Page 7 - gennaration17.indd

Basic HTML Version

TEMMUZ 2011
DOSYA
RENKLERİN GÜNLÜK HAYATIMIZDAKİ VE İLETİŞİMDEKİ YERİ
Renkli kavramlar
ETKİNLİK
GOLDEN DRUM
U
luslararası
Golden Drum
Yeni Avrupa
Reklamcı l ık
Festival i
5 - 8 E k i m a r a s ı n d a
Slovenya'n ı n Por toroz
ş e h r i nd e y a p ı l a c a k .
Slovenya Rek l amc ı l ı k
Oda s ı t a r a f ı ndan or -
gani ze edi len fest iva l ,
Avrupa'nın 37 ülkesine
açık olacak. "Yeni Avru-
pa, Yeni düşünce" sadece
18 . Go l den Dr um' un
ana teması değ i l, aynı
zamanda ajanslar, rek-
lamverenler ve yaratıcı
endü s t r i t a r a f ı nd a n
verilen uzun soluklu bir
iddia Golden Drum'ın bu
yeni imajı ve iddiasıyla
organizatörler bu sene
festivale katılacak işlerin
daha yaratıcı ve inovatif
olacağ ını umut ediyor.
Festivalde Tony Granger,
Alistair Beattie, Michael
Conrad, Jon Wi l l iams,
Peter Scherman, Emma
Wi l k ie, Ka r pat Pol at ,
Mark Husak, Wi l l San-
som, Robin van Rozen
g ibi seçk in isimler yer
al ırken; ödül ler toplam
14 kategoride veri lecek.
S o n b a ş v u r u nu n 3 0
Ağustos olduğu festival
hakk ında daha detayl ı
bi l g i ye www.goldend-
r um.com ad r e s i nden
ulaşı labi l ir.
YeniAvrupa
yenidüşünce
Renkli hayat
konuyla i lgi l i sezgiyi ve
bilimi birleştiren, uygun
teknikleri konuyla yoğuran
gerçek bir ustadır. Bazen
de kendimizi bu ustanın
güvenilir deneyimlerine
teslim ederiz. Bunu bize
sağlayan duygu, o sanatçı-
nın hayatını renklendiren
renk ve enerji bilgisidir.
Empati becerisidir. İletişim
kabiliyetidir. İşte, bir işin
uzmanı olmanın konuya
verdiğ i gerçek der inl ik
budur. Hayata bu denl i
renk katan uzman bakış-
ların tüm çalışmalarını
biz sıradan insanlar için
yapıyor olmalar ı ise işi
güzel kılan taraftır.
Zira, içinde insanı
ilgilendiren, empati
içeren ve nihayetin-
de karşısında bi r
sempat i bek leyen
derin bir unsur olan
renkler harmoni-
si çalışmalar,
belki de hiçbir
bilimsel ter-
cih dayanağı
bulunmayan
du y g u y ü k l ü
davranışlar ser-
gileyen bizlerin
tercihine su-
nulmaktadır.
Demek oluyor
k i b u k a d a r
r e n k l i o l d u ğ u
kadar girift olan bu
i fadeler; o kada r
anlaml ı , o kadar
derin ve bir o kadar
da basit olmalıdır.
Beyazı, siyahı, moru,
kırmızıyı, turuncuyu, griyi,
ef latunu, sarıyı, maviyi,
laciverti, yeşili, iki ton açık
yeşili, fıstık yeşilini, askeri
yeşili veya kurbağa yeşilini
bu kadar farklı anlamlara
büründüren her şey, tüm
bu saydıklarımızın altında
gizlidir.
Renklerin iletişime konu
olan safhasında üstlen-
dikleri görevleri vardır.
Bazı renkler tarz katar,
bazıları iştah açar, bazıları
da fark atar. Ortak özellik-
leri, tüm bu nedenlerin
altında yatar. Canlılığın,
dinamizmin, duygusallı-
ğın ve mutluluğun rengi,
aynı zamanda tutkuyu ve
azmi de simgeler. Bir gıda
markası, onu iştah açtığı
için kullanırken başka bir
marka, ondan kışkırtıcı
olmasını ister.
