Page 4 - gennaration17.indd

Basic HTML Version

TEMMUZ 2011
Rengimizibelirleyen
duygularımız olmalı
önemlidir.
İletişim sırasında arka-
daş canlısı ve uyumludur.
Hi s ler i n i bel l i etmez ,
kontrollüdür. Dürüstlüğe
önem verir. Sürprizlerden
hoşlanmaz, al ıngan ve
kuruntulu davranabilir;
hassas ve kırılgan olabilir.
Dost kabul ettiklerine karşı
yardımseverdir, çok iyi bir
dinleyicidir, yatıştırıcı ve
sakinleştiricidir.
Çal ışı rken sabı rl ıdı r,
rutin işlerden sıkılmaz.
Destek ley icidi r, iy i bi r
takımüyesidir. Değişimler-
den hoşlanmaz, değişime
güvenmek ve ikna edilmek
ister. Sistemi çok iyi bilir ve
uygular. İşle ilgili gerekli
şeyleri çabuk öğrenir ve
benimser; onları aynen
uygular, atlamaz, geliştirir.
Bir konuda uzmanlaşmaya
çok yatkındır. Hizmet ve
destek birimlerinde çok
başarılıdır. Çalıştığı yere
güvenmek ister.
Güvenilir ve tutarlı or-
tam, mutlu ev ve iş yaşan-
tısı, adımadımsorumluluk
verilmesi (alışmak); sun-
duğu hizmete, işine saygı
duyulması, uzmanlık alanı
dışında iş verilmemesi, her
aşamada aferin denmesi,
değişimlerde zaman ve-
rilmesi onu motive eder.
Takım adamıdır, takım
içinde samimi tavırlarıyla
uzlaşma ortamını kuv-
vetlendirir. Statükonun
korunmasını, kuralların
bel l i olmasını, samimi
ortamları, takdir edilmeyi,
çatışma ve tartışmadan
uzak çalışmayı ister. Kendi
yaptıklarının grup içinde
faydalı olduğunu görebi-
lirse motive olur.
Kend i s i y le ay n ı be -
ceridek i ve uzmanl ıkta
kişilerle samimi ortamda
çalıştırılmalı, görev tanı-
mı verilmeli, yaratıcılığı
cesaretlendirmelidir.
Güvenin, güvencenin
yitirilmesinden rahatsız
olur. Ortamın değişmesine
direnç gösterir, kincidir,
yapılanları unutmaz, ön-
cel iklerini bel irlemekte
zorluk yaşayabilir, eleşti-
rilmekten hoşlanmaz.
MAVİ
Ciddi, hesapçı, kurallara
bağlı, analiz eden, mantık-
sal ve içe dönüktür.
Kura l lara ve düzene
uyumludur, çat ı şmay ı
sevmez. Mükemmeliyet-
çidir, teknik ve analitiktir,
uyumludur, dikkatlidir,
s i steml id i r, kura l l a ra
bağlıdır, mantıklıdır, kolay
güvenmez, onay ister, tek-
rar tekrar sorar, geri planda
kalmak ister, tedbirlidir,
tutucu davranabilir, ça-
tışma sevmez, kabullenir,
yanlış yapmaktan çekinir,
kararı başkasına bırakır.
İletişim sırasında uyum-
ludur; sorunlu ortamda,
yanlış yapmaktan kaçan
davranı şı benimser ve
çatışmaları sevmez. Hiç
k imseyle ters düşmek
istemez. İçine kapalıdır,
düşündüklerini söylemez.
Sorunlu kişilerden, yüz-
leşmelerden ve problemli
ortamlardan kaçar. Sadece
kura l l a ra uyu lmas ı n ı
sağlamak için çatışabilir,
kural lar onun için hep
öndedir. Hata bulucudur.
Rüzgârın nereden estiğini
görmeden harekete geç-
mez, karar vermez.
Çalışırken kuralların,
yetkilerin ve sorumlulukla-
rın belirgin olması; denen-
miş, başarılı yöntemlerin
olması onu motive eder.
Eleştirilmekten rahatsız
olurlar. İlişkilerinde ve yap-
tığı işlerde kesin kurallar
koyarlar. Mevcut prose-
dürlerin dışına çıkmak
istemezler. Detaylar içinde
boğulabilirler. Duygularını
dışarı göstermekte zorla-
nırlar. Sorunları tartışmak
yerine içlerine atarlar.
