Page 6 - gennaration5.indd

Basic HTML Version

KASIM 2011
B
u yazının başlığı “ahlaki panik” veya “korkuyla
yönetmek” de olabilirdi. Ama “güvenlik”,
iktidarların içini ustaca yemledikleri bir
zihin kapanı olduğu için her şey yem vazifesi
görebiliyor: ahlak, değerler, vatan, millet,
Sakarya... Güvenliğe duyulan talebi yönetmenin en kısa
yolu da korku salmak; can ve mal güvenliğini kaygan
zemine oturtmak, üstünü de kimlik kaybı korkusuyla
soslayıp her gün burnumuza sokmak... Böylece devletin
sağlamakla zaten yükümlü olduğu güvenliği, vatandaşa
yeniden ve oldukça pahalı bir bedele satabilirsiniz. Va-
tandaş, “güvenliğini” özgürlüğüyle satın almaya hazır
hale gelir. Çünkü, özgürlükle satın alınan güvenliğin
aslında esaret olduğunun farkına varamayacak kadar
korku ve panik içindedir.
Bu iktidar tekniğine aşinayız aslında; ama her defasında
aynı temcit pilavını kusmadan yiyoruz. Son askeri darbeyi
yaşadım. Şiddet, gündelik hale gelmiş ve tahammül
sınırlarını zorlamıştı. Darbeyle gelen “güvenlik”, büyük
bir çoğunluğu gönüllü köleliğe itiverdi. O zaman bilmi-
yorlardı: Aynı silahın sabah solcu, öğleden sonra sağcı
öldürdüğünü; çatılardan göstericiler üzerine ateş açan,
aralarına bomba atanların “görevli” olduklarını; kitle
katliamlarının derinlerde planlandığını... Şimdi öğrendiler
de ne oldu? Pek de bir şey olmadı. Kitleler yine güven-
liklerini özgürlükleriyle ödemeye hazır hale geliyorlar.
Çünkü bilgi, özgürleştirir; ama zamanında gelirse. Bu
yüzden sansür, iktidarın favori aygıtıdır. Toplumların
hafızası kısadır. Son askeri darbeden önce yaşananlar,
zamanında ortalığa dökülebilmiş olsaydı belki de o darbe
hiçbir zaman olmayacak, olsa da kabul görmeyecekti.
O zamanlar internet yoktu. Bilgiyi sansürlemek bugüne
göre çok daha kolaydı. Medyayı kontrol etmek de…
Geçen yıl Wikileaks, bu yıl Arap Baharı veya küresel
işgal eylemleriyle yaşadıklarımız henüz bir hayaldi.
Artık sansür hiç olmadığı kadar zorlaştı. Bilgiye erişen
kitleleri korkuyla yönetmek de öyle... Şimdi korkma sırası
iktidarlara geldi. Korkuyorlar; çünkü interneti kontrol
etmek için çırpınıyorlar.
ABD’de SOPA (Stop Online Piracy Act), İngiltere’de
sosyal medyayı yasaklama
çağrıları, Fransa’da inter-
neti devletlerin yönetmesi
gerektiği saplantısı ve
interneti korporatistleş-
tirme çabaları derken,
internetin temsil ettiği her
şey iktidarlar ve şirketlerin
saldırısı altında. Cablegate
skandalından sonra John
Pery Barlow’un dediği
gibi, internet iktidar ve
halk arasındaki yeni savaş
alanı...
Türkiye de bir istisna değil
elbette. Hatta tersine,
bu savaşın görece erken başladığı bir coğrafya burası.
Türkiye’de sansür bir devlet refleksidir; vatandaşın bil-
gisini kendisine ait hissetme, dolayısıyla onu dilediğince
gözetleme saplantısı da öyle… Bu yüzden Türkiye’de
devlet; internetin küresel, sınır aşan, etkileşimli, gayri
merkezi ve dağıtık doğasını hiçbir zaman anlamamış,
daha doğrusu, kabul etmemiştir. İnterneti ülke sınırları
içerisine hapsedip yönetme hırsı da buradan gelir.