Doğanı n ve bahar ı n
rengi, insanları rahatlatıp
güven verirken yaratıcı-
l ığ ı da körükler. Büyük
lokantalar, mutfaklarında
bu rengi kullanarak şefle-
rindeki yaratıcılığı onunla
tetikler.
Duygusallığın vehüznün
rengi, başkaları için gücü
ve tutkuyu da temsil eder.
Farklı kültürlere göre ba-
zen sevinç bazen de kederi
simgeler.
Uçsuz bucaksız duygula-
rın rengi, gökyüzünün ve
geniş ufukların sınırsız-
lığını ifade eder. Bazıları
için kötü enerjileri emen,
sakinliği ve kalp ritmini
düzenleyen de o renktir.
Kozmik bi l imlerin ve
sonsuzluğun rengi, ileti-
şimde otoriteyi ve verim-
liliği simgeler. Bu yüzden
dünya üzerindeki f irma
logolarının yarıdan fazla-
sının tercihi bu yöndedir.
İhtişam ve lüksün rengi,
tarih boyunca üst sınıf la-
rın ve saraymensuplarının
tercihler i arasında yer
almıştır. Uyumun, neşe-
nin, şirinliğin ve sevginin
rengi, yetişkinleri rahat
hissettirdiği gibi, çocuklar
üzerinde de etki gösterir.
Zekanın, incel iğin ve
pratikliğin rengi, hız ve
dikkatin birlikte çalışma-
sını tetikler. Gerçekçiliğin,
planlı ve sistemli olmanın
rengi, insanları hızlandırır
ve rahatlatır.
Neşenin ve bi lgel iğ in
rengi, sosyal leşme duy-
gularını faaliyete geçirir.
Depresyon ve duygusal
dengesizlik hallerinde baş-
vuru kaynakları arasında
yerini alır.
Her rengin sahip olduğu
özellikler, enerjiler, güçler,
ifadeler, etkiler ve mesaj-
lar birbirinden farklıdır.
Hangisini nerede ve neden
seçt iğ imizi iy i bi l i rsek
renk l i bi r hayat ımı z ın
olmaması işten bile değil.
ilintilendirilmektedir.
Tüm bu etkileri, iste-
nilen şekilde oluşturmak
için ilk olarak renklerin
dilinden konuşmak, kendi-
lerine has özelliklerini çok
iyi anlamak gerekir. İkinci
olarak, renklerin duyguları
taşıma ve enerjileri yansıt-
ma/emme tekniklerini çok
iyi öğrenmek gereklidir.
Bu öğreti, renklerden
mümkün olan en
üst düzeydeki fay-
dayı sağlamanın
ön
ko-
şu-
lu-
du r . On l a r a
karşı daha duyarlı
ve anlayışlı olmak
için hayat kadar büyük bir
nedenimiz vardır.
Gündelik hayatımızda
renk ler in oluşturduğu
çağ r ı ş ımlar ın en doğ-
rusunu bulabilmek için
genellikle deneme yanılma
yolunu kullanırız. Sezgisel
bir beceri ile yol alırken
bilimsel doğrulardan da
ya ra rl an ı r ı z. Sanatç ı ,
R
enkler, bir ışık
frekansının
belli bir oranda
yoğunlaşması
sonucunda
ortaya çıkar. Bu yoğunluk,
göz retinasına ulaşınca
renkler hayat bulur. Algı-
larımıza etki eden ışığın,
maddeler üzerine çarp-
ması ve kısmen soğurulup
kısmen yansıması sonucu
oluşan çeş it l i l i k, renk
tonlar ını doğurur. Her
renk tonunun kendine has
özellikleri vardır. Uyarıcı,
çökkünlük yapıcı ya da
yıkıcı hislere neden olan
renkler, canlıların tutum
ve davranışlarına da doğ-
rudan etki eder.