"Başar ı ve mut luluk
hang i renk olduğumuz
ve hangi renk eylemlerde
olduğumuza bağlı.” diyoruz
bu yüzden…
Renklerinmarkalaşma ve
tercihlerde etkisi nasıl?
Yapılan bir araştırmaya
göre görsel faktörlerin etki-
si %92,6. En önemli faktör
elbette gözün ilk gördüğü
renk. Renklerin insanların
üzerindeki etkisi bu denli
yüksek iken pazarlama
ve marka çalışmalarında
reng in önemi daha da
büyüyor. Markanın amacı
hedef kitlesine ulaşmak ve
bu etkileşimde en uygun
mesajı vermek. Bugün bazı
renkleri gördüğümüzde
zihnimizde o rengi etkin,
güçlü ve hedefine uygun
kullanan marka canlanı-
yorsa, renk seçimi vemesaj
kurgusu doğru yapıldığın-
dandır. Bir satranç oyunu
gibi kurgulanmalı: hedef
kitle, renk ve mesaj.
İletişim ve Marka Danışmanı
Yasemin Sungur:
zenginlik ve huzur
Mavi: sonsuzluk, özgür-
lük, rahatlık, hayal gücü
ve öncü
Beyaz: saf l ık, temizl ik,
barış, istikrar
Siyah: güç, tutku, gizem,
asalet, koruyucu ve çoğu
ülkede matem
Yeşil: doğa, huzur, bü-
yüme, hareket, sağlık ve
canlanma
Mor: asalet, bilgelik, lüks,
başarı ihtişam ve itibar
Pembe: neşe, güven ve
rahatlık, sevgi ve başarı
Turuncu: neşe, hız, ucuz,
canlı, yapıcı,
Lacivert: sonsuzluk, otorite
ve verimlilik
nasıl kullandığımıza baka-
lım. Siz hangi renksiniz?
KIRMIZI
Dominant, öncü, sosyal,
duygusal, dışa dönük.
Güç i s t er ; zor l ay ı c ı
ortamda, egemen olma
davranışını benimser.
"Zorluk l a ra rağmen
başarmayı” sever, başarır;
ödül ister, kendini kabul
ett i r i r, dediğ im dedik,
itici güce sahip, rekabeti
sever, güçlüdür, sorgulayı-
cıdır; direkttir, dobradır,
işi başlatandır, meydan
okur, sorun çözücüdür,
hedefe kilitlenir, aceleci-
dir, bütünü görür, detay
sevmez; kontrol, başarı ve
R
enksiz bir dün-
ya düşünebili-
yor musunuz?
B i r d ü n y a
düşünün, tüm
renkler yok olmuş; geriye
ne kalır?
Sadece bir an hayal ede-
lim. Eğer renkler olmasaydı
ne görürdük? Gördükleri-
mizi nasıl tanımlardık?
Hayat ımı zda her şey
yolunda olduğunda, ters
gittiğinde, yaşadıklarımızı
tanımlayamadığımızda,
duygularımızı anlatırken
kullandığımız ifadelerde
çoğu zaman renkler baş-
rolde. “Çok mutluyum, her
şey tozpembe.” derken, bir-
denbire “Dünyam karardı,
her şey kapkara oldu.” veya
“Ne olduğunu hiç anlaya-
madım, sanki her şey gri.”
derken bizi dinleyenlerle
en hızl ı yoldan i letişim
kuruveriyoruz.
Bir de insanları tanımla-
mak için kullanırız renk-
leri. Çevremizde renkli ve
renksiz insanlar vardır.
Renkl i dediğimiz insan
mutlu, kendi ile barışık,
sevgisini gösteren, çevresi-
ne neşe saçan, renksiz diye
tanımladığımız insan ise
mutsuz, tedirgin, sevgisiz
ve çevresi i le i let işime
kapalıdır.
Renkler bizi rahatlatıyor,
mutlu ediyor veya huzursuz
ediyor; kendimizi kötü
hissetmemize neden olu-
yor. Renklerin duyguları,
anlamları ve enerjileri var.
