Page 5 - gennaration17.indd

Basic HTML Version

TEMMUZ 2011
Siyasalpazarlamave
rekabet�istratejiler
YORUM
SİyasETE PAZARLAMA BİLİMİ GÖZLÜĞÜYLE BAKIŞ
T
B M M 2 4 .
Dönem Millet-
vek i l i Seçimi
tamamlandı.
Her bilim dalı
bu toplumsal olay ı her
zaman olduğu gibi kendi
di s ipl ini ve kuramlar ı
içerisinde inceledi. Ciddi
ve yoğun değerlendirmeler,
ilgili herkesin kapasitesini
aşacak çoklukta. Bunlar
arasında pazarlama bilim
dalı kuramları içerisinde
bir incelemeye ben rastla-
madım; iletişimcileri kendi
büyük dünyalarında ayrı
bir bilim camiası olarak
kabul ederek bu vurguyu
yapıyorum. Pazarlamaya
bilim olarak bakıldığında,
çoktanberidir genel ve yerel
seçimlerde başarılı olan
partinin ve ona meydan
okuyan diğer partinin yeni
üslubunun, pazarlamada
nasıl bir karşılığı olduğu
düşünüldüğündezihinlerde
çok i lg inç izlenimler in
şekillendiğini ve bunların
paylaşı lmasının i lham
verici olduğunu seziyorum.
Bunları strateji tipolojileri
açısından değerlendi r-
meden önce gerçekten
pazarlama bilim dalı ile
siyaset ve siyasi faaliyetler
arasında bir beraberlik olup
olmadığına bakabiliriz.
İlk defa müze pazarla-
ması üzerine bir doktora
çalışmasına rastlayıp onu
incelediğ im zaman çok
etkilenmiştim. İngiltere’de
yapılan bu çal ışma, kâr
amacı gütmeyen pazarla-
manın çok güzel bir örneği
idi ve çok ilginç çalışmalar
içeriyordu. Araştırmanın
s ah i b i McLean, 1997
tarihli kitabında hem pa-
zarlamanın tanımındaki
geniş spektrumu hem de
müzeci l i k kav ramının
dağınıklılığını ve çeşitlili-
ğini bir araya getirmek için
yaptığı analizler sonunda
müze pazarlamasını halk
ile müze arasında ilişki
kurmak olarak tarif eden
bir başlangıç bölümü ile
eserine giriş yapmakta idi.
Bilahare kavramlarla ilgili
incelemelerini genişlet-
tikçe, müzecilikte hedef
kitle, ürün tanımlaması,
ürünün faydaları ve bu
amaçla yapılan faaliyetlerin
entegrasyonunu ortaya
koyması bana çok ilginç
gelmişti. Özellikle müze-
lerin sağladığı faydanın
belirlenmesi, ürünün so-
mutlaştırılması, bunların
yanı sıra müzenin kendi
finansmanını sağlamaya
yönelik bir ticari işletme
mantığı ile modellenmesi
etkileyici idi. Bumodelleme
“Giriş, ücretli olsun; gelir
sağlansın.” doğrusal mantı-
ğınınötesinde, “Ziyaretçiler
neye önem vermekte ve ne
için para ödemeye razılar?”
olgusunun öne çıktığı bir
yaklaşım ile ele alınmakta
idi. Ülkemizdemüze yöne-
ticilerinin bu anlamda ne
denli pazarlama eğitimi
aldığını inceleme imkanım
olmadı. Bu konuya emek
vermiş değerli uzmanların
müze pazarlama yönetimi-
ni etüt etmelerini tavsiye
eder im. Aynı dönemde
İngiltere’de siyaset bil i-
minin pazarlama bilimi
içinde değerlendirildiğini
öğrenince de çok ilginç
bulmuştum. Siyaset kültü-
rü, Türk siyasi arenasında
ideolojiler üzerine kurulu,
devlet gibi kavramlarla aynı
kategoride yerini alan, altı
üstü yüksek değerlerle bağ-
lanan, sanal mimari yapısı
“Vatan, Millet, Sakarya”
söylemlerine konu olan,
inkılapları yaşatmak gibi
yücedeğerleredayandırılan
öğelerle bezenmiştir. Bu
neviden değerlerle örülmüş
bir siyaset yaşamı nasıl olur
da pazarlamanın konusu
olabil ir, diye düşünmek
etmek için modern pa-
zarlama tekniklerinin
öze l l i k l e pa za r l ama
araştırmalarının ve ticari
reklamcılığın kullanıldığı
pazarlama faaliyetleri”
olarak tanımlamaktadır.