Renk ler i n en g üç lü
özelliği, bilinç dünyamızı
en derin noktalarına ka-
dar uyarma gücüne sahip
olmalarıdır.
Işık, elektromanyetik
spektrumun insan gözü
tarafından algılanabilen
bölümüne düşer. Diğer du-
yu organlarımızın hassasi-
yetlerinden farklı bir yapı
gösteren gözümüz, kulağın
sahip olduğu kalın ve ince
ses dalgalarını ayırabilme
analojisine sahip değildir.
Aksine, aynı anda gelen
ışık frekansları değ işik
kanallardan algılanamaz .
Bu da, gözün frekans ana-
lizi yapabilme kabiliyetinin
olmadığını gösterir. Aynı
anda ince ve kalın sesleri
birbirine karıştırmadan
duymamıza karşın, gözü-
müz için bu 'çok seslilik'
söz konusu olmadığından
değişik ışık frekanslarının
sadece kombinasyonlarını
algılayabiliriz. Gözün sahip
olduğu bu çalışma prensi-
bini açıklamak veya pratik
uygulamalarda kullanmak
için çeşitli renk modelleri
geliştirilmiştir. Tüm dalga
boyları birden aynı anda
gözümüze ulaşırsa bunu
beyaz, hiç ışık ulaşmazsa
s iyah olarak a lg ı lar ı z.
Arada kalan diğer renkler
ise üç temel gruba ayrılır.
Bunlardan ilki; kırmızı,
sarı ve mav inin bulun-
duğu ana-renkler grubu-
dur. Bu üç rengin çeşitli
kombinasyonlarda bir araya
get i r i lmesi sonucunda
diğer renklerin çoğunu
elde etmek mümkündür.
Oluşan bu renkler, ikinci
grup renkleri oluşturur.
İ l k g ruptak i renk lerle
ikinci gruptaki renklerin
karıştırılması sonucunda
ise üçüncü grup renkler
oluşurl a r. Hayat ımı z ı
renklendiren renklerin
oluşumu karışık bir denk-
lemgibi görünse de aslında
çok zorlu bir formülasyona
sahip deği ldir. Teoride
pratik şekilde işleyen bu
renk oluşumu, pratikte
de çok farkl ı bir yapıda
ilerlemez. Bu kadar renk
analojisi ve oluşum
bilgisi, iletişime ko-
nu olmaya başladığı
anda bizler için ger-
çek anlamını bulur.
Renkler ve tonlarının
istenilen uygun
oranlarda
birleştiril-
mesi, görsel
iletişimde
çeşitl i mesaj-
l a r ı i l e tme ye
aracı l ık eder.
Giydiğimiz
kıyafetlerden
saçımızın
reng ine, ta-
sarladığımız
logol a rdan ev i -
mi z i n duva r ı na ,
karakterimizden dış
görünüşümüze ka-
dar çeşitli alanlarda
renklerin birer görevi
vardır. İdealde tüm bu
seçimlerin, üstlendikleri
görevleri yerine getirmesi
beklenmektedir.
Tüm bu alanlarda her
renk, sahip olduğu ener-
j isiyle onlardan en üst
düzeyde faydalanmamıza
olanak tanır. Renkler, tıpkı
insanlar gibidir. Her insan,
karakterinin sahip olduğu
renk aralığıyla çevresine
yaydığı enerjinin kaynağını
gösterir. Markalar da böy-
ledir. Onların dünyasında
da i let işime konu olan
renklerin hedef kitlelerine
yönelik iletişim araçlarına
dönmesi bumotivasyonlar-
la anlam kazanır. Fakat bu
iş, insanlar arasındaki ileti-
şimden daha zor bir sürece
sahiptir. Farklı enerji se-
viyelerinde yaşayan, farklı
motivasyonları olan, tıpkı
retinaları gibi ses tonları
da birbirine benzemeyen,
yaşam dünyaları arasında
uçurumlar bulunan, be-
ğeni ve seçim kriterleri
birbirine uymayan, aynı
nesneye yükledikleri
anlamlara kadar
he r ş e yde b i r
çeştlilik göste-
ren
tü-
ke-
t i c i l er i n d i k-
k a t i n i çekmek
ne denl i güçtür,
tahmin edilebilir.
