Page 6 - GENNARATION - SAYI 16

Basic HTML Version

NİSAN 2011
bir reklam kampanyası yaptığınızı düşünün. Yeni saç kurutma makinanızda % 15 indirim olsun.
Kullanıcılarınızın tamamına e-posta göndermeniz son derece basit bir işlem. Öte yandan saçı olmayan
kullanıcılarınıza göndermenizde size bir katkı sağlanabilir mi? Göndermiş olduğunuz e-postanın
satışa dönme ihtimali nedir?
olumsuz olarak sınıf lan-
dırılabiliyor. Gün sonun-
da ise şu şekilde bir rapor
sunulmaktadır. Sayfamı-
zı 10.000 kullanıcı takip
etmektedir. Bunun hari-
cinde geçtiğimiz dönem-
lerde firmamız hakkında
1.230 olumlu, 286 olum-
suz yorum yapılmıştır. Pe-
ki sonrası? Twitter üzerin-
de yapılmış olan her
yorumun değe-
ri aynı mı-
dır? Aynı
değil ise
unvanlarını tespit etmek
için büyük bir olasılıkla
herhangi bir soru sorma-
mıza gerek olmayabilir.)
Hatta yazılım sektörün-
de çalışmakta olan kulla-
nıcı diğer yorum yazanla-
ra göre çok daha fazla ta-
kipçiye sahip olsun. Ko-
nu bir televizyon reklamı
iken yazılım sektöründe
çalışmakta olan bir ki-
şi ile reklam sektö-
ründe çalışmak-
ta olan bi r k i-
şinin yorumu
bi rçok anahtar per for-
mans göstergesi geliştiril-
miştir. Fakat dijital medya
platformlarının bize sağ-
ladığı en büyük avantaj,
tüketicinin sayfalarımız
üzerinde yapmış olduğu
işlemlerin her birinin ka-
yıt altına alınabilmesi ve
bu verilerin temiz olması-
dır. Google Adworks, Fa-
cebook vb. platformlar-
da son derece özelleşti-
rilmiş gruplara reklam-
lar gösterilebilmektedir.
Markaların büyük bir
çoğunluğunun yönet i-
ci leri taraf ından sosyal
medya platformlar ının
önemsenmediği dönem-
ler geride kalmaya baş-
ladı. Firmalar Facebook,
Twitter, Foursquare gibi
sosyal medya platform-
ları üzerinde yer almaya
yaptığınızı düşünün. Ye-
ni saç kurutma makina-
nızda % 15 indir im ol-
sun. Kul lanıcı larınızın
tamamına e-posta gön-
dermeniz son derece ba-
sit bir işlem. Öte yandan
saçı olmayan kul lanıcı-
larınıza göndermenizde
size bir katkı sağlanabi-
lir mi? Göndermiş oldu-
ğunuz e-postanın satışa
dönme iht imal i nedi r?
Öte yandan dijital medya
platformlarında da benzer
bir veri, veritabanınızda
muhtemelen bulunmaya-
caktır. “Saçınız var mı?”
tarzında bir soru ile he-
nüz karşılaşmadım. Fakat
yeni platformların birço-
ğunda kullanıcılar, kendi
resimlerini paylaşmakta-
dır ve dolayısıyla küçük bir
veri işleme hareketi ile bu
sizce aynı girdi değerine
mi sahip? Yukarıda bah-
setmiş olduğumuz veri-
lerin neredeyse hiçbiri-
ni kullanıcıdan almadan
analizimizi yapabiliyoruz.
İddia etmiş olduğumuz
hipotez kısmen doğrudur.
Klasik medyaya göre net
bi r avantaj ımı z bulun-
maktadır. Fakat önem-
li olan durum, elimizde-
k i mevcut ver i ler i zen-
g inleşt irmek ve bi lg iye
dönüştürmek olmal ıdır.