Gary Mouser ise, siyasal
kampanyaları, pazarlama
disipl ini içinde fark l ı
bir yaklaşımla değerlen-
dirmiştir. Bu yaklaşıma
göre “pazarlamayı kitle
davranışlar ını etk i le-
mek için yönetimsel bir
teknikler bütünü olarak”
tanımlayarak, pazarlama-
nın iki temel karar alma
alanı olduğunu kabul
etmiştir. Bu karar alan-
ları; ikna edici iletişim,
ürün tasarımı ve dağıtı-
mında tüketici davranış
kalıplarına uygunluğu
sağlama kararlarıdır. Bu
tanımlamalar bir tarafa
bırakıldığında dahi çağ-
daş pazarlama yönetimi
itibarıyla ürün/hizmet
pazarlaması ile siyasal
pazarlama arasında ilginç
bir uyumluluk izlene-
bilmektedir. Pazarlama
yönetimi sürecinde ve
pazarlama stratejilerinin
uygulanmasında görev
alan pazarlama karma-
sının hedefinde yer alan
müşteri/tüketici, siyasal
pazarlama içer isinde
seçmen olarak yer ini
almaktadır. Gerçekten
müş ter i el le tutu lur
ürünler pazarında, an-
cak kendisine sunulan
ürünlerden birini seçmek
durumundadır. Benzer
şeki lde mi l l i iradenin
oluşumunda da seçmen
her ne yaparsa yapsın
kendisine sunulan alter-
natiflerden birini seçmek
ile sınırlı ve bağlıdır. Milli
irade ve seçim özgürlü-
ğü, kendisine sunulan
opsiyonlar ile sınırlıdır.
Ne ilginç bir benzerlik!
Siyasal ürünün (parti,
lider, program) tasarlan-
masında da pazar koşul-
larının, beklentilerinin
ve pazar boşluklarının
analizleri ve doğru yak-
laşımı i le strateji lerin
geliştirilmesi, pazarlama
biliminin temel hassasi-
yetlerine tâbi olmalıdır.
Seçmenlerinin (müşte-
rilerinin) beklentilerini
iyi tespit edemeyen siyasi
partiler, liderler, seçmen-
lerine yönelik doğru bir
pazarlama stratejisi ge-
liştiremeyeceklerdir. Bu
bağlamda, siyasi partilerin
siyasal rekabet içerisinde
ideolojik konumlarının
postmodern dünyada
önemini yitirdiğini söy-
leyebiliriz. 21. yüzyılda
bir değişimin karşısında
ol abi leceğ imi ze i ş a ret
ediyordu. Öyle ya, işletme
bilim dalının fonksiyonla-
rından biri olan pazarlama
yönetimi, ilk oluşumunda
kâr motivasyonlu, müşteri
odaklı, ürün geliştiren ve
yüce değerlerden uzak banal
bir dünya ile meşguldür.
Hizmet pazarlaması ve kâr
amacı gütmeyen kurumlar-
daki pazarlamadabuoluşum,
daha elle tutulmaz ve sosyal
faydaya doğru genişlemiş
ise de siyaset dünyasında
pazarlama, farklı bir alan
kayması idi. Daha da ilginç
olan, buçalışmalarınBirleşik
Krall ık’ın İngiltere’sinde
olması ve yıllardır pazarla-
mada seçkin bir yer alması
idi. Bu seçimlerdeki yarışma,
artıkTürkiye siyasi hayatının
da bu aşamaya geldiğ ini
göstermekte, onlarca yıldan
sonra çağdaş bir Avrupa
siyasi pazarlama model i-
ne benzer bir oluşumun
ülkemizde nasıl tezahür
ettiğinin farkına varma-
mıza imkan sağlamaktadır.
İdeolojilerden arındırılmış
siyasi pazarlamanın Kuzey
Amerika demokrasisindeki
yeri, pazarlama bilimi kadar
eski; Avrupa’nın onu, onlu
yıllar sonra takip etmesi de
Avrupa’da demokrasinin
gel işmesi kadar esk idir.