İşte bu yüzden doğadaki
tüm renk ler i, fark ında
olarak veya olmayarak
mesaj taşıyıcıları olarak
kullanırız. Görsel iletişi-
me konu olan her tonuna
kadar detaylandı r ı r ız.
İçlerinde barındırdıkları
kişilik ve karakterlerine
yönel i k unsurlar ı gün
ışığ ına çıkarırız. Hatta
onlar ı bi rer doğa l ş i fa
verme kaynakları olarak
kullanırız.
Tümbu kullanımalanla-
rı için renklerin hangi ileti-
şim aracında ve amacında
nerede, nasıl kullanılması
gerektiğini çok iyi bilmek
gerekmektedir.
Nesneler aras ındak i
estetik, birbirine yakışma
ve uyum, insanlar ara-
sındaki anlayış, tolerans,
etki leşim, duyarl ı l ık ve
hassasiyet gibi duygular,
renklerin yerinde kullanım
biçimine göre enerjiye dö-
nüşmektedir ve birbiriyle
bir görev için yaratıldınız.
Birbirinizden farklısınız
ve her biriniz kendinize
özelsiniz. Siz bir bütünü
oluşturuyorsunuz; HAYA-
TI… Şimdi el ele tutuşun
ve bana gelin.
Bunun üzerine renkler
çok utanmış. El ele tutuşup
birlikte gökyüzüne uzan-
mışlar. Bir yay şeklinde
dizi lmişler. Ve yağmur
demiş ki;
-Bundan böyle her yağ-
mur yağdığında birleşip
gökyüzünden yeryüzüne
uzanacaksınız. Sizler bütü-
nü, hayatı temsil ediyorsu-
nuz. İnsanlar sizi gördükçe
huzur duyacaklar, mutlu
olacaklar. Gökyüzünü bir
kuşak gibi saracaksınız
ve s i ze "GÖKKUŞAĞI"
diyecekler...
- Ya ben??Ben sağ l ık
ve d i renci n reng iy im.
İnsan yaşamı için gerekli
vitaminler hep benim ren-
gimde bulunur. Portakalı,
havucu düşünün. Pek or-
talarda görünmeyebilirim;
ama güneş doğarken ve
batarken gökyüzüne o gü-
zel rengi veren de benim.
K ı rm ı z ı da ha f a z l a
dayanamamış;
- Ben hepinizden üs-
tünüm. Ben kan reng i-
yim. Kan olmadan hayat
olur mu? Ben tehlike ve
cesaretin, ateşin, aşkın
ve tutkunun reng iy im.
Bu dünya ben olmadan
bomboş olurdu.
Mor ayağa kalkmış;
- Hepinizden üstün be-
nim. Ben asalet ve gücün
rengiyim. Bütün krallar ve
liderler beni seçti.
Bütün renkler kendisini
överlerken kavgaya tutuş-
muşlar. Onlar kavga eder-
ken bir anda gök gürültüsü
başlamış, şimşekler çakmış
ve yağmur damlacıkları
gökten yeryüzüne inmiş.
Bi rden yağmurun ses i
duyulmuş;
- Sizi aptal renkler. Bu
üstünlük çabanız ne? Siz
bilmiyor musunuz ki her
biriniz bütünün bir parça-
sısınız ve her biriniz farklı
yormamak ve daha fazla
vakit geçirmelerini sağ-
lamak için maviyi tercih
ediyorlar. Ve tabii bu se-
çimde, mavinin iletişim
rengi olduğu gerçeğini de
atlamamak gerek.
Yazının başında “mavi”
için bir başka dedik ve ona
ithafen yazdık; ama hayat
tüm renkleriyle güzel, bir
tanesi eksik olsa olmaz.
