİ SERGİSİ “RUTİN”