İdeolojilerden arındırılmış
siyaset pazarlaması, post-
modern dünyanın mihenk
taşlar ından bi r i olmuşa
benzer. Kotler ve Levy’nin
1969 tarihli makalesinde
belirttiği gibi, hiçbir orga-
nizasyon pazarlamayı göz
ardı edememektedir.
Bu izlenimlerle gerçekten
pazarlama bilimdalı ile siya-
set ve siyasi faaliyetler arasın-
da bir beraberlik olduğunu,
bu birlikteliğin pazarlamada
‘siyasal pazarlama kuramı’
olarak yerini aldığını tespit
ediyoruz. Siyasal pazarlama-
nın pazarlama biliminin bir
alt disiplini olarak gelişimi
Kuzey Amer ika’da 1980
yılları başına rastlasa da
Avrupa’nın İngiltere ve Al-
manya’sında tanınmasının
yirmi yıldan az bir geçmişi
vardır. Türk pazarlama lite-
ratüründe 1990 yıllarında az
sayıda çalışma yapılmışsa
da akademik faal iyetlere
konu olması yeni yüzyılın
başlar ına rast lar. Diğer
taraftan ders kitaplarında
ve uygulamadaki yoğunlu-
ğu, günümüzde dahi fark
edilmeyecek kadar azdır.
Philip Kotler, politik pazar-
lama kavramını “adayların
kendilerini seçmenpazarına
koyarak, seçmen satın alı-
mını sağlamak, şöyle ki, oy
potansiyel ini maksimize
Çin ve Rusya’daki, temelde
ideolojiye dayalı stratejiler
yerine kitlelerin ekonomik
ve sosyal ihtiyaçlarının öne
çıktığı stratejilere dayalı
olarak global ekonomi ile
entegrasyonu i lg inçt ir.
Bir zamanların ideoloji
tabanı na daya l ı güçlü
yönetimlerin, Libya, Irak,
Suriye, Yemen, eski SSCB
ve uydusu ülkelerin geçir-
diğ i /geçirmekte olduğu
değişimler hepimizin izle-
diği yakın dönemdeki diğer
örneklerdir. Bir zamanların
demir perde ülkelerinin
Batı demokrasileri ile aynı
ekonomik birliktelikte (AB)
ve savunma birliğinde (NA-
TO) kader birliği yapacağını
ön görmek kolay değildir.
Kuzey Kore, İran ve Suudi
Arabistan’ın gelecekte
benzer değişimleri yaşama-
larının kaçınılmazlığı iddia
edilebilmektedir; sadece
bunun ne zaman vuku
bulacağının bilinmediğine
işaret edi lmektedir. Bu
yeni düzen içerisinde siyasi
partilerin ideolojilere dayalı
siyaset yapmaolanaklarının
kalmadığı görülmektedir;
siyasi oluşumlar önerdikleri
müşteri (seçmen) ihtiyaçla-
rı (refah, eğitim, güvenlik,
yaşam tarzı, özgürlükler)
için sunduk lar ı çözüm
önerileri ve bunları esas
a lan temel vaat ler i i le
seçmen tarafından değer-
lendirilmektedir. Müşteri
(seçmen), temel vaatleri
bizzat siyasi adayların ki-
şilik özellikleri ile oluşan
aday imajının kredibilitesi
ile de değerlendirmekte
ve rekabetin bu noktada
gel iştiğ i izlenmektedir.
Yeni politik pazar koşul-
larının eskisine göre, iki
temel farkl ı l ığı içerdiği
görülmektedir. Bu farklı-
lıklardan ilki, siyasetin bir
sanat olmasından çok bir
bilim olma özelliğinin öne
çıkmasıyla ilişkilidir. Siyasi
partiler ya da adaylar seç-
menlerinin kendilerinden
neler beklediklerini masa
başında yapılan tahmin-
lerle belirleme kolaylığını
yitirmişlerdir. Kararların,
ancak sağlıklı araştırmalar
sonucunda elde edilmiş
bilgilerden yararlanılarak
alınması zaruret haline
gelmiştir. Önde gelen araş-
tırma şirketlerinin seçim
sonuçlarını tahmindeki
başarıları bunu ortaya koy-
maktadır. Pazarlamanın,
kâr amaçlı ve kâr amaçsız
organizasyonlarda, temel
olarak üzerinde durduğu
husus, müşteri (tüketici)
ihtiyaçlarının belirlenmesi
ve bu ihtiyaçların tatmin
ed i lme s id i r. Seçmen
(müşteri) açısından eko-
nomik ve sosyal fayda,
ihtiyaçların esasını teşkil
etmektedir ve bu ihtiyaçla-
rın somutlaştırılarak nasıl
karşı lanacağ ına i l işk in
çözümler sunmak ise siyasi
adaylardanbeklenmektedir.