İnternet yaygınlaşır yaygınlaşmaz başladılar. Önce
2001’de interneti basın kanununa bağlamaya ve RTÜK
ile kontrol etmeye çalıştılar, olmadı. Geçenlerde Bülent
Arınç aynı hayali dile getirdi; ama bu sefer birilerinin
ağzına “sarı basın kartı” balını çalarak… 2007’de, bugün
60 binden fazla sitenin sansürlenmesinin müsebbibi
5651’i çıkardılar. Yetmedi, üstüne herkese devlet eliyle
merkezi filtre uygulaması dayatmaya kalktılar ve ciddi
bir başkaldırıyla karşılaşınca da mehter taktiği uygu-
layıp bir adım geri attılar. 22 Kasım’da, adı ironik bir
biçimde “güvenli” internet olan; ama aslında güvenlikle
zerre alakası bulunmayıp filtreli internet olan paketlerini
özgürlüğümüz pahasına satışa çıkardılar. Mehteranın
ikinci adımı da herkesi merkezi bir sistemden geçirerek
internete çıkarmak oldu. Böylece tüm internet kullanıcı-
larının davranışlarını gözetleyebilecekleri, paylaşımlarına
bakabilecekleri, diledikleri siteyi hukuksuz bir biçimde
engelleyebilecekleri, hatta Mısır’da olduğu gibi interneti
“kapatabilecekleri” bir sistemleri oldu. Neyse ki mükem-
mel sistem yoktur...
Bütün bunları güvenlik yanılsamasını kullanarak, çocuklar,
aileler, kültürel değerler, kimlik vb. hakkında ahlaki panik
yaratarak, vatandaşlara korku salarak yaptılar. Ama
bazıları çocuk tacizinin sıradanlaştığını ve tacizcilerin
korunduğunu, aile korumasıyla kadın cinayetleri arasın-
daki ilişkiyi, teşvik edilen nefret söylemini, kimliğimizin
çeşitlilikten oluştuğunu dile getirip bu korku yönetiminin
altındaki iki yüzlülüğü sorgulayabildi. Neyse ki artık
sansür mükemmel değil...
Dr. Özgür Uçkan
İstanbul Bilgi Üniversitesi İletişim Fakültesi
“Güvenliği” özgürlükle
satın almak
özgür uçkan
İNTERNET
TWITTER
T
w i t t er ' ı n en
popü ler d i l i
İngilizce olur-
ken, 2010'dan
bu yana hızl ı
yükseliş ile dikkat çeken
Arapça da en çok kulla-
nılan 10 dil arasına girdi.
Semiocast'ın yaklaşık 180
milyon tweet üzerinden
yaptığı araştırmaya göre,
Twitter'da en hızlı büyü-
yen dil, sanılanın aksine
İngi l izce deği l, Arapça.
2011 Ek im ay ı baz al ı-
narak gerçek leşt i r i len
araştırmada, alınan 180
milyon twitten 2.2 milyo-
nun Arapça olması dikkat
çekerken, 2010'dan bu yana
Arapça'nın hızlı yükselişi
de gözlerden kaçmıyor.
Temmuz 2010'dan Ekim
2011'e dek baz alınan 5.6
milyar tweet içinde analiz
edilen en popüler ve en çok
kullanılan dil, yüzde 40 ile
İngilizce. Bunu sırasıyla
yüzde 14'le Japonya, yüzde
12 ile Portekizce, yüzde 8'le
İspanyolca ve yüzde 6 ile
Malezyalıların kullandığı
Malay dili takip ederken
Arapça en hızlı büyüyen
di l olarak 8. sırada yer
alıyor. Yüzde 2 bin büyü-
mesine rağmen, Arapça'nın
Twitter'ın destek verdiği 17
dil arasında yer almaması
dikkat çekiyor.