“Gün lerden bi r gün
dünyanın bütün renk-
leri toplanmışlar. Kendi
ara lar ında tar t ı şmaya
başlamışlar hangi rengin
en önemli renk olduğunu.
Yeşil demiş ki;
- En öneml i renk be-
nim. Çimenler, ağaçlar,
yapraklar için seçilmişim.
Etrafınıza şöyle bir bakın.
Her taraf benim rengimle
kaplı.
Mavi atılmış;
- Sen sadece yer yüzü-
nün rengisin. Ya ben? Ben
hem gökyüzünün hem de
denizin rengiyim.
Sarı söz almış;
- Siz dalga mı geçiyor-
sunuz? Ben bu dünyaya
sıcak l ık veren reng im.
Güneşin rengiyim. Ben
o l ma z s a m s o ğ u k t a n
donarsınız.
Turuncu, sarının sözünü
kesmiş;
H
errenk, ruhun
ve ak l ın bi r
hal ini i fade
eder. Her ren-
gin bir anlamı
ve insanda uyandırdığı bir
etkisi vardır.
Va rd ı r da , mav i b i r
başkadır. Mavi; denizin,
gökyüzünün rengidir. De-
rin duyguların ifadesidir.
Sonsuz huzur duygusudur.
Gerçeğin hayale dönüş-
tüğü mucize bir yoldur.
Esk i Türk ler ’de s a-
dakat, İran’da cennet,
Hindistan’da sessizl ik,
Moğollar’da asalet, Çin’de
ölümsüzlüktür.
Mavi; duyarlıdır, anlayış-
lıdır, kendisi ve çevresi ile
barışıktır, adildir, sadıktır,
güven verir, sakinleştirir,
bulunduğu ortama uyar,
insanları anlar.
Bütün erdemler maviye
verilmiş gibi adeta. Mü-
rekkep kullanılmaya baş-
ladığından beri en baskın
renktir mavi. İnsanlığın
kendisini görsellik ile ifade
etmeye başlamasından
beri de en popüler renk…
Türkçe’ye, Arapça “su
renginde olan, suyla i l-
gili olan, suya benzeyen”
anlamına gelen “mâ î”
kelimesinden girmiştir.
Freud, “okyanussal” diye
tanımlar onu.
Picasso, en güzel resim-
lerini “Mavi Dönem” olarak
adlandırdığı döneminde
yapar.
Mimar i şaheser Sul-
tanahmet Cami i, mav i
çinileriyle “Blue Mosque”
olarak bilinir.
Neredeyse bin y ı l l ı k
geçmişi olan, Afrika kö-
kenli etnik müzik Blues
ad ını bu renkten a l ı r.
Anadolu’da üç bin beş yüz
yıldan beri uğur getirmesi,
kem gözlerden koruması
amacıyla kullanılan nazar
boncuğunun taşı mav i
renklidir.
Yapı lan araştırmalar,
insanların akıllarında en
fazla kalan rengin mavi
olduğunu göstermiştir.
Toplumsal beğeni olan
“moda”nın da hiç vazgeç-
mediğ i bir renktir. Her
dönem mav i modad ı r,
hemen hemen her insana
da yak ışır. 20. yüzy ı l ın
başlarından günümüze
kadar fenomen giysi ha-
line dönüşen “blue jean”,
adını maviden alır. Marie
Clarie dergisi, yaptığı bir
araştırmada mavi basılan
kapakların en çok satılan
sayılar olduğunu ortaya
çıkarır.
Mavi, modern yönetim
l iteratüründe de hat ır ı
sayılır bir konuma sahip.
Sonsuz luğu, otor i tey i
ve ver iml i l i ğ i çağ r ı ş -
t ı rdığ ı için f i rma lar ın
kurumsal kimliklerinde
de kullanılan en hakim
renk. Dünya üzerindeki
f i rma lar ın yar ı s ından
çoğunun logolarında ana
renk olarak maviyi görmek
mümkün. Dell, Turkcell,
P&G, IBM, Ford, KLM,
Volvo, Peps i , Uni lever
bunlardan sadece birkaç
tanesi... Zira, borsalarda en
büyük ve en iyi şirketlere
verilen isim“blue chips”tir.