Oy vermehakkının, demok-
rasi ve bilgi araçlarındaki
gelişmelerin sonucunda,
ihtiyaç duyulan siyasal
iletişimin siyasal pazarlama
yönetimininbir uygulaması
olduğuna dikkat edilmeli-
dir. İletişimin pazarlama-
dan bağımsız bir uygulama
olarak algılanması önemli
bir yanılgı olabilmektedir.
Seçmenlerin birer hedef
kitle olarak davranışlarının
çözümlenmesi, kültürel
yapı l a r ı n ı n ve iç i nde
bulundukları sosyal sınıf-
ların insanlar üzerindeki
etkisinin ayrıntılı olarak
incelenmesi gerekmekte-
dir. Benzer psikolojik ve
sosyolojik süreçler, siyasal
pazarlama yöneticilerini
işletmelerdeki pazarlama
davranış kal ıplar ından
yararlanmak durumunda
bırakmaktadır.
24. Dönem Milletvekili
Seçimi’nin neticelerine
bak ı ldığ ına yukar ıdak i
tanımlama ve gözlemlere
ne denli uygun bir ortamın
oluştuğunu izlemek bilim-
sel olarak çok ilginçtir. Bu
seçimde iki büyük parti,
seçmene muhtelif ekono-
mik ve sosyal sorunlarla
ilgili vaatlerde bulunmuş-
lardır. Seçimlerden birinci
olarak çıkan pazar lideri
partinin yüksel işindeki
sihrin, ne sadece liderden
nedemuhafazakârlığından
gelmediğini çözemeyen
muhalefet, üçüncü defa-
dır yönetimi bu partiye
kaptırmıştır. Pazar lideri
konumundaki parti, ekono-
mik ve sosyal ihtiyaçların
çözümünemüşteri talebini
karşı lama yaklaşımı i le
başarılı bir şekilde cevap
vermektedir ve bu başarısı
siyasal pazarlamanın etkin
bir şekilde uygulanması
ile izah edilebilmektedir.
Seçimlerden ana muha-
lefet olarak çıkan partinin
yeni yönet imi , mevcut
muhalif lerin ideolojik ta-
bana dayalı siyaset istemi
yerine seçmen (müşteri)
odaklı davranarak yeni bir
konumlandırmaya geçmiş-
tir; siyasal pazarlamanın
gereği olarak seçmen, istek/
ihtiyaçları temelinde vaat-
lerde bulunmuştur. Siyasal
pazarlama kuramı içeri-
sinde değerlendirildiğinde
başarılı bir yaklaşımolduğu
söylenebi l ir. Öngörülen
başar ıya ulaşı lamamış
olmas ı , yukar ıda i zah
edildiği üzere müşterinin
(seçmenin) temel vaatleri
bizzat siyasi adayların ki-
şilik özellikleri ile oluşan
aday imajının kredibilitesi
ile de değerlendirmekte
ve kısa süre önce değişen
ikinci parti yönetiminin
v a a t l e r i ne ye t e r i nc e
güvenememiş olmasına
dayandırı lmaktadır. Bu
partinin içerisindeki mu-
halif ler siyasal pazarlama
kriterlerine göre halen çağı
yakalayamamış görüntüsü
vermektedir.
Stratej i t ipoloj i ler ini
inceleme çalışmalarımıza,
henüz bu dizide anlatı-
mına sıra gelmemiş olan,
Kotler’in rekabetçi pazar-
lama stratejilerini mevcut
siyasal pazara uygulayarak
devam edebiliriz. Kotler’in
pazarlama stratejilerinin
rekabetçi strateji olduğunu
vurgulamak öneml idir;
s t rate j i ler daha ev vel
anlattığımız ‘positioning’
esasl ıdı r ve pazardak i
rekabetçi konuma göre sı-
nıflandırılmaktadır. Bunlar
(1) Pazar lideri stratejileri
‘leader’ (2) Lidere meydan
okuyucu stratejiler ‘challen-
ger’, (3) Lideri takip eden
stratejiler ‘follower’, (4) niş
stratejiler ‘niche’ olarak
adlandırı lmaktadır. Bu
stratejileri daha sonra ge-
nişletilmiş şekilde inceleme
fırsatımız olacaktır, burada
milletvekilleri seçimi ne-
ticelerini değerlendirerek
siyasal pazarda partilerin
konumlandırmasını
yapmak ilginç olacaktır.