Renkler, ışık sayesinde
gözümüze ulaşıyor; aydın-
lık ve parlaklık sayesinde
her şeyi görüyor ve bir-
birinden ayırt ediyoruz.
Aydınlığın çok rengi var;
ancak karanlığın tek bir
rengi var.
Renk, göz ile yakalanan
bir ışıktır. Işığın eşya üze-
rine çarpmasıyla, yansıyan
ı ş ınlardan gözümüzde
meydana gelenduyumların
her birine "renk" denir.
Rengin anlamı; ışık, göz
ve beyinle algılanır. Bütün
renkler beyaz ışıktan doğar.
1642 - 1727 yılları ara-
sında yaşayan İngiliz fizikçi
Isaac Newton, renk ler
konusunda yaptığı çalış-
malarıyla bugün bildiğimiz
temel renkler ve karışımla-
rıyla tanışmamızı sağlamış.
1670’te güneş ışığını, elmas
bir prizmadan geçirerek
renkleri ayırmış; güneş
ışığının yedi renginin tıpkı
gökkuşağında olduğu gibi
yukarıdan aşağıya doğru
bir perdeye yansımasını
sağ lamışt ı r. Renk ler in
psikolojik ve fizyolojik et-
kilerini araştıran bir renk
bilimi vardır artık.
Renk bir ener jidir ve
renk bilimi pozitif bir bi-
limdir. Rengi görmek için
beynimizde görsel uyarı
oluşması lazım. Göz i le
görürüz; göz, ışık uyarı-
larını belirli işlemlerden
geçirerek algı lar. Beyin
görüntüyü değerlendirir,
hafızadaki görüntüler ile
karşılaştırır, yorumlar ve
görür.
Renkler hayatımızı nasıl
etkiliyor?
Tarih boyunca insanlar
renklere hep bir anlam
yüklemişler, özel günle-
rinde giydikleri kıyafet-
lerin gücüne inanmışlar,
renk lere yük led i k ler i
anlama göre g iy inmiş-
ler ve bu, günümüzde
de aynı şek i lde devam
ediyor. Tapınak lar ını ,
inançları doğrultusunda,
kutsal olarak gördükleri
renklere boyamışlar. Eski
Çin’in başkenti Pekin'de
tüm duvarlar iyi ve kötü
ruhları sembolize etmek
amacıyla maviye, çatılar
ise sarıya boyanırmış. Eski
Mısırlılar ise tapınakla-
rının tavanlarını cenneti
hatırlatması için maviye,
zeminini de Nil Nehri’nin
bereketini simgelercesine
yeşile boyarlarmış. Buddha,
ruhsal bilgeliği yüceltici
konuşmalar yaparken sarı,
insanoğlunun değişken ka-
derini düşünürken kırmızı
kıyafetler giyiyormuş.
Renkler bugün hasta-
lıkları tedavi etmek için
de kullanılıyor. Renk ile
teşhis, tedav i ve terapi
yapı l ıyor. Renk terapisi
adı a lt ında yapı lan bu
uyg u l ama l a rda f a rk l ı
yöntemler vardır; ancak
en çok uygulananı renkli
ışık terapisidir. Yapı lan
çalışmalarda kırmızı ışığın
sinirli ve saldırgan dav-
ranışlara yol açtığı, sinir
sistemini olumsuz yönde
etkilediği, kalp atışlarını
ve solunum sistemini hız-
landırdığı ortaya çıkmıştır.
Kırmızı enerji ile yapılan
deneyler in sonucunda,
insanlarda daima fizyolojik
ve zihinsel olarak nor-
malin üstünde ataklık ve
aktivite görülmüştür. Mavi
ışık kullanılarak yapılan
deneylerde ise tam tersi
sonuçlar elde edilmiştir.
Bu tonlardak i ışıkların
sakinleştirici etkisi, uy-
sallık ve sessizlik halleri
görü lmüş tür. Böy lece
mavinin fizyolojik olarak
kan basıncını düşürdüğü,
solunumu yavaşlatt ığ ı,
kas faaliyetlerini en aza
indirdiği belirlenmiştir.
Yapılan bazı çalışmalarda
insanların, rengi görmeden
bile rengin etkisini hisset-
tikleri keşfedilmiştir.