Geçmiş dönemlerde ve-
ri son derece azdı. Şim-
dilerde ise veri çok fazla
ve işimiz geçmişe oranla
çok daha zor. Zenginleş-
tirme işini kullanıcıya so-
ru sorarak yapmaya kalk-
tığımızda veriyi elde etme
süreci son derece sıkıntı-
lı olacaktır. Muhtemelen
Ü
reticinin de-
ğ i l tüket ici-
n i n k ra l ol -
duğu bir dö-
nemde yaşa-
mımı z ı sürdürüyoruz.
Esk i dönemlerdek i g ibi
“(kimi sektörlerde) üre-
tici hangi ürünü, ne ka-
litede, hangi koşullarda
satarsa satsın” dönemini
kapatalı çok zaman oldu.
Çocukluğumdaki bisküvi
çeşitleri üçü geçmezken
şu anda bisküvi segmen-
tinin alt kırı l ımlarında
dahi muadi l ürün sayı-
sı çok fazla. Aynı şekilde
gömlekte ve diğer ürün-
lerde de. Hal böyle olun-
ca tüketicinin hareketleri
değişim göstermeye baş-
ladı. Özellikle internetin
ve iletişimin hayatımızda
daha fazla yer edinmesi
ile markamız hakkında-
ki bir haber çok hızlı şe-
kilde yayılabiliyor. Ürün
araştırmalarının, tüm ra-
kiplerin internet üzerin-
den mukayese edi lerek
yapılması gibi birçok pa-
rametre alt alta sıralan-
dığında ana sonuç cüm-
lemiz şu şekilde oluyor:
Tüket icin, her an sen-
den kaçabilir.
Yeni müşteri edinmek
yerine var olan müşteri-
nin getirisi hesaplandı-
ğında olumlu sonuçlar el-
de eden firmalar, müşteri
ilişkileri yönetimine ağır-
lık vermeye başlamıştır.
Fakat her firmanın kendi
sadakat kartını çıkarma-
sı ve tüketici tarafından
geçmişte yaşanan olumsuz
deneyimlerin çok olması
nedeniye birçok program-
da amaçlanan hedef ger-
çekleşememiştir. Bunun
nedenlerinden bir tanesi-
nin, kullanıcıların her so-
ruyu sorgusuz sualsiz ce-
vaplayacağını düşündük-
leri başvuru formu oldu-
ğu aşikardır. Kişisel veri-
lerin verilmesinin işlem
yapabilmek için zorunlu
olmadığı sektörlerde ki-
şisel veri toplamak gitgi-
de zorlaşmaktadır. Öte
yandan, aynı bireyler bir-
çok yerde firma olarak bi-
zim talep etmiş olduğu-
muz bilgilerin birçoğunu
paylaşmaktadır.
Dijital medya üzerin-
de bir iş yapı l ırken kla-
sik medyaya göre en bü-
yük gücünün “ölçümlene-
bilir” olması olduğu söy-
lenmiştir genelde. Özel-
l ikle e-ticaret alanında
CTR, CPA, ve CPC g ibi
başladılar. Fakat hala bir
sıkıntı var. Bir marka ta-
rafından herhangi bir say-
fa oluşturulabiliyor ve bu
sayfalar binlerce üyeye sa-
hip olabiliyorlar. (Bu ko-
nu ile ilgili en detaylı bil-
giyi SocialBakers - www.
socialbakers.com - üze-
r inden edinebi l irsiniz)
Peki sonra?
İşte burada, ironik bir
durum karşımıza çıkıyor.
Bir yandan klasik medya-
ya göre ölçümleme konu-
sunda avantajları sırala-
nan dijital platformlar var-
ken öte yandan bu plat-
formların sağlayacakları
veriler yeteri kadar işle-
nememektedir. Sözgelimi
bir reklam kampanyası
tarz verileri kullanıcıla-
rınızın karşısına başvuru
formu koymadan elde et-
me olasılığınız son dere-
ce yüksektir. Hangi tüke-
ticimiz, şu anda nerede?
Bu bilgi, özellikle lokas-
yona bağlı satış yapan fir-
malar için önemli bir ko-
nu olabilir. En doğru ki-
şi ile en doğru anda ileti-
şim. İstenildiğinde bu tip
senaryoların sayısı çoğal-
tılmaya müsaittir.
Twitter’ı baz a la l ım.
Marka olarak Twitter he-
sabımızı açıyoruz. Sonra-
sında Twitter kullanıcıla-
rının markamız hakkın-
da yapmış oldukları yo-
rumları izlemeye başlıyo-
ruz. Bu yorumlar olumlu,
sadece yorum yapan kişi-
yi takip eden kişilerin sa-
yısı kadar mı önemlidir?
Senaryomuzda bir reklam
videosu hakkında yorum
yapan üç kişiyi baz ala-
lım. Üç kişi aynı girdiyi
yazmış olsun. “ABC mar-
kasının yeni reklam f il-
mi süper olmuş!” Bu üç
girdi olumlu yorum ola-
rak bizlere raporlanabilir.
Fakat bu üç yorumun de-
tayına inersek çok daha
fazla veri elde edebiliriz.
Örneğin üç yorumun iki
tanesi reklam sektörün-
de çalışmış kişi tarafın-
dan yazı lmış, bi r diğe-
ri ise yazıl ım sektörün-
de çalışan birisi tarafın-
dan. (Bu kul lanıcı ların
aynı olabilir mi sizce? Bi-
raz daha detaya inel im.
Reklam sektöründe çalı-
şan iki kişiden bir tane-
si, reklamı hazırlayan fir-
mada çalışıyor olsun. Di-
ğeri ise başka bir firma-
da. Aynı şekilde her iki-
sinin de blogu olsun. Bir
tanesinin blog puanının
Google Pagerank ve Ale-
xa değerlerine göre diğe-
rinin çok üstünde oldu-
ğunu varsayalım. Bunun
gibi birçok parametre sı-
ralayabiliriz. Sonrasında
ilk başta sormuş olduğu-
muz soruyu kendimize ye-
niden soralım. “ABC mar-
kasının yeni reklam f il-
mi süper olmuş!” şeklin-
de giriş yapan 3 kullanıcı
birçok kategoride ise ve-
riyi elde edemeyecek ve-
ya yanl ış veri lere sahip
olacağ ı z. (GSM numa-
rası : 05333333333 gibi)
Halbuki aradığımız bir-
çok veri ve çok daha faz-
lası kullanıcı tarafından
özgürce paylaşılmaktadır.
Gelecek dönemde adını
sıklıkla duyacağımız So-
cial Business Intelligen-
ce ve Social CRM konu-
ları ise yavaş yavaş haya-
tımıza girmeye başlaya-
cak. Gartner’a göre 2011
sonlarında veri entegras-
yon projeleri geliştirilme-
ye başlanacak ve 2014 yı-
lında ise büyük CRM ya-
zılımları bu entegrasyon
süreçlerine başlayacak.
Bu entegrasyonun süre-
cinin ise tahmin edilen-
den daha zorlu geçeceği-
ni düşünüyorum. Bunun
başlıca sebeplerinden bi-
risi ise firmaların birbi-
rinden tamamıyla bağım-
sız yapılara sahip olması-
dır. Bir kesimin A dedi-
ği nesneye, diğer kesim B
demektedir. Bunun farklı
firmalar olmasına gerek
yok; aynı firma içerisin-
deki farklı uygulamalar-
da da benzer sorun göz-
lemlenebilmektedir.