Konumlandırma yapılırken
bir de ürün hayat eğrisinin
neredeolduğunabakmakve
pazarın gelişmişlik seviye-
sini de dikkate almak daha
isabetli bir değerlendirme
için yararlı olabilmektedir.
Pazarın gel işmişl iğini
ölçebilmek için rekabetin
gücü ve kal itesi i le re-
kabetin yapı ldığı alanın
bel i rlenmesi makul bi r
yaklaşım olur. Rekabetin
gel i şmemi ş pazarlarda
gücünün sınırlı olduğu ve
müşteri yararından çok
rakiplere yönelik olduğu
görülür. Rekabet alanı saf
dışı bırakmaya yönelik bir
Roma arenası gibidir, ol-
dukça fazla sayıda oyuncu
vardır; genellikle bölgesel
veya çeşit bazında liderler
boy gösterir. Gelişmiş pazar-
larda rekabetinkonusuürün
geliştirmeye ve bunun algı-
lanması üzerine kuruludur.
Rekabet, müşteri beğenisi
alanında ve müşteri yararı
odağındadır; karar verici
olan müşterinin faydasını
arttırmaya yöneliktir. Rakip
sayısı azalmıştır; bir pazar
lideri, bir de onu zorlamaya
hazır birmücadeleci oyuncu
challenger ile bir de lideri
rahatsız etmeden onu takip
eden bir oyuncu follower
vardır. Kuzey Amerika pa-
zarındaki Coca Cola, Pepsi
Cola ve RC Cola akla gele-
bilecek yüzlerce örnekten
biridir. Siyasal pazarlama
alanında yüzlerce değişik
toplumun, birçok inancın
ve inançsızl ığ ın, birçok
ırkın yaşadığı, bolca göç
alan ABD’de sadece Cum-
huriyetçiler ileDemokratlar
olmak üzere iki partinin
olması dikkat çekicidir.
Türk siyasi pazarının da
bu gel işmişl ik düzeyine
yaklaştığını görmek çok
ilginç. Pazar lideri olan ve
pazar lideri stratejilerini
uygulayan (Kanal İstanbul
projesi, iki İstanbul daha,
24 ildemega hastane) parti,
%49 pazar payı ile gelişmiş
bir pazar l ider inin tüm
özelliklerini göstermektedir.
Pazar liderleri, pazarlarının
büyümesi için özel misyon
yüklenirler, tıpkı seçimden
birinci parti olarak çıkan
parti liderinin ikinci balkon
konuşmasında tanımladığı
genişleti lmiş yeni pazar
sınırlarında yaptığı gibi,
Bosna’dan Filistin’e kadar.
Gel işmiş pazarlarda bir
de meydan okuyucunun
varlığından bahsetmiştik.
Meydan okuyucu, pazar
l ider ine ciddi bi r rak ip
olamamakta; ancak onu
d e v a m l ı t e y a k k u z d a
bırakmaktadır. Meydan
okuyucunun pazar payının
%20-25 oranında kaldığı
görülür. Bu tanımlama
ilginç bir şekilde seçimden
ikinci olarak çıkan partiye
uymaktadır. İkinci partinin
aldığı oy oranı bu seviyelerde
kaldığı için birinci partiye
hiçbir zaman ciddi bir rakip
de olamamıştır; tıpkı kav-
ramsalmodelde olduğu gibi.
Seçimlerdenüçüncü olarak
çıkan parti tam bir pazar
liderini takip eden oyuncu
özelliklerini sergilemekte-
dir. Pazar payı düşük olduğu
gibi, halen ideolojiye dayalı
bel l i segmentlere hitap
etmektedir ve postmodern
siyaset pazarına uyumlu
olduğunun söylenmesi zor-
dur. Pazar liderini rahatsız
etmeden onu takip etmeyi
tercih eder; pazar liderini
zorlayamayacağının bilin-
cinde, güvenli bir alanda
siyasetin içerisinde kalmayı
seçmektedir. Bağımsızlar-
dan oluşan grup ise tambir
niş pazar stratejisi örneğini
yaşamaktadır. Hedef kitlesi,
bölgesel temsil dayanağı
ve amaç l a r ı i t i ba r ı y l a
kategorisinin öne çıkan
tüm özelliklerine sahiptir.