Yıllar itibarıyla istikrarlı
sey i r i zleyen tanınmış
f i rmalar ın kağ ıt lar ıdı r
ve yatırımcı gözünde tam
güvene sahiptirler.
Son dönemlerde tıpkı
renk ler g ibi hayatımızı
çevreleyen ve hayatımızın
her alanında olan sosyal
medya platformlar ının
da reng i mav i. Facebo-
ok, Twitter, Friendfeed,
Myspace, Linkedin, Vimeo,
Skype… Bakın, hepsinin
logolarında mavi tonla-
rını göreceksiniz. Bu bir
tesadüf olamaz, değil mi?
Gerçi, Facebook’unmaviyi
seçmesi biraz kadere bağlı.
Geçtiğimiz dönemlerde
platformunkurucusuMark
Zuckerberg, logonunneden
mavi olduğunu açıkladı
ve bu konu medyada da
haber olarak oldukça yer
etti. Zuckerberg, renk körü.
Tam olarak görebildiği tek
renk mavi. Mecburi bir
seçim yani. Ancak, diğer
sosyal medya platformla-
rının mavi renk tercihi
tabii ki bilinçli.
Mavi, renk skalası içeri-
sinde gözü ve beyni en az
yoran, en az rahatsız eden
renk. Sosyal medya plat-
formları, kullanıcılarını
I
şıklar Askeri Lisesi’ndeki öğrenciliğimin ilk yılında
belediye, Bursa Namazgah Köprüsü’nü maviye
boyadı. Arkadaşlar arasında konuşurken, içlerinden
biri köprünün maviye boyanmasının nedeninin in-
sanların bu köprüden atlayarak intihar etmelerini
önlemek olduğunu söyledi.
Biz de güldük.
Çünkü böylesi bir önerme, o an için bana hiç de rasyo-
nel - o zamanlar rasyonel terimini bilmiyordum- hiç de
mantıklı gelmemişti. Köprü maviye boyandı diye kendisini
öldürmeye niyetli olan birisi, bu niyetinden vazgeçer miydi
hiç? Köprü mavi diye intihar etmekten vazgeçen bir kişi,
o anki düşünceme göre, ya biraz alıktır ya da intihar et-
memek için bir bahane arıyordur. Düşünsenize; dünyada
sizi tutacak hiçbir şey kalmamış, tutunacak bir dalınız
yok, tutunacak bir dalınız olsa dünyayı biraz daha yeşil
görebilirdiniz, sevdikleriniz belki uzakta, belki sevdiğiniz
sizi terk etmiş, belki sevdiğiniz bir arkadaşınız ölmüş,
belki deprem olmuş, belki dünyadaki hiçbir şeyin anlamı
kalmamış, insanlar yabancı, düşünceler tuhaf, duygular
darmadağın, varoluşunuzu destekleyecek hiçbir şey kal-
mamış... Ve bu yaşantıya bir son vermek için gidiyorsunuz
köprüye. Ama o da nesi?
Köprü, mavi!
“Hay bin kunduz!” diye söylenerek, ayaklarınızı sürüye
sürüye eve dönüyorsunuz ve yaşamaya devamediyorsunuz.
Böyle düşününce gülmemek elde değil.
Samuel Beckett, Estragon’a, “Hadi, kendimizi asalım!”
dedirttiğinde Vladimir’in “Ama ipimiz yok...” yanıtıyla
ikisinin de pes etmesi ve kendilerini asmayı sonraki güne
ertelemeleri de bu yüzden komik. Ayrıca, sahneye dikkat
edecek olursanız, onların da tutunacak bir dalları yok;
kendilerini asmaya çalıştıkları dalın da onları taşıyacağı
meçhul. İronik.