Arap�a
yükselişte
Kuponlarındünyası
ARAŞTIRMA
ALIŞVERİŞ DAVRANIŞLARI MERCEK ALTINDA
G
roupon’nun
inanılması güç
bir ivme ile ge-
lir elde etmesi
sonrasında her
ülkede benzer klon yapılar
ortaya çıktı ve aslında haya-
tımızınuzunbir döneminde
var olmayan kupon dünya-
sına internet kullanıcıları
olarak tekrar giriş yapmış
olduk. Firmaların üretim
gibi yüksek maliyetlerinin
olmaması, ciddi kâr marjı
ve yüksek gelir gibi konular
da girişimciler için cazip
bir durumdayken, özellikle
Groupon’un, Google’ın 8
mi lyar dolarl ık tekl i f ini
reddetmesi ile durum tavan
yapmıştı. Öyle ki, e-ticaret
ile ilgilenmeyen fakat sek-
törde ciddi söz sahibi olan iş
adamları da (YalçınAyaydın,
Cem Boyner, Cem Hakko
vb.) bu pazarlara (Private
Shopping) giriş yapmaya
başladı. Son zamanlarda
Groupon’un hisselerinin
ciddi derecede düşüşte
olduğu ile ilgili haberler ve
eleştiri yazıları karşımıza
çıkmaya başladı. Bu ne
derece doğru ve asl ında
grup satın alma sitelerinde
ne gibi sıkıntılar var, küçük
bir giriş yapalım. Bunun
öncesinde temel iş akışını
belirleyecek olursak :
l
F i rma t a r a f ı nda n
abonelerin e-postalarına
adreslerine kampanyalar
ile ilgili bilgi gönderilir.
l
Aboneler bu postalara
bakar, sonrasında i lg i l i
web sitesine (aracı sitelere,
mobil uygulamalara vs.)
yönlendirilir.
l
Abone, fırsatın detay-
larını inceler. Ne kadar
süresinin kaldığına (veya
fırsatı kaçırıp kaçırmadı-
ğına) bakar.
l
Gerek l i sat ın a lma
işlemini yapar.
l
Elde ett iğ i kuponu
(fırsat kodunu) ilgili firmaya
giderek kullanır.
Site ziyaretlerinebakacak
olursak, günlük, haftalık
ve ayl ık bazda tekil kul-
lanıcı bazında bir düşüş
söz konusu. Groupon, bu
zamana kadar 10.3 milyon
dolarlık şirket satın alımı
gerçekleştirdi. Öte yandan
1.14 milyar dolar civarında
ise yatırımaldı. Günümüze
kadar Asya pazarına giriş
yapmaya çalışsa dahi pek
başarı l ı olduğu söylene-
mez. Oldukça yüksek bir
değerleme ile yatırımcıların
karşısına çıkanGroupon’un
NASDAQüzerindeki verileri
incelendiğinde ise gelirle-
rinde bir sıkıntı olmadığı
fakat OPEX’te (işletme
gideri) ciddi bir yükseliş
olduğu gözlemlenmektedir.
(http://www.google.com/
finance?q=NASDAQ:GRPN)
Ülkemize ise BKM’nin
sunduğ u rapora göre,
(http://www.bkm.com.tr/
istatistik/sanal_pos_ile_ya-
pilan_eticaret_islemleri.
asp) e-ticaret konusunda çok
ciddi bir yükseliş söz konu-
su. Öte yandan, ülkemizde
40’ın üzerinde grup satın
alma platformu bulunuyor.
Bunların yapmış olduk-
ları satışlara bakıldığında
Grupfoni, Şehir Fırsatı ve
Grupanya diğer, rakipleri
ile farkı açmış durumdalar.
İstanbul’da günlük 700’ün
üzerinde fırsat, abonelerin
karşısına çıkıyor. Bu tip iş-
letmelere üye olan ve fırsat
sunan f irmalar, tekl if in
cazibesine göre bir günde
300.000 TL üzerinde satış
işlemi gerçekleştirebiliyor-
lar. Sektörün lider firmaları
için 30 milyon euro gibi
meblağlar yıl sonucirohede-
fi olarak karşımıza çıkıyor.