Bu gözlemlerin bu kadar
rahat bir şekilde yerlerine
oturması, Türk demokrasi
geleneği için son derece
değerl idir; Türk siyaset
pazarı olgunluğunu tescil
ettirmiştir. Bu yazıdaki si-
yasi partilere ilişkin yorum-
lar, izafi bir açıklamadan
ibarettir; siyasal pazarlama
konusunu somutlaştırmaya
yönel ik örnekler olarak
anlaşılmalıdır.
Bir dahaki sayıda ‘Porter
Stratejileri’ne bıraktığımız
yerden devam edeceğiz.
Dr. Ali Haydar Ark
Yönetim ve Pazarlama
Danışmanı
alihaydarark@genna.com.tr
Pazarlamanın temel olarak üzerinde durduğu husus, müşteri ihtiyaçlarının belirlenmesi ve bu ihtiyaçların tatmin
edilmesidir. Seçmen (müşteri) açısından ekonomik ve sosyal fayda, ihtiyaçların esasını teşkil etmektedir ve bu
ihtiyaçların nasıl karşılanacağına ilişkin çözümler sunmak ise siyasi adaylardan beklenmektedir.
M
adem konumuz renkler, benim de
anlatmak istediğim renkli bir konu
var. Benim için çok önemli bir renk
olan “koyu mavi”nin benimle ve benim
gibilerle olan ilişkisi...
Çocukluğunu 80’lerin sonunda, 90’ların başında geçiren
bir insan olarak; marka ve renk eşleşmelerine verebile-
ceğim en güzel örnek, tabii ki “Parliament mavisi”dir.
Ki benim jenerasyonumdan olup da koyu maviyi tarif
etmeye çalışırken bu kalıbı kullanmayan yoktur, diye
düşünüyorum. Aslında sadece benim jenerasyonumdan
olmasına da gerek yok; o dönemlerde pazar akşamları
film izleyen birçok insan, gerektiğinde bu kalıbı şıp diye
kullanıveriyor, anlatmak istediği maviyi tarif edebiliyor.
Ama benim jenerasyonumdan daha yaşlı insanlar için o
mavi, bir tarif kolaylığıyken ben ve bana yakın kuşaklar
için “Parliament mavisi”nde çok şey yatıyor.
O halde, biraz o zamanlara gidelim…
Star TV’nin Magic Box Star 1 ve İnterstar olduğu
dönemler... Yani ilk defa, TRT’den başka bir kanal
izleme lüksümüz doğuyor. Ve haliyle, o kanalda ne
izlesek inanılmaz hoşumuza gidiyor. İşte o dönemlerde
Parliament, - bence - harika bir sponsorluğa imza ata-
rak, Pazar Gecesi Sineması’na sponsor oluyor. Böylece
daha sigara içmeyen, Parliament’in ne olduğunu bile
bilmeyen bir jenerasyonun beynine gece mavisini, pazar
akşamları şık bir biçimde kazımaya başlıyor.
Evet, yukarıda bahsettiğim yılların üzerinden uzunca bir
zaman geçti. Biz büyüdük, televizyonlar değişti, pazar
akşamı yapılan aktiviteler değişti, daha doğrusu her
şey değişti. Ama o mavinin benim üzerimde bıraktığı
etki hala değişmedi. Nerede olursa olsun, “Parliament
mavisi” kalıbı kullanıldığı anda, ben birkaç saniye de
olsa çocukluğuma dönüyorum. Çünkü o mavi, benim
için bir sürü şeyi temsil ediyor. Mesela Esaretin Bedeli,
Batman, Hayalet Avcıları, Gelece Dönüş, Tango & Cash
ve o dönemin birçok önemli filmi benim için “Parliament
mavisi”dir. “Bizimkiler” dizisinin bitiş jeneriğini izlerken,
akşama izleyeceğim filmin heyecanını yaşamak benim için
“Parliament mavisi”dir. Pazar akşamı yıkanıp, şampuan
kaçmış ve kızarmış gözlerle televizyon başına koşmak
benim için “Parliament mavisi”dir. Pazartesiye verilen
ödevi yap(a)mamak veya
pazartesi günkü sınava
çalış(a)mamanın stresi
“Parliament mavisi”dir.
Sınıf arkadaşlarıyla pa-
zartesiden çarşambaya
kadar süren film kritikleri
ve filmlerin aksiyon/dövüş
sahnelerindeki hareket-
lerini yapmaya çalışmak
benim için “Parliament
mavisi”dir. Bu örnekler
daha da çoğal ır. Ama
bahs e t t i ğ im t üm bu
anıların bir de söze ve
müziğe bürünmüş hali
vardır. O da Pazar Gecesi Sineması’nın müziği olan
Karla Bonoff ’tan “All My Life” parçasıdır. İşte bu parça,
“Parliament mavisi”ni tarif etmenin belki de en güzel
ve kolay yollarından biridir.
O yıllardan beri, ufakken pazar gecesi izlediğim film-
lerin bana verdiği mutluluk, hüzün, heyecan ve birçok
duyguyu sanki bana Parliament hediye etmiş gibi gelir.
Görüldüğü üzere Parliament; zamanında yaptığı bu
sponsorluk sayesinde, hem “koyu mavi” rengi sahip-
lenmenin doruk noktasına ulaşmış hem de bir neslin
kafasında harika anılar bırakmış bir markadır. Kendimden
şöyle bir örnek de vereyim: Hayatım boyunca sigara
kullanmadım; ama bana en sevdiğim sigara markasını
sorarsanız, hemen “Parliament” derim. Çünkü, kendisi
çocukluktan arkadaşım gibi olduğu için, hep bana ma-
sum bir sigaraymış gibi gelir. Günümüzde herhangi bir
film veya dizi kuşağını sunan bir markanın, aynı etkiyi
yaratması mümkün mü? Tabii ki değil. Çünkü o zaman
Pazar Gecesi Sineması bir taneydi, haliyle Parliament’in
bizim kalbimizdeki yeri de “bir tane” oldu.
Aslında yıllardır şunu da merak etmiyor değilim: O
zamanlarda Pazar Gecesi Sinema Kuşağı’nı başka bir
sigara markası veya sigara olmayan bambaşka bir marka
sunsaydı, aynı hissiyatı bizde bırakabilecek miydi? Buna
pek ihtimal vermiyorum (Belki de olaya fazla duygusal
yaklaştığımdan ihtimal vermek bile istemiyorum.).
Çünkü o zaman, Parliament’in jeneriğinde kullanılan
görsel dil ve müzik, gerçekten o dönem için doğru bir
seçimdi. Parliament, Pazar Gecesi Sineması’na sponsor
olarak hem hepimizin gönlünde taht kurdu hem de ne
zaman o koyu mavisinin adı geçse, bizi çocukluğumuza
götürmeyi başardı. Kısaca Parliament, hayatımıza renk
kattı dersem, yanlış bir anlatım yapmış olmam sanırım.
Bir sigara markasının sadece rengiyle ve sponsorluk
jeneriğiyle bir nesle bıraktığı izler böyle. Madem bu
kadar bahsettim, artık Karla Bonoff ’un All My Life
parçasını dinleme vakti geldi demektir.
“Parliament mavisi” bol olan günler diliyorum.
Hayatıma renk
katan sigara
cihan turan
B
ilişimZirvesi, bu
yıl “ICTSummit
Eurasia - Bilişim
Zirvesi ‘11” adı
alt ında ve 3-5
Ek im arasında İstanbul
Kongre Merkezi’nde ger-
çek leşt ir i lecek. Coğraf i
sınırların iş hayatı için engel
teşkil etmediği günümüz
dünyas ından hareket le
“Sını rlar Kalk ıyor” ana
temasını işleyecek olan
z i r ve, bi l i ş im a lanında
Avrasya Bölgesi’nde büyük
çaplı işbirliği fırsatlarının
ve ortaklıkların yaratılması
konusunda en etkili zirve
olma amacı taşıyor. Zirve
farklı çözüm gösterileri ve
sosyal etkinl iklere de ev
sahipliği yapacak. Bu yıl 4
bin ziyaretçiyi ağırlaması
planlanan zirve, bi l işim
dünyasında söz sahibi kamu
ve özel sektör temsilcilerini,
siyasetçileri ve akademis-
yenleri bir araya getirecek.
Hedef
işbirliği
ETKİNLİK
BİLİŞİMZİRVESİ '11
ali haydar ark