Page 6 - gennaration4.indd

Basic HTML Version

ARALIK 2011
S
osyal medyada İngilizce akışı izliyorsanız,
son zamanlarda şu etiketle mutlaka kar-
şılaşmışsınızdır: #SOPA, yani “Stop Online
Piracy Act” adıyla ABD Kongresi’ne sevk
edilen “Çevrimiçi Korsanlığı Önleme Yasası”
taslağının kısaltması... SOPA, geçen yıl Kongre’den geri
dönen COICA'nın (Combating Online Infringement and
Counterfeits Act – Çevrimiçi Telif Hakkı İhlalleri ve Tak-
litlerle Mücadele Yasası’nın http://en.wikipedia.org/wiki/
Combating_Online_Infringement_and_Counterfeits_Act)
ısıtılıp yeniden piyasaya sürülmüş hali… Başta Hollywood
olmak üzere telif hakkı lobileri tarafından desteklenen
Temsilciler Meclisi üyesi Lamar Smith ve “12 arkadaşı”
tarafından gündeme getirildi.
Yasa taslağı ABD Adalet Bakanlığı'nın ve telif hakkı
sahiplerinin yasal yetkilerini neredeyse uçsuz bucaksız
bir biçimde genişletiyor ve daha da vahimi, bu yetkileri
uluslararası hukuk kurallarını çiğneyecek bir biçimde
küreselleştiriyor. Böylece, sadece telif hakkını ihlal edeni
değil; bu ihlali "kolaylaştıran" siteleri de engelleyebilecekleri
bir mekanizma yaratılıyor: Yani sadece link vermek bile
kapatılmak ve reklam ağlarından dışlanıp, Pay Pal gibi
ödeme sistemlerindeki paralarınıza el konulması için yeterli.
Üstelik bu taslak, sadece telif hakkı sahiplerinin değil;
bu yayınlardan zarar gördüğünü iddia eden herhangi bir
hizmet sağlayıcının da davaya dahil edilmesini mümkün
kılıyor. Taslak, özellikle ABD dışındaki siteleri hedeflediği
içinABD'nin hukuksal yetkisinin ölçüsüz biçimde genişletil-
mesi sonucunu doğuruyor ve bu özelliğiyle diğer ülkelerin
hukuksal bağımsızlığına da bir tehdit oluşturuyor.
Ama yasa taslağına karşı Google, Facebook, Twitter, AOL,
eBay gibi şirketlerden internet konusunda çalışan sivil top-
lumkuruluşlarına kadar geniş bir kesime yayılan çok güçlü
bir cephe oluştu. Bu cephe, yasanın ABD Anayasası'nın 1.
maddesini ihlal ederek ifade özgürlüğüne kast ettiği; kara
listeler hazırlayıp internet hizmet sağlayıcılarını sürece
zorla dahil ederek internet sansürüne yol açacağı ve bu
hizmetlerin sekteye uğrayacağı; internet endüstrisinin
onulmaz zararlar göreceği; özgür yazılım hareketinin
engelleneceği; kullanıcıların birer yayıncı haline geldiği
web 2.0 yapısının sakatla-
nacağı; internet güvenliği
konusunda ciddi zaaflar
oluşacağı ve “deep packet
inspection” gibi teknolojiler-
le mahremiyet ihlallerinin
gündeme geleceği; yasanın
korsanlığı önlemekte etkisiz
kalacağı; yasa çalışmaları-
nın demokratik şeffaflıktan
uzak olduğu; özel l ikle
de telif hakkı lobilerinin
müphemçıkarlarının insan
haklarının önüne koşularak
yasamanın yozlaştırıldığı
eleştirileriyle bu girişimi
topa tuttu. ABD hukuksal yetkisinin genişletilmesi tehdidi
ise bu tepkinin küresel boyuta yayılmasıyla sonuçlandı.
Tepkiler sonucunda yasa şimdilik geri çekildi. Muhtemelen
sulandırıp geri getirecekler. SOPA, lobilerin tek projesi
değil. “Protect IP Act” yasa teklifi de benzer tehditleri
içeriyor. Bu teklif de COICA'yı yeniden yazarak daha
vahim hale getiriyor. Bu yasa teklifi de telif hakkı ihlali
kavramını aşırı biçimde genişleterek internet sansürüne
zemin hazırlıyor; hatta engellenmesi istenen içeriklerin
aramamotorları tarafından endekslenmesini bile yasaklıyor
(http://en.wikipedia.org/wiki/Protect_IP_Act).