Grupfoni’de yakın bir tarihe
kadar 13.500 fırsat yayım-
landı ve 1.930.000 kayıtlı
üye bulunuyor. Grupanya 11
Ekim’de Intel Capital’den
yatırım aldı. (http://www.
webrazzi.com/2011/10/11/
intel-capital-grupanya-2/)
Grupanya ise 1.500.000’den
fazla k işiye f ı rsat lar ını
sunuyor ve 2.500’den fazla
işletme ile ortaklık içerisin-
de. 1milyon kupon barajını
aşan ilk şirket Grupanya
oldu. Gelecek sene (2012)
sektörde bu kadar firmanın
olmayacağını düşünüyo-
rum. Şu andaki trend ile
açılmış firmaların birçoğu
yetersiz alt yapı sebebiyle ya
kapanacak ya da satılacak.
Asl ında, bazı grup satın
alma firmaları için bu süreç
çoktan başladı. Kimi “niş”
projeler ise ölü doğdu.
Peki, grup satın alma
sitelerindeki sorunlar neler?
l
Kullanıcılar ilk başta
çok cazip fırsatlar ile karşı-
laştığındanbu sitelere abone
olmuştu. Fakat grup satın
alma sitelerinin yanı sıra,
private shopping siteleri ve
diğer e-ticaret sitelerinin
postaları geldiğinde çok
ciddi bir e-posta trafiğine
maruz kalıyorlar. Sırf bu
sebepten dolayı kullanıcı-
larda bıkkınlık durumu söz
konusu oluyor.
l
Kupon kullanıcılarının
gittikleri kimi yerde karşı-
laştıkları (maruz kaldıkları)
durumdan ötürü müşteri
şikayeti oluşmakta.
l
Müşterilerin bir firmayı
bırakıp diğerini seçmesi son
derece kolay. Sadakat pek
söz konusu değil. Müşteri
ilişkileri yönetimi zayıf.
l
Sürekli benzer fırsatlar
sunulmakta. (Kavitasyon,
Suşi, Otel vs.)
l
Zaruri ihtiyaçlar değil,
keyf i (o anda gerekl il iği
olmayan) satış olduğu için
belirli bir süre sonrasında
düzenl i tüket im yapan
son kullanıcı kemer sıkma
politikasına geçiş yapabilir.
l
Fikrimce satılmış ama
kullanılmamış kuponlar
i ler ide ciddi bi r sık ınt ı
yaşatacak. ABD pazarında
ikinci el kupon satışları
yapan firmalar var. Sanırım
Türkiye’de de açılmıştı. Bu-
radaki sıkıntı ise şu: Bugün
satılan kuponların yaklaşık
%20’si kullanılmıyor. Yani
kullanıcı, fırsat cezbedici
olduğu için al ıyor fakat
belirlenen süre dahilinde
kullanamıyor.Buna rağmen,
son kullanıcıya, hizmetini
almadığı bir bedel ödetili-
yor. Özetle, verilmemiş bir
hizmet satılabiliyor. “Yemek
yemeye g itmedim; ama
yemeğin ücretini ödedim.”
Ortada bir nakit akışı var.
Faturalanma konusundaki
bu ciddi durum, Mal iye
Bakanl ığ ı’nın dikkatini
çekerse, daha ciddi sıkın-
tılar ortaya çıkabilir.
l
Fakat bana göre esas
sıkıntı, sürecin başında
meydana geliyor. Yani, tüm
abonelere aynı f ırsatlar
gönderilmesinde… Ozonlu
tedavi, kavitasyon, epilas-
yon, incelme programları,
suşi ile ilgili kampanyalar
hiç ilgimizi çekmese dahi
(cinsiyete göre farkl ı l ık
gösterecek kampanyalar)
bi lg i lendi rmeye maruz
kalıyoruz. Yukarıda paylaş-
mış olduğum istatistiklere
dikkat etmek lazım. Çok
yüksek bir finansal hareket-
lilik mevcut ve aslında bu
noktadan sonra firmaların
müşteri sadakatlerini art-
tırmalarının ve kişiye özel
çözümleri sunmalarının
söz konusu olacağını tah-
min ediyorum. Firmaların
ellerinde ciddi boyutlara
ulaşan veritabanları var.