Fakat, benim bu ve benzeri
konulardaki düşüncem ve
tutumum yıllar içerisinde
değişti. Formasyonumun
ilerleyen yıllarında kavram-
lar, duygular, düşünceler ve
algılamadinamikleri üzerine
çalışmaya başlayınca; duy-
gular, düşünceler ve algılar
arasında sinir sistemimiz
kadar iç içe geçmiş bir
ağ yapısı olduğunu idrak
ettikten sonra; önemli ola-
nın köprünün mavi olması
değil, o köprünün üzerinde yürüyen insanların zihnindeki
köprünün rengi ve dolayısıyla onlara hissettirdikleri,
düşündürdükleri, kısaca o köprünün nasıl algılandığı
olduğunu öğrendim.
Böyle düşündüğümüzde, iletişimde renk ve renklerin
iletişimi, algısal dünyamızda çok önemli yer kaplıyor
diyebiliriz. Bu yüzden etrafımızda görsel olarak algıladı-
ğımız şeylerin renkleri kadar iletişimde kurguladığımız
kavramların da renkleri önemlidir. Kavramlar her ne
kadar soyut ve gözle görülmez şeyler olsa da onları
tanımlarken kullanacağımız kelimeler ve diğer terimler
-yazılı olarak anlatıyorsak tipografi, zemin, vb.; sözlü
olarak anlatıyorsak anlatıcının ses tonu, üslubu, jest ve
mimikleri- de tanımladığınız kavramın algısal renginin
oluşmasını sağlayan önemli etkenlerdir.
Bu açıdan bakınca, hepimizin dünyayı farklı gördüğü, he-
pimizin Tanrı algısının farklı olduğu ve renklerin-zevklerin
tartışılmaz olduğu gibi klişeleşmiş bir tartışmaya girdiğimi
sanmayın. Burada anlatmak istediğim şey (pazarlama
iletişiminde olduğu gibi); kavramları, eşyaları, ürünleri
veyamarkaları hedef kitlenizin zihninde konumlandırırken,
bu konumlandırmanızı destekleyecek algısal göstergeleri
kullanmanızdır. Bunlardan bir tanesi de renktir. Nasıl ki
hastane deyince beyaz, beyaz deyince temizlik aklımıza
geliyorsa; nasıl ki devlet dairesi deyince gri ve karanlık
koridorlar, o griliğin ve karanlığın içinde bürokrasinin son-
suza giden labirentinin derinliğinde kaybolan kuyruklarda
bekleyen insanlar geliyorsa; nasıl ki Sprite deyince yeşil,
yeşil deyince de ferahlık ve tazelik geliyorsa; Bursa’daki
Namazgah Köprüsü deyince de mavi, mavi deyince de
Bursalıların aklına umut ve özgürlük gelsin istemişler.
Böylece o köprünün üzerinden geçerken insanlar: “Bir
gün çok daralırsam gelip buradan atlarım.” yerine “Bir
gün çok daralırsam gelir burada açılırım.” desinler diye...
İletişimin tonu da renk tonları gibi insanları daha saldırgan,
daha azimli, daha sevecen, daha duyarlı veya iletişimdeki
hedefiniz ne ise öyle bir algılama yapmaya yönlendirebilir.
Bunun için iletişimde kullandığınız kavram ve terimlerin
de renkleri olmalı. Köprü mavi de olabilir, gri de... Geçilir
veya atlanır.
Sonraki sayılarda, Türk siyasetindeki bazı karakterler
üzerinden bu konunun incelemesine devam edeceğim.
Bu karakterlerin iletişimde kullandıkları üslubun ve kav-
ramların toplumu nasıl etkilediğine bakacağız.
serdar paktin
YORUM
gökyüzünün sonsuzluğu VE...
Okyanusunderinliği
Gülay Akçakoca
Öğretim Görevlisi
Sultanahmet Camii, mavi çinileriyle
“Blue Mosque” olarak bilinir.
Anadolu’da uğur getirmesi, kem
gözlerden koruması amacıyla kullanılan
nazar boncuğunun taşı mavi renklidir.
gülay akçakoca