Veri lerin toplanması,
anal iz, raporlama, tah-
minleme ve tüm bu sü-
reçlerin kişiden bağımsız
otomatik hale gelmesi ise
Business Intelligence (İş
Zekası) uygulamaları ara-
cılığı ile gerçekleşmekte-
dir. İş Zekası uygulama-
ları özellikle ülkemizde
yaşanan krizlerden son-
ra birçok f irmanın yatı-
rım yapma kararı aldığı
platformların başında gel-
mektedir. Bunun başlıca
sebebi ise en basit anla-
tım ile zaman yönetimi,
verimlilik, kişiye olan ba-
ğımlılığın minimize edil-
mesi, tahminleme ve is-
tatistikleri en alt kaleme
kadar kolayca indirgeye-
bilmek. Firmalar için ilk
etapta en önemli olan kı-
sım, gider ve gelir kalem-
lerinin büyük faktörleri
olan satış ve stok bölüm-
leriydi. Daha sonrasında
ise diğer kategoriler pro-
jelere dahil edilmeye baş-
landı. Yeni dönemde ise
bu veriler ile şirket dışın-
da bulunan ama şirketler
için büyük öneme sahip
verilerin entegrasyon sü-
reci başlayacaktır. Tabii ki
burada başrol oyuncula-
rımız, sosyal medya plat-
formları olacaktır.
İ
nternetin şafağında dile getirilen öngörüler ger-
çekleşiyor: İnternet giderek bir savaş alanı ha-
line geliyor. Dijital öncüler yerini dijital yerlilere
bırakmaya, yani internet nüfusu fiziksel dünyay-
la örtüşmeye başladığından bu yana hükümet-
ler, uluslararası kuruluşlar, kurumsal dünya ve inter-
net vatandaşları, “netdaşlar” bu alanın egemenliği için
kıyasıya bir mücadele içinde. Elektronik casusluktan
sistem saldırılarına, gözetim tekniklerinden erişim en-
gellemeye, sansür ve filtre çabalarından interneti ulu-
sal sınırlar içerisine kapatma veya BM türü uluslara-
rası bir otorite oluşturma sevdasına, devletler ve en-
düstriyel kompleks her yolu deniyor. Bunun karşısın-
da da, ağın gayrimerkezi yapısından güç alan mahre-
miyet koruma, anonimleştirme, kriptolama, sanal ve-
ri limanları, derin ağ gibi “görünmez internet projele-
ri”, yani savunma hattı ve çok çeşitli karşı saldırı tek-
nikleri netdaşların kullanımına açık.
Elektronik Ufuklar Vakfı’nın kurucularından ve ağ top-
lumunun öncü teorisyenlerinden John Perry Barlow,
1996’da “Siber Mekanın Bağımsızlık Bildirgesi”ni ya-
yınladığından beri, bu yeni evrenin bir çatışma alanı
olacağını öngörüyordu. Bildirgenin ilk satırları zaten
bir savaş ilanı gibiydi: “Endüstriyel dünyanın hükümet-
leri, siz etten ve çelikten yapılmış yorgun devler, ben
Siber Mekan’dan, zihnin yeni evinden geliyorum. Ge-
lecek adına, geçmişten gelen sizlerden bizi rahat bı-
rakmanızı istiyorum. Aramıza hoş gelmediniz. Bir ara-
ya geldiğimiz bu yerde sizin hiçbir egemenliğiniz yok.”
Bu satırlar, çoğu akademisyen ve medya tarafından
“hayalcilik” ve “siber ütopyacılık” olarak nitelenmiş-
ti. İnternetin giderek kurumsal bir yapıya bürünmesi,
ardı ardına gelen baskıcı düzenlemeler de onları hak-
lı çıkarır gibiydi.
Ama birileri bu “hayalperestleri” ciddiye almıştı: “De-
rin kuruluş” RAND, 1997’de John Arquilla ve David
Ronfeldt’in bir raporunu yayınladı: “Athena’nın Kam-
pında” 2001’de ise aynı ikiliden bir başka rapor geldi:
“Ağlar ve Ağ Savaşları: Terör, Suç ve Militanlığın Gele-
ceği”. Bu raporlar, ABD’nin, gerek diğer devletlere, ge-
rekse her türlü muhalif inisiyatife karşı bir enformas-
yon savaşına hazırlandığı-
nı gösteriyordu.
Nitekim Barlow, 2010 so-
nunda, Wikileaks yayınla-
rına karşı ilk saldırılar ve
savunma hareketleri baş-
ladığında Twitter’dan şu
mesajı geçmişti: “İlk ciddi
enformasyon savaşı başla-
dı. Savaş alanı Wikileaks,
sizler de ordularsınız.” He-
men ardından Arap isyan-
ları patlak verdi. Özelik-
le sosyal medya, P2P ve
I2P, “Freenet”, “Tor / oni-
onspace”, “HavenCo” gibi, internetin denetim dışı “ka-
ranlık” yüzü, her türden muhalif sivil hareketin ayrıca-
lıklı platformlarından biri haline geldi. Aslında, kripto
anarşistler, “hactivist”ler, siber punklar vb. internetin
başından beri oradaydılar zaten. Zapatistalar, Seatt-
le DTÖ protestoları, Filipinler sanal mitingleri vb. ya-
şanmıştı. Ama bu hareketlerin kitlelerle buluşmaları
için zaman geçmesi gerekti.
Bu gelişmeler, devletler ve endüstriyel kompleksleri ür-
küttü elbette; ama öte yandan yıllardır da bugünlere
hazırlanıyorlardı. Cephanelikleri, sadece ifade özgür-
lüğü, mahremiyet ve bilgi edinme hakkı karşıtı düzen-
lemelerden, “bulut bilgiişlem”, telif hakkı lobileri gibi
kurumsallaştırma, ticarileştirme ve merkezileştirme
çalışmalarından ibaret değil: “Derin paket denetimi”
(DPI), kuantum kripto kırma çalışmaları gibi yasadışı
dinleme ve izleme teknolojilerinden Çin (Ateş) Seddi,
zorunlu filtreleme, hizmet sağlayıcıları üzerinden mer-
kezi denetime pek çok saldırgan girişim de var, başvu-
rulan yöntemler arasında.
Bir yandan da, ABD yönetiminin iki yıldır bilinçli bir şe-
kilde yürüttüğü dezenformasyon faaliyetinde örneğini
gördüğümüz gibi, hükümetler interneti ve bu arada di-
jital aktivizmi zaten denetim altında tuttukları, fonla-
dıkları, kullandıkları yolunda verimli bir komplo teori-
si zemini yaratıyorlar. Amaç, bu platformları kullanan
muhalif hareketleri itibarsızlaştırmak.
Ama gerçek çok başka: Ürküyorlar; çünkü ipin ucunu
çoktan ellerinden kaçırdılar ve çabaları, ister sözde hu-
kuki ister teknolojik olsun, anında boşa çıkarılıyor. Bu-
na, Ahmet Şık’ın basılmadan yok edilmek istenen kita-
bı “İmamın Ordusu” internetten okunma rekorları kır-
dığında, bu sivil itaatsizlik eyleminde de tanık olduk.
Çıta giderek yükseliyor: Artık “Büyük Birader”in her
adımı “küçük biraderler” tarafından izleniyor ve hiç-
bir şey gizli kalmıyor! Dezenformasyonla enformas-
yon, gösteri ile hakikat arasındaki bu savaşın cephesi
ise sadece ağlar değil, zihinlerimiz.
Dr. Özgür Uçkan
İstanbul Bilgi Üniversitesi İletişim Fakültesi
İnternet:
Yeni savaş alanı
TEKNOLOJİ
MOBİL İLETİŞİM
özgür uçkan
G
eçen yı l Ame-
rika'da yapılan
testlerden son-
ra Türkiye'deki
GSM operatör-
leri de testlerini gerçek-
leştirdi. Türkiye'deki ope-
ratörler 2013'te 4G tekno-
lojisini tüketiciler ile buluş-
turmayı planlıyor. ‘G' yani
jenerasyon serüveni kab-
losuz telefonların çıkışı ile
1979'da başladı. Japonya'da
ilk çıkan cep telefonu radyo
sinyalleri ile iletişim sağla-
dı. Bu teknoloji 1G adını al-
dı. 12 yılın ardından dünya
2G ile tanıştı. İletişim tek-
nolojisi radyo sinyalini ge-
ride bıraktı ve dijital sin-
yallerle iletişim kuruldu.
Klasik ahize görünümlü
telefonları yerini dijital ek-
ranlı cihazlara bıraktı. Bir
12 yıl daha geçince dünya
3G ile tanıştı. İnternet te-
lefona girdi ve görüntülü
konuşma devrimi yapıldı.
Türkiye bu teknolojiye dün-
yadan 6 yıl sonra ‘merha-
ba' diyebildi. Bilgi Tekno-
lojileri ve İletişim Kurumu
(BTK) 2010 verilerine göre
Türkiye'de 19.4 milyon ki-
şi 3G abonesi. 2013'te ise
dünyada 4G teknolojisinin
kullanılması planlanıyor.
‘Ultra Genişbant' teknolo-
jisi kullanılarak veri trafi-
ğinde 150 mbps hıza çıkı-
lacak. Online oyunlar, ke-
sintisiz video akışı ve gö-
rüntülü konferans arama-
lar yapılabilecek.
H
er gün Face-
book'ta sade-
ce i ns an l a r
arkadaşlarıy-
la değil, mar-
kalarla da iletişime geçi-
yorlar. Bu yüzden Facebo-
ok, reklam dünyasıyla ileti-
şimi artırmak için yeni bir
platform kurduğunu açık-
ladı: Facebook-studio.com.
Facebook'u kullanarak
kreatif işler ortaya koyan ya-
ratıcıları bir araya getirmek
için kurulan bu platform ta-
nıtıldı. Bu platformda rek-
lam ajansı yaratıcıları işle-
rini sergileyebilecek, dü-
şüncelerini paylaşabilecek
ve kampanyalar hakkında
yorum yapabilecekler. Face-
book, bu platformu reklam,
PR ve medya ajans çalışan-
larını bir araya getirmek ve
sosyal ağdaki reklam strate-
jileri konusunda daha etki-
li bilgi paylaşımı ve etkileşi-
mi sunmak için tasarlamış.
Facebook sözcüsü ko-
nuyla i lgi l i "Bu girişim,
Facebook'unyaratıcı raklam-
cılar dünyasıyladoğrudandi-
yalog kurduğu ilk adımdır.
Bugüne kadar Facebook'un
ajanslarla ilişkisi daha me-
safeliydi. Bugüne kadar rek-
lamcılar Facebook sularında
pusulasız ilerliyorlardı." dedi.
Facebook'un yeni kuru-
lan ajans ilişki takımının
başı olan Blake Chandlee,
"Ajanslarla daha iyi bir ile-
tişimimiz olmalı. Bundan
sonra, reklamcılar tarafın-
danyüklenmişFacebook'taki
kaliteli kampanyaları öne çı-
karacağız. Grup üyeleri de
beğendikleri kampanyala-
rı "beğen" tuşuna basarak
gösterebilecekler ve altına
yorumlarını yazabilecek-
ler. Yaratıcıların bu sayfa-
da aktif rol almalarını he-
def liyoruz." dedi.
Facebook ajans ilişkilerini
geliştirmek amacıyla buplat-
formun yanı sıra, StudioLive
isminin verildiği etkinlikler
de düzenleyecek. Bu sene-
nin başında Toronto'da Pub-
licis, Interpublic, Omnicom,
WPP veHavas'ın katılımıyla
ilk etkinlik gerçekleştirildi.
Ajanslar da Facebook'un
bu yeni girişimine sıcak ba-
kıyorlar. Coca-Cola, Kraft ve
Bravo'da çalışmış ve 360i'nin
genel müdürü olan Sarah
Hofstetter, bu girişimle il-
gili "studio ilk adım olarak
çok iyi, Facebook'un ürün
gelişimi ve müşteriyle et-
kileşim gibi alanlarda yeni
olasılıklar sunmasını bek-
liyoruz." dedi.
Pereira & O'Dell'de stra-
teji süpervizörü Jasmine
Summerset, "bu platform
sadece ajanslar arasında-
ki iletişimi artırmayacak,
markaların Facebook üze-
rinde daha deneysel ve ce-
surca çalışmalar yapması-
nı da teşvik edecektir." yo-
rumunu yaptı.
Reklamcılariçin
yenibirplatform
İNTERNET
FACEBOOK-STUDIO
Sosyalmedyayıyönetebilmek
YORUM
ŞİRKETLER VE SOSYAL İŞ ZEKASI
Koray Kocabaş
Sosyal İş Zekası Uzmanı
S
osyalpaylaşımağı
Facebook kulla-
nımında dünya
4'üncüsü olan,
anlık mesajlaş-
ma servisi MSN kullanı-
mıyla dünya sıralamasın-
da ilk 10'a giren Türkiye,
bilişim teknolojilerini üre-
time yansıtmada ise 71'in-
ci sırada yer alıyor.
Dünya Ekonomik Foru-
mu (DEF), Bilişim ve İle-
tişim Teknolojileri (ICT)
2010-2011 raporunda, Ku-
zey Avrupa ve Asya ülkele-
rinin internete bağlanma
oranının giderek arttığını
belirtirken, bu teknoloji-
leri en iyi kullanan ülke-
ler listesinde Türkiye 71.
sırada yer aldı.
Bilişim ve Teknoloji alt-
yapısının gelişmişliği ile
internete bağlanma oranı-
nın artmasının ülkelerin
ekonomilerini kalkındır-
maya yardımcı olduğunun
altını çizen DEF'in 138 ül-
keyi kapsayan araştırması
sonucu hazırladığı rapor-
da, dijital ekonomide re-
kabet ve bilişim ile ileti-
şim teknolojilerini en iyi
kullanan ülkeler listesin-
de İsveç ve Singapur başta
geldi. Kuzey Avrupa ve As-
ya ekonomilerinin büyü-
melerini sağlamada bili-
şim ve iletişim teknoloji-
lerini en iyi kullanan ül-
keler olduğunun altı çizi-
len DEF raporundaki sı-
ralamada, Türkiye 71. sı-
rada yer aldı.
Raporda, Finlandiya 3,
İsviçre 4, ABD 5. sırada yer
alırken; DEF, bilişim ve
iletişim teknolojilerinin,
ekonomik, çevre ve sosyal
olarak daha sürdürülebi-
lir bir dünya için anahtar
konumda olduğuna işaret
etti. Bilgisayar ve iletişim
teknolojilerini kullanma-
nın son yılların en ciddi
ekonomik krizinden çık-
mak için de önemli oldu-
ğu belirtilen DEF'in rapo-
ru, gelecek on yılda mo-
dernleşme ve innovas-
yon yolunda toplumu dö-
nüştürebilmek için bil i-
şim ve iletişim teknoloji-
lerinin gücüne odaklanı-
yor. Raporda, Tayvan-Çin
6, Danimarka 7, Kanada
8, Norveç 9, Güney Kore
10, kuzey ülkelerinden İz-
landa 16, Asya ülkelerin-
den Hong Kong 12. sıra-
da yer buldu.
TEKNOLOJİ
TÜRKİYE BİLİŞİMTEKNOLOJİSİ ÜRETMEDE DÜNYA 71’İNCİSİ
Teknolojiyisadecetüketiyoruz
4
G’yeikiyılvar