Önemli olan, bu verilerin
bi lgiye dönüşüm süreci.
Bu süreçte birkaç önemli
nokta var. Bunlardan ilki,
kullanıcılarımızın bizde
olmayan verileri. Ne demek
bu? Kullanıcılarımız inter-
net kullanıcısı. Dolayısıyla
bizimuygulamamız dışında
aslında birçok yerde verileri
ciddi derecede mevcut.
Özel l ik le, sosyal medya
platformlarında kişilerin
demografik bilgilerinin yanı
sıra anlık hareketleri, psi-
kolojik durumları ve hatta
bulundukları lokasyonları
mevcut ve kul lanıcı lar,
bunlara göre bi le işlem
yapabilir haldeler. Gerekli
senaryolara uygun iş yapıl-
dığında elbette... Burada
kesinlikle bilgi hırsızlığı,
izinsiz pazarlama ve spam-
den bahsetmiyorum(http://
www.gennaration.com.tr/
yorum/sosyal-medya-ve-
hukuk/). Şirketimize ait
olan veritabanının eksik
yönlerinin bu şekilde gide-
rildiğini düşünürsek uçtan
uca muazzam bir veriye
sahip olma ihtimalimiz var.
Esas süreç ise burada
devreye giriyor. Günümüz
f i rmalar ının derdi ver i
toplamak değil. Özellikle
e-ticaret platformlarınınhiç
değil. Çünkü kullanıcıların
mouse ile hareketleri bile
istenildiğinde ve gerekli
altyapı varsa kayıt altında
tutulabiliyor. Buradaki so-
run, verilerin yönetilmesi ve
bilgiye dönüştürülmesi. Bu
süreç ise iş zekası projeleri
i le gerçekleşeceketir. İş
zekası projeleri yardımıyla
ilk önce verilerin tekilleş-
tirileceği, temizleneceği,
birleştirileceği ve hesaba
uygun hale get ir i leceğ i
çok yüksek boyutlu veri
ambarları tasarlanır. Daha
sonrasında bu veri ambarın-
dan geçmişin görüntüsünü
gösteren raporlama sistemi
hazırlanır. Sonrasında ise
analiz yapmaya ve stratejik
kararlar vermeye yarayacak
çok boyutlu yapılar (OLAP
Cubes) devreye girer. Şirket-
lerin karar verici mercileri
tarafındanyoğunkullanılan
bu aşamanın en üst noktası
ise veri madenciliği (data
mining) kısmıdır. Günü-
müzde Social CRM g ibi
veri madenciliği kavramı da
biraz kirlenmeye tabi olsa
da esasenkişilerin gelecekte
ne yapabileceğine yönelik
tahminler yapabilirler; buna
imkan sağlayacak algorit-
malar mevcut. Grup satın
almaları için ise ilk etapta
kullanıcıları sınıflandırmak
adına ‘associations rules’ ve
‘clustering’ algoritmaları
ciddi getiri sağlayabilir.
Sonuçta neler olabilir?
Birbirleri ile ilişki düzeyi
yüksek, satışları çok ala-
kasız günlerde değil; aynı
zaman dilimlerinde tavsiye
edebilirsiniz. Kebap seven,
düzenl i et tüketen bi r
insana suşi önermezsiniz.
Kanyon civarlarında ciddi
zamanını harcayan kulla-
nıcıya o lokasyonda fırsatlar
sunarsınız. Evlilik arifesin-
deki kişileri tespit ederek
o kişilere özel çözümler
geliştirebilirsiniz. Yazlık
sahiplerini veya tatile çık-
mışları tespit ederek onlara
özel fırsatlar sunabilirsiniz.
Diyetteki kişiye ağır yemek
içeren fırsatları gösterme-
yebilir, ilişkisi olan kişilere
farkl ı romantik f ırsatlar
sunabilirsiniz. Veya rakı
balık sevenlere meyhane
öner i s inde bulunabi l i r
ve muhafazakar kimliğe
sahip birisine bu f ırsatı
hiç göstermeyebilirsiniz.
Özetle, k işi ler in yaşam
hareketlerinden yola çıka-
rak herkese kendini daha
özel hissettirecek ve satın
alma eğilimlerini (+müşteri
memnuniyetlerini) arttı-
racak fırsatlar ile onların
karşısına çıkabilirsiniz.
Sosyal ticaret çok sıklıkla
duyacağımız bir kavram
olarak karşımıza çıkacak-
tır yakın gelecekte. Fakat
ondan önce, farklı verita-
banlarındaki farklı veriler
konsolide edilerek firma ve
müşteri açısındanendeğerli
bilgilerin tespiti önemli bir
hale gelecektir.
site ziyaretlerine bakacak olursak, günlük, haftalık ve aylık bazda
tekil kullanıcı bazında bir düşüş söz konusu. groupon, bu zamana
kadar 10.3 milyon dolarlık şirket satın alımı gerçekleştirdi. öte
yandan 1.14 milyar dolar civarında ise yatırım aldı.
Koray Kocabaş
Sosyal İş Zekası Uzmanı
koray kocabaş
F
acebook, ken-
disine hizmet
edecek yepyeni
b i r t e l e f o n
üzer inde çal ı-
şıyor. Yeni akıllı telefon,
'Buf f y ' adıyla anı l ıyor.
Adını, vampir avcısının
hikâyesini anlatan ünlü
televizyon dizisinden alan
Buffy'de, Google'ın işletim
sistemi Android kullanı-
l ıyor. Yaklaşık iki yı ldır
tıpkı Google'ın Samsung
işbirliğinde piyasa sürdüğü
Nexus adl ı model i g ibi
kendi ak ı l l ı telefonunu
piyasaya sürmek isteyen
Facebook'un halihazırda
dünya genelinde 800 mil-
yon kullanıcısı bulunuyor
ve şirketin tahminlerine
g ö r e , k u l l a n ı c ı l a r ı n
yaklaşık yarısı da mobil
internet kullanıyor. HTC
şirketi geçen şubat ayında
Facebook kullanıcılarına
özel uygulamaların bulun-
duğu iki akıllı telefonunun
tanıtımını yapmıştı. Salsa
ve Chacha adlı iki mode-
linde, kullanıcıların tek
bir tuşla mesaj, fotoğraf,
videolarını ve konumbilgi-
lerini diğer kullanıcılarla
anında paylaşabilecekleri
bir tuş özelliği bulunuyor.
Facebook kullanıcılarının
bi raz daha sabretmes i
gerekecek. Çünkü, Face-
book ve HTC ortak yapımı
Buffy'nin, yaklaşık 18 ay
sonra, yani 2013 içinde
piyasaya sürülebi leceğ i
belirtiliyor.
TEKNOLOJİ
FACEBOOK’UN TELEFONU
Buffy2013’te
cebegirecek
�evrimi�imağaza
ucuzvekonforlu
G
oogle’ın,
Türkiye’deki
çevrimiçi
perakende
sektörünü ve
tüketicilerin internetteki
al ışveriş davranışlarını
mercek altına alan ‘Think-
retail’ araştırma sonuçları
açıklandı. Araştırmada, son
yıllarda hızla artış gösteren
alışveriş ve fırsat siteleri
ile birlikte tüketicilerin
internetten alışverişe olan
i lg isinin arttığ ı dikkati
çekiyor. Buna göre, tüketici
artık markalar ve mağaza-
lara kolay erişim yollarını
tercih ediyor. Türkiye İsta-
tistik Kurumu’nun her yıl
yaptığı Hane Halkı Bilişim
Teknoloj i ler i Kul lanım
anketi sonuçlarına göre,
internetten alışveriş yapma
oranı her yıl hızlı bir ivme
göstererek 2011 yı l ında
yüzde 18,6 seviyelerine
ulaştı. Google’ın perakende
sektörüne yönelik gerçek-
leştirdiği son araştırmada
da tüket ici sat ın a lma
alışkanlıklarındaki değişim
dikkat çekiyor. Türkiye’nin
farklı bölgelerinden seçilen
1000 kişinin katılımı ile
gerçekleştirilen araştır-
mada sektörel dağılımda
elektronik eşyanın yanı
sıra, beyaz eşya ve giyim/
aksesuar, kozmetik katego-
rilerindeki artış göze çar-
pıyor. Araştırmada ayrıca
annelerin alışverişlerinde
ürün araştırma ve satın al-
mada internet oldukça aktif
kullandığı gözlemleniyor.
Türk tüketicisinin inter-
net üzerinden alışveriş ile
ilgili algısının büyük ölçüde
değiştiği de dikkat çeken
veriler arasında yer alıyor.
Türkiye’deki kullanıcıların
internetten alışveriş yap-
mayı seçmelerinin başlıca
nedeni ise internetten
alışverişin rahatlığı olarak
görülüyor. Fiyat avantajı
ve tüm ürün çeşitlerine
u l aşabi lmek i se d i ğer
nedenler. 'Önümüzdeki
12 ay içerisinde internet
üzerinden alışveriş yap-
mayı düşünüyormusunuz?'
sorusuna verilen yüzde 60
oranındaki olumlu yanıt ise
Türkiye’deki tüketicilerin
internet alışverişine olan
ilgisinin artarak devam
edeceğinin bir göstergesi
olarak kabul ediliyor.
Annelerin online alışve-
riş ve internette araştırma
konusunda farklı davra-
nışlar sergilediğini ortaya
koyan araştırma, arama
motoru kullanıcılarının
yüzde 80’inden fazlasının
ve annelerin yüzde 90’ının
gıda, giyim ve aksesuar, ev
bakımı, kişisel bakım ve
kozmetik kategorilerinden
ürün satın aldığını gösteri-
yor. Araştırmaya göre, daha
çok ürün bilgisi edinmek
için internet kul lanma
eğiliminde olan anneler,
en çok kişisel bakım ve
ev alet ler i kategor isini
araştırıyor. Türkiye’deki
internet kullanıcılarının
satın almadan önce en çok
ürün araştırması yaptığı
kategori elektronik olmakla
birlikte beyaz eşya, giyim
aksesuar ve kişisel bakım
&kozmetik kategorilerinde
araştırmada dikkat çekici
bir yükselme görülüyor.
İnternetten al ışverişe
halen tereddütlü yaklaşma
nedenlerinin sorgulandığı
araştırmada artık ‘güvenlik
unsuru’nun birinci sırada
yer almadığı gözlemleni-
yor. Çevrimiçi alışveriş-
ten kaçınan tüketici ler
aldıkları ürünü görmek
ve dokunmak istiyor. Ay-
rıca araştırmayı internet
üzer inden yapsalar da
tüketiciler mağazaya gitme
al ışkanl ık lar ını devam
ettiriyorlar. Türkiye
kul lanıcısının en
çok tercih ettiği ve
araştırma şekli ise
arama motorları ve
mağa za l a r ı n web
sayfaları.
DOSYA
FIRSAT SİTELERİNİ BEKLEYEN TEHDİTLER
Amerikan halkının aylık ziyaret sayısı
3/4/11 - 29/9/11
Min.: 2.7 M Max.: 5.4M 14/7/11
group.com
6.0M
Mayıs
Haziran
Temmuz
Ağustos
Eylül
5.0M
4.0M
3.0M
2.0M
Doğrudan ölçüm Kabaca ölçüm