Bizi en çok doğadak i
renkler etkiler, bize me-
sajlar verir. Masmavi bir
deni z, k ı rmı zı bi r gül,
sapsarı ayçiçeği tarlası veya
muhteşem sarıdan koyu
kırmızıya giden tonları ile
gün batımına hangimiz
bakmadan geçebiliriz?
Hangi renk ne anlama
geliyor?
Fa r k l ı ü l k e l e r de
aynı renge tam tersi
anlamlar yüklene-
biliyor. Günümüzde
renklerin yaygın
anlamları:
Kırmızı: canlılık,
dinamizm, atak-
l ı k, az im, aşk,
cinsellik, ihtiras,
güç ve kararlılık
Sarı: neşe, zekâ,
i ncel i k ve pra-
t i k l i k , p ı r ı l t ı ,
Kahverengi: toprak ve
doğallık, doğurganlık
Gri: a lçak gönül lülük,
denge, açıklık ve şefkat
Bugün kul landığ ımız
temel renkler i le başla-
yan renklerin zenginliği,
insanların hayal gücü ile
artmaya devam ediyor.
Evrende var olan her şeyin
bir rengi var. Bugüne dek
kaç renkle tanıştınız? Kaç
mavi, kaç sarı, kaç kırmızı,
kaç beyaz?.. Kaç tane mavi
tanımlayabiliyorsunuz?
Tanımlayabildiğiniz kadar
tonu var her rengin.
Renkleri nasıl hissediyo-
ruz? Sizin de kullandığı-
nız bir kişilik envanteri
var, insanları renk
ile
nasıl
tanımlıyor?
Renklerin karakteri var;
bunun da insanların üze-
rinde zihinsel, duygusal ve
fiziksel etkisi var. Bizimde
kullandığımız DISC kişilik
envanteri, insanları 4 renk
ile tanımlıyor: kırmızı, sarı,
yeşil, mavi. Ve bu testi ya-
parken “Bakalımbeynimiz
ne renk?” diyoruz.
Genel olarak renklerin
etk i lerini hepimiz bi l i-
yoruz. 28 soru ile kişiyi
değerlendirenDISCKişilik
Envanter i’nin renk lere
bak ışını ve hang i renk
düşündüğümüzü, yani
beynimizin hangi lobunu
sonuç sever.
İletişim sırasında olaylar
ve k i ş i ler, kendi stan-
dartlarına uymadığında
eleştiricidir. Bazen dikkat
etmeyerek incitici olur,
düşündüğünü doğrudan
söyler, sahnede olmay ı
sever, başrol ister; “ben”,
“biz” den önce gelir.
Çalışırken sabırsızdır,
huysuz olabilir, yönetmek
ve kontrol etmek ister, he-
defe/başarıya ulaşmak için
kuralları atlayabilir, zor
işlerden yılmaz, kaçmaz, işi
başlatan olur, devamlı yeni
hareket arar, detaylardan
hoşlanmaz, değişik ortam-
lara çabuk adapte olabilir.
Yetki, güç, unvan, ödül, di-
rekt cevaplar,
do-
laysızlık,
nedeni bilmek,
başarmak, başarılarının
görülmesi, yeni ve değişik
işlerle heyecanlanmak,
yükselebilme şansı, övül-
mek, sahnede olmak ister
ve onu bunlar motive eder.
Sonuç odaklıdır, hızlı
karar alır, kuralları ortamı
sorgular, yetki kullanır,
zor durumları idare eder,
problem çözer, iy i bi r
organizatördür, tak ımı
yönlendirir, sorumluluk
sahibidir, işi zamanında
tesl im etmek ister. Sta-
tükoyu sorgular, gerekli
gördüğü yerde değiştirmeye
çalışır, yenilikçidir, yeni
yöntemler yeni yollar arar,
bulur, dener. Kendini geliş-
tirmek ister. Kendi haline
daha fazla bırakılmalıdır.
A rk ada k a lma k t a n,
inisiyatifi kaybetmekten
rahatsız olurlar. Aynı anda
birden fazla işle ilgilenmek
isterler, otor iteye karşı
gelmeyi severler, zaman za-
man tartışmacı olabilirler,
detaylı işlerle ilgilenmek
istemezler.
SARI
İz bırakır, iletişimcidir,
insanlarla olmak ister, stra-
tejik düşünür, sezgisel ve
deneyseldir, dışa dönüktür.
Olumlu ortamda, diğer-
lerini olumlu davranışa
çekmek için olumlu dav-
ranışı benimser. İkna edi-
cidir; kararları “sevdim”,
“sevmedim” ile şekillenir.
Beğenilmek, sevilmek ister.
Etkileyicidir, arkadaş can-
lısıdır, konuşkandır, rahat
iletişim kurar, yapıcıdır,
iyimserdir, insan odaklıdır,
eğlencelidir. Duygusaldır,
duygularına göre karar
ver i r. Yardımseverdi r.
Beğenilmek ister, hareket-
lidir, bonkördür, güvenir
(kendisine de, başkalarına
da), motive edicidir.
İletişim sırasında çok
rahat ve beceriklidirler,
yeni kişilerle kolayca tanı-
şır ve hemen kaynaşırlar,
ortamın olumluluğunu
korumaya odak l ıdırlar,
herkese hak verebilirler
(sen de hak l ı s ın). Be-
ğeni lmemek kayg ısı i le
tartışmadan kaçınabilir;
ama insanlara kendi fikrini
benimsetmeye çalışmaktan
geri durmaz, ikna etmek
için çok konuşabilirler.
Çal ışırken insan i l iş-
k i ler inin önde olduğu
i şlerde başar ı l ıd ı r, iy i
bi r t ak ım ça l ı şanıd ı r,
yardımseverdir; bazen,
ilişkileri olumlu tutmak
için zaman ve hedeflerde
sapmalara önem vermez,
kararlarını içgüdüsel ve
duygusa l olarak ver i r.
Çevresindekileri istenen
doğrultudamotive etmekte
becer i k l id i r. Or tamı n
olumluluğunu korumak
için ast lar ını disipl ine
etmekte zorlanabilir.
Popülerlik, kabul gör-
me, sev i ldiğ ini hisset-
me, iletişim serbestl iği,
olumlu çal ışma ortamı,
hiyerarşinin olmaması,
demokratik yönetici l ik;
ürüne, hizmete, firmaya
duyduğu güven; öneml i
kişilerle tanışma, yakınlık
onları motive eder.
Problem çözücüdür,
takım içinde arabulucu-
dur, ortamı yumuşatır,
takımın sosyalliğini ve
birbirine bağımlılı-
ğını arttırır.
Başkaları tara-
fından beğenil-
memek ve red-
dedilmekten
rahatsız olur-
lar. İnsanlarla
olan ilişkilere
verdiği ağırlık
yüzünden işe
odaklanama-
yabilirler. Çok
f a z l a m i m i k
kullanırlar.
Masa başı, detay
hesap veya kon-
santrasyon gerek-
tiren işlerden çabuk
sıkılırlar.
YEŞİL
Sadıktır, planlamacıdır,
barış ister, organizedir,
operasyoneldir, muhafa-
zakar ve içe dönüktür.
Olumlu ortamda, statü-
nün devamı için tutarlı ve
sadık davranışı benimser.
İstikrarlıdır, destekleyici-
dir, iyi bir dinleyicidir, çok
sabırlıdır, sadık ve uyum-
ludur; güvenilirdir, bilinç-
lidir, yakındır, ısrarcıdır,
iyi dinleyicidir, sevecen
ve şefkatlidir, statükocu-
dur. Takıma uyumludur,
arkadaş canlısıdır, küçük
gruplarda sıkı dostluklar
kurar. Kolay kızmaz, yatış-
tırıcı ve sakinleştiricidir;
ama kindar olabilir. Ani
değişiklik sevmez; rutine
dayanıkl ıdır, ai lesi çok
Renkler bugün
hastalıkları
tedavi etmek için
de kullanılıyor.
Renk terapisi adı
altında yapılan bu
uygulamalarda farklı
yöntemler vardır; en
çok uygulananı renkli
ışık terapisidir.
Renkli dediğimiz
insan mutlu, kendi
ile barışık, sevgisini
gösteren, çevresine
neşe saçan; renksiz diye
tanımladığımız insan
ise mutsuz, tedirgin,
sevgisiz ve çevresi ile
iletişime kapalıdır.
Yasemin Sungur, Gelişim Enstitüsü kurucusu. 34 yıldır ile-
tişim, marka, gelişim ve koçluk alanında çalışmalar yapıyor.
Kişisel marka ve kariyer koçluğu konularında uzmanlaşmaya
çalışıyor. İletişim tabanlı eğitim programları hazırlayıp veriyor.
Kendini, “O bir hayalperest, sohbetçi, kâşif. İşine duygularını
karıştırır. Proje üretir. İştigal konusu insan. Kelimelerin pe-
şinde koşar. Bilgi, iletişim, pazarlama, marka, yetenek, eğitim,
değişim, kariyer, deneyim, paylaşım ve gelişim kelimelerine
hayran; görünce dayanamaz. Yemek reçetelerini okumaya
bayılır, yapmayı, yemeyi ve dost sofralarda paylaşmayı sever.
İstanbul hayranı. Doğadan alır enerjisini ve örneklerini. Okur,
yazar, fotoğraf çeker. Paylaşmak ister ve paylaşır. Hep öğrenci,
öğrenmenin hiç bitmeyeceğini biliyor.” Sözleriyle tanımlıyor.
www.yaseminsungur.com
yasemin sungur kimdir
İ
letişimde süreklilik en önemli unsurların başın-
da gelir. Bu süreklilik, devamlı iletişim yapmak
anlamında da kullanılabileceği gibi söylenmesi
gereken aynı mesajları ısrarla söylemek ve bir
tercihten kaynaklanan vazgeçişlerin yansıması
olan konumlandırma mantığıyla davranmak biçimi
de olabilir.
Sürekli olan iyidir. “Az da olsa sürekli yapılan makbuldür.”
özdeyişini de bu bağlamda herkes bilir.
Günümüz dünyasında sürekli bir iletişim bombardımanı
altında olduğumuz bir gerçek. Zevklerimiz, duygularımız,
kişiliğimiz, sözlerimiz, renklerimiz ve beklentilerimiz
günden güne değişirken bu sürekliliğin neresinde du-
racağımız gerçeği, aklımı kurcalayan önemli bir konu.
İnsan hayatı, evrelerden ve devrelerden oluşuyor.
Günler, haftalar, aylar, yıllar, mevsimler, çağlar ve
daha birçokları...
‘Geçen senenin modası’ dediğimiz şeyler sürekli değil.
Geçen senenin renkleri de öyle.
‘Geçenlerde ısrarla savunduğumuz’ fikrimiz de keza.
Peki, tüm bu değişen şeylerle dolu hayatımızdaki marka
iletişimleri, neden hep sürekli?
Sorarım size neden?
Fontları değişse de, formları yenilense de, iletişim kodları
revize edilse de neden markaların renkleri hep aynı?
Sesli düşünerek durumun empatisini kuruyorum.
Kendimi, ısrarla rengimden taviz vermeden fikrimi
savunduğum ve onu karşımdakine kabul ettirdiğim
kişinin yerine koyuyorum. Fikrimi kabul ettirdim.
Mutluyum. Süper.
Ardından yine empati kuruyorum.
Bu kez de kendimi, -gerekirse renk ayarlarımla oynamak
pahasına dahi olsa- fikrimi beğenmeyen kişinin yerine
koyuyorum. Tam fikrimi kabul ettirecekken olmadı.
Fikrimi kabul ettiremedim. Mutsuzum. Ne kötü.
İlk vakada, geçen senenin rengini sunmuştum ve
ısrarlı bir şekilde geçen senenin modasını savunmuş-
tum. Zor da olsa karşımdakinin beğenisini sağladım.
İletişim mesajımı ısrarlı
bir şekilde tekrarladım.
Çünkü ben tutarlıydım.
Belki sadece bir yıllık,
belki de onlarca yıldan
süregelen bir tarzım
vardı ve o açıkça belliydi.
Stilim ve rengim aynıydı.
Karşımdakiyle - içten olup
olmadığını bilmediğim;
fakat içtenlikle olumlu
olmasını umduğum - bir
renk uyumu yaşadık;
birbirimizden iyi elektrik
aldık.
İkinci vakada, bu senenin
rengini sunmuştum ve ılımlı bir şekilde onu savunmuş-
tum. Fikrimi beğendiremediğim gibi kendi rengimden
de oldum. Emek harcadım. Oysa ben yenilikçiydim.
Belki de taklitçi. O kadar renk karmaşasının arasında
özgün olamamıştım. Belki taklitçi gibi de algılandım.
İletişim dünyasına bir kırmızı da ben çaldım. Belki
de geçen senenin rengiyle devam etseydim çok daha
iyi sonuçlar alırdım. E, hani nerede yenilikçi durmak,
nerede sürekli olmak?
Belki de kırmızı değil de mavi demeliydim.
Çünkü, geçen sene vitrinler boydan boya maviydi. Ya da
o gün onun ruh hali o renkti. Hadi abartalım; belki de
rüyasında deniz görmüştü. Bırak yıldan yıla değişmeyi;
günden güne, belki de saatten saate değişiyordur fikirleri.
Ne zor iş şu renkleri sürekli kullanmak.
Hayatında kırmızı bir tek gömleği bile olmayan bir
adama nasıl oluyor da kıpkırmızı bir iletişim yapıyoruz?
O renkle nasıl oluyor da onun iştahını açıyoruz?
Belki de içine modası geçmiş bir dolu renk katarak
cümbüş yaratıyoruz. Vitrine koysan satılmayacak bir
ürünü, rafta yine ona satıyoruz.
Etnografik, sosyolojik, psikolojik bir paradigma girda-
bında onu nasıl oluyor da bu denli iyi tanıyoruz?
Her rengin anlamı bu kadar basit mi ya da ne renk
olursa olsun, karşımızda yine aynı şeyi mi görürdük?
Karşımızdakinin tüm “hayır”larını nasıl oluyor da
“evet”lere çeviriyoruz?
Günümüzde, davul bile dengi dengine vurmazken nasıl
oluyor da herkes rengi rengine uyuyor?
Bakın siz şu renk mevzusuna! Ne de renkli bir konuy-
muş meğer.
Sorular, sorular…
Şimdi bir çocuk gözüyle bakıyorum ve aklımın almadığı
ruh haliyle soruyorum:
Bu markaların derdi ne?
Bu renklerin anlamı ne?
Bu ne biçim iş anne?
Herkes rengi
rengine
yunus baran
Renk bir enerjidir
K
i ş i sel olarak
etk imizi art-
t ı rma k i ç i n
renklerin ön-
cel ikle kendi
üzerimizde yarattığı etkiyi
keşfetmeli, sonra da ağırlık-
lı kullandığımız renklerin
başkaları üzerinde yarattığı
etkiye dikkat etmeliyiz.
Renk ler imizi seçerken
duygularımız belirleyici
olmalı. Bırakmak istedi-
ğimiz etkiyi bilerek seçim
yapmalı ve renklerimizle
bütünleşmeliyiz. Renkler
her insanı aynı şeki lde
etkilemiyor, deneyimler
ve haf ı za kay ıt lar ımı z
rengin etkisini olumlu veya
olumsuz değiştirebiliyor.
Seçtiğimiz renk, yaşam
amacımızı ve hedeflerimi-
zi gerçekleştirirken moti-
vasyon kaynağımız olmalı.
Bulunduğumuz yere, ver-
mek istediğimizmesaja, za-
mana ve havaya uygun ol-
malı. Yanlış seçim bizi de-
ğil başkalarını güldürür.
Doğumgünlerimizin de
bir rengi olduğuna inanılı-
yor. Benimdoğum günüm
3 Nisan. Rengim lacivert-
miş; iyimser, idealist, ro-
mantik, yaratıcı özellikler
taşıyormuşum. Dikkat çe-
kici, zevkli, yaşamayı seven
ve hayata bağlı bir tipmi-
şim. Ne dersiniz bana uy-
du mu?
Yapılan araştırmaları
dikkate alın, araştırın ve
kendinize en uygun renk-
leri seçin.
Markalar renklerini na-
sıl seçmeli?
Ür ün ve hedef k i t le
tanımları sadece stratejik
değil, duygusal olarak da ya-
pılmalı.Müşteri ileduygusal
bağ kurma kanalları renk
terapisi yapar gibi, kişilik
analizi çıkarır gibi birbirine
bağlanmalı.Her açıdanrenk
değeri incelenmeli. Hedef
kitlemize en hızlı ulaşacak,
en duygusal ilişkiyi kuracak
renk seçilmeli; davet eden,
baktıran, iyi gelen...