Bu arada, telif hakkı lobisi mensubu şirketler ve buradan
para kazanan danışmanlık şirketlerinin yanı sıra yasayı
destekleyen (baştaMicrosoft ve BSA’sı -Business Software
Alliance- olmak üzere) birçok teknoloji şirketi de var ve bu
şirketler yasaya karşı olanlar tarafından küresel ölçekte
teşhir ediliyor. Yasaya destek veren sanatçılar da öyle...
Hatta geniş katılımlı boykot kampanyaları da gündeme
geldi. Bu tepkiler sonucunda, ünlü Rus internet güvenliği
firması Kaspersky, BSA’dan çekildiğini açıkladı. İnternet
alan adı ve erişim hizmet sağlayıcısı Go Daddy ise boykot
tehdidi karşısında yasadan desteğini çekmek ve bunu
açıklamak zorunda kaldı. Yasanın destekleyicilerini zor
günler bekliyor.
Yasa, karşıtları tarafından “bildiğimiz haliyle internetin
ölümü” olarak adlandırılıyor. Bunun “Büyük AmerikanAteş
Seddi” olacağı dile getiriliyor Çin’e referansla. Ama her
durumda, bu SOPA’nın ucunun hepimize dokunacağının
farkında olmamız gerek. Bu girişimABD hukukunun tüm
dünyaya dayatılmasından başka bir şey değil (http://www.
michaelgeist.ca/content/view/6134/135/). Çünkü alan adı
sağlayıcının ABD hukukuna tabi bir yerleşimde bulunması
yasanın uygulanması için yeterli. Bilindiği gibi bütün
“com”, “org” ve “net uzantılı alan adları ABD’de yerleşik
şirketler tarafından kayıt altına alınıyor. Yasa çıkarsa,
internet sitenizin veya herhangi bir internet paylaşımınızın
bu düzenleme çerçevesinde engellendiğini, hatta daha
ciddi yaptırımlarla karşı karşıya kaldığınızı görebilirsiniz.
Geçen yüzyılın kafasıyla bu yüzyılın internetini düzenlemeye
kalkan bu zihniyete, sadece ülkenizde değil; her yerde dur
demek zorundasınız. Çünkü birer “netdaş” olarak artık
gerçekten de dünya vatandaşısınız...
Dr. Özgür Uçkan
İstanbul Bilgi Üniversitesi İletişim Fakültesi
SOPA’nın ucu
hepimize dokunacak!
özgür uçkan
D
ünyanın en ünlü
internet arama
motoru Google,
saplarındaki
t u ş l a r v a s ı t a s ı y l a en
yak ındak i restoran ve
işyerlerini tespit edebile-
cek bir gözlük gel iştirdi.
Google, yeni hazırladığı
elek-tronik gözlük ile dev-
rim yaratmaya hazırlanı-
yor. Gizli laboratuvarların
bulunduğu Google X' te
üret i ldiğ i iddia edi len
gö z l ü k l e r s aye s i nde ,
kullanıcıların internette
arama yapabi leceğ i ve
Android teknoloj i s iyle
yak ınlar ı nda bulunan
restoran ve iş yerler ini
bulabileceği belirtiliyor.
Şu anda savaş uçakların-
daki pi lotlar taraf ından
kul lanı lan bu teknoloji
sayesiyle Google' ın, ra-
kibi Apple'ın sesli komut
sistemi Sir i'ye alterna-
t i f ol acağ ı söy len i yor
Göz lüğün, sapl a r ı nda
bulunan tuşlar vasıtasıyla
yönlendirileceği tahmin
edi l iyor.
Aramamotorlu
gözlükgeliyor
M
ayıs 2003'te
kurulan
LinkedIn,
Facebook ve
Twitter gibi
popüler sosyal medya plat-
formlarına göre çok daha
farklı bir konumlandırma-
ya sahip olmasına rağmen
Amer i k an bor sa s ı nda
(NASDAQ http://www.
google.com/finance?q=
NYSE%3ALNKD) işlem
gören i lk sosyal medya
şi rket i olarak karşımı-
za çı kmaktadı r. Kendi
hayat ımdak i kul lanım
sürelerimi baz aldığımda
Twitter’dan sonra en çok
kul landığım ikinci web
sayfasıdır. Kariyer ve iş
odak l ı olan L inkedIn,
doğal olarak çal ışanları
hedef almaktadır. Aslında
değerlemesi bakımından
belki de ileriki senelerde
çok daha fazla değerlen-
dirilecek olan bu platform
ile ilgili olası sıkıntıları
belirtmeden önce birkaç
istatistik paylaşalım.
Ku r ucu l uğ unu Re -
id Hof fman’ı n yapt ı ğ ı
LinkedIn’de 1000’in üze-
rinde çalışan bulunmak-
tadır. Şirketin CEO’luk
gör e v i n i Je f f We i ner
yürütmektedir. Şu anda
9.3 milyar $’lık bir değer-
lemeye sahip platformun
119 milyondan fazla üyesi
bulunmaktadır. 1 milyo-
nuncu aboneye ise Eylül
2004’te ulaşmıştır. 2010
yılında platform üzerinde
tam 2 milyar kişi araması
yapılmış olup, üyelerinin
%80’i 24 yaşından büyük,
ç a l ı ş a n i n s a n l a r d a n
oluşmaktadır. %58.5’ini
erkeklerin oluşturduğu
siteye her saniyede 1 yeni
kullanıcı eklenmektedir.
Kıtasal bazda baktığımızda
ise Kuzey Amerika, top-
lam üyelerin %47.2’sini
oluşturmaktadır. Avrupa
ise %22.8 ile ikinci sıra-
dadır. Fakat, ülke bazında
baktığımızda Amerika’dan
sonra en çok kullanan ül-
keler sırasıyla Hindistan,
İngiltere, Kanada, Brezilya
ve Hollanda olarak karşı-
mıza çıkmaktadır.
Sektör bazında incelen-
diğinde ise teknoloji odaklı
şirketler en yüksek payı
kapıyor (%16). Sonrasında
ise finans, üretim, sağlık
gibi sektörler geliyor. For-
tune 100 listesindeki 69
şirketin burada bir hesabı
bulunmakta.
Tü rk i ye ' de 970. 814
kul lanıcı var ve 19.328
k işi di rektör unvanına
sahip.
Sektörel gruplar, “skills”
seçeneğ inin ek lenmesi
ve daha bi rçok yeni l ik
ile daha fazla kullanımı
amaç l ayan L i nkedIn,
Twitter ve Facebook gibi
durum güncel lemeler i
tarz ındak i özel l iğ i i le
aslında son kullanıcılar
t a ra f ı ndan hoşnut suz
karşılanabiliyor. Şirket ve
eğitim bilgilerinin payla-
şılması ile daha ciddi bir
duruşa sahip platformda
durum güncel lemeleri-
nin alakasız durduğunu
düşünen kul lanıcı ların
say ısı hiç azımsanacak
boyutta değil.
Öte yandan, her düzeyde
çalışana erişim açısından
akt i f olarak kul lanı lan
platform, gruplarda birey-
lerin ürettikleri içeriklerle
düzenli takip edilesi bir
site olma özelliğini yeni
yeni kazanmaya başladı.
Sitenin, özellikle “skills”
seçeneği ile birlikte daha
a k t i f ku l l an ı l acağ ı n ı
düşünüyorum.
Platformun istatistikleri
son derece güzel. Finansal
durumuna bakt ığ ını z-
da borsaya açı lmı ş i l k
platform gibi parametreler
ciddi etkileyici olabiliyor.
Fakat LinkedIn’de esasen
bir sıkıntı göze çarpıyor.
Platform ilk kurulduğunda
her şeyin son kullanıcıya
b ı ra k ı lmı ş olma s ı n ı n
yanında “textbox” odaklı
olmasından dolayı aslında
LinkedIn’i değerli kılacak
olan veriler ile ilgili son
derece ciddi sık ınt ı lar
mevcut. Son kul lanıcı,
prof i l ini oluştururken
karşısına çıkan textbox’a
(“auto complete” özelliği
sonradan eklenmişti) is-
tediği her şeyi yazabiliyor.
Dolayısıyla, bu veriler veri-
tabanına kaydedildiğinde
ve üzer inde araşt ı rma
yapıldığında belli bir hata
payına sahip analizler elde
ediyoruz.
LinkedIn’in sık ınt ısı
asl ında tam olarak veri
kirliliği. Aynı sorun, aslına
bakarsanız Facebook’ta
da var. Fakat, Facebook
sağlıklı verilerin oranının
yüksek olmasından (de-
mografik) ve diğer sayısız
fonksiyonundan ötürü bu
alanda çok fazla sıkıntı
yaşamıyor. Eğer bir gün
kul lanıcı lar ın “beğen”
butonuna basma verileri
ciddi analize tabi tutulursa
orada da sıkıntılarla kar-
şılaşılacaktır. LinkedIn’de
ise bu durum daha farklı.
Çünkü, esas gücü olan
alanlarda ciddi bir veri
kirliliği var. Nedir bu alan-
lar, derseniz karşımıza
ilk çıkanlar okul isimleri,
şirket isimleri ve elbette
unvanlar. Unvanların bir
standardının olmaması
olağan bir durum; fakat
k işisel yorumuma göre
Türkiye’de çok üst sevi-
yelerde bir unvan merakı
bulunmaktadır. Az sonra
örneklerle bunu detaylan-
dıracağız; fakat açıkçası,
orta seviye çalışandan çok
“manager”, “di rector”,
“CEO” unvanına sahip
kişi lerle karşı laşıyoruz.
CEO’nun açılımını dahi
yapamayacak kullanıcılar
bu unvanı sahiplenmiş
durumda lar. CEO, i l k
başta yönet im kurulu-
na ka r ş ı sorumludur.
Sonrasında hissedarlar,
çal ışanlar, müşter i ler,
banka l a r şek l i nde bu
s ı r a l ama uz a r g ider.
Ma a lese f ü l kemi zde,
altında çalışan olmayıp 3
kişilik şirket kurup CEO
unvanına sahip şahıslar
bulunmaktadır (?) (Diğer
iki kişinin unvanı ise CTO
ve CFO).
Şimdi bu veri kirliliğine
ilişkin birkaç örnek daha
verel im. Yaklaşık 3000
k i ş i üzer i nde yapmı ş
olduğum bu çal ışmada
ilk etapta liseleri kıyasla-
yalım. Türkçe harf içeren
Kabataş Anadolu Lisesi ile
hiç Türkçe harf içermeyen
Galatasaray Lisesi örnek
liselerim olsun. Kullanı-
cıların girmiş oldukları
bilgiler aşağıdaki gibidir.
Üniversiteler için du-
rum çok daha karmaşık
bir hale gelebiliyor. BOUN,
İTÜ, METU, ODTÜ gibi
k ısaltmaların yanı sıra
kullanıcıların bir kısmı
LinkedIn’de onunla ilgili
bir alan olmasına rağmen
bitiriş yıllarını, ismin ol-
duğu yere yazıyorlar. 2007
Yıldız Teknik Üniversitesi
g ibi. Aşağ ıda Boğaz içi
Üniversitesi’ne ilişkin bir
örneklem bulunmaktadır.
L i nkedIn’de eğ i t im
derecesi alanı tamamen
son kullanıcıya kalmış bir
textbox. Dolayısıyla, her
kullanıcı aklına ne gelirse
onu yazıyor. Kimisi GPA
değerini, kimisi eğitim
t ipi (Msc g ibi), k imisi
f a kü l t es i n i… Burada
inanılmaz boyutta bir veri
kirliliği var.
Aşağıda göreceğiniz, as-
lında Türkiye’de bulunan
tek bir şirkettir. Fakat, her
kul lanıcı ak l ına geleni
yazdığ ı için bu şek i lde
bir farklılık oluşmuştur.
Bunlar standardize veri
(tekilleştirilmiş, doğru-
lanmı ş) olmad ığ ı için
raporlamada ve analizde
sanki farklıymış gibi kar-
şımıza çıkacaktır. Çözümü
var mı? Aslında çok kolay
bir çözümü olabilir. Lin-
kedIn, şirketler bazında
fark l ı bi r yapı lanmaya
giderse bu sorunu çöze-
bil ir. Aşağıdaki örnekte
bu kadar farkl ı şirketin
olmasının nedeni sürekli
bir satın almaya gidilme-
si, şirket birleşmesi veya
hisse değişiminden kay-
naklanmaktadır. Fakat,
marka bazında verilecek
yetki ile aslında tüm bu
şirketlerin tek bir şirket
olduğu sağlaması yine son
kullanıcıya bırakılabilir.
Unvan k ısmı ise tüm
bunlardan farkl ı olarak
başl ı baş ına bi r sorun
olarak karşımıza çıkıyor.
Üç kişilik şirketin CEO’su
ol amaz mı , d iye karş ı
çıkabilirsiniz. Fakat tek
bi r yazar ı olan bi r web
sayfasının CEO’su olması
ne derece mantıklı geli-
yor size? Bu araşt ı rma
grubundak i 63 k işinin
unvanı CEO.
Yukarıda yazmadığım
daha çok alan var. Bun-
lardan ilki, üniversitele-
rin bölümleri. Ne yazık
ki yüksek lisans yapmış
kişiler dahi üniversitele-
rinin bölümlerini doğru
yazamayabiliyor. Bu sıkın-
tının olmadığı bir yer var
mı? Evet var. LinkedIn’in
geçtiğimiz günlerde yayına
aldığı “skills” bölümünde
böyle bir sorun bulunma-
maktadı r. Şi rket ler ve
üniversiteler in (onlar ı
da ş i rket olarak kabul
edebiliriz) kendi sayfaları
olursa ve bunlar sadece
çalışan sayısı ve adres gir-
menin çok daha ötesinde
fonksiyonlarla zenginleş-
tirilirse bu veriler büyük
çoğunlukla temizlenebilir.
LinkedIn bunu yapmak
isterse benzerlik algorit-
malarını kullanarak bir
gün tüm gereksiz verileri
temizleyebilir.
Peki bu neden gerekli?
Asl ında tek nedeni var.
Facebook’un bu kadar
öne çıkmasının ve değerli
olmasının sebebi nedir?
Doğruluk derecesi yüksek
demografik bilgiler ışığın-
da kullanıcı hedef leme-
sinin çok yüksek olması.
Reklamcılık tarihinin her
daim sıkıntısı olan hedef
kitleye ulaşma, belki de en
net Facebook üzerinden
başar ı labi l iyor. Asl ına
bakarsanız LinkedIn’de
de benzer bi r rek l am
yayımlama söz konusu.
Öte yandan, bi r gün
(hat ta o gün yak laşt ı)
şirketlerin derdi iletişim
grupları oluşturmak ve
“like” edilmenin çok daha
ötesine çıkacak. Firma-
lar daha ciddi bütçeler
ay ırdıkça sosyal medya
platformlarını daha çok
sorgulamaya başlayacak-
lar. Sadece “like” almak
veya tak ipçi say ı lar ını
arttırmanın ötesine ge-
çip gerçek hedef kitleye
ul aşmak i steyecek ler.
BMW sadece Facebook’ta
bir sayfa açarak ve başka
hiçbi r şey yapmayarak
mi lyonlarca k işiye ula-
şabilir. Peki, satın alma
i ht ima l i ol an k i ş i lere
erişim için ne yapmal ı?
LinkedIn’i değerli kılacak
kısım da burası olacaktır.
Ancak, öncesinde bu veri
kirliliği sorununu aşması
gerekecek.
Koray Kocabaş
Sosyal İş Zekası Uzmanı
koray kocabaş
Linkedin neden değerli
ya da neden değersiz?
YORUM
SOSYAL MEDYADA BİLGİ KİRLİLİĞİ
University Name
Region
Country
Bogaziçi University
Istanbul
Eastern Central Europe
Turkey
Bogaziçi University
Istanbul
Eastern Central Europe
Turkey
Bogazici University
Eastern Central Europe
Turkey
Bogaziçi University
Istanbul
Eastern Central Europe
Turkey
Bogaziçi University
Istanbul
Eastern Central Europe
Turkey
Bogaziçi University
Istanbul
Eastern Central Europe
Turkey
Bogaziçi University
Istanbul
Eastern Central Europe
Turkey
Bogaziçi University
Istanbul
Eastern Central Europe
Turkey
Bogaziçi University
Istanbul
Eastern Central Europe
Turkey
Boğaziçi University /
Bogazici University
Eastern Central Europe
Turkey
Boğaziçi University /
Bogazici University
Eastern Central Europe
Turkey
Boğaziçi University /
Bosphorus University
Eastern Central Europe
Turkey
Education Faculties,
Bogaziçi University,
Istanbul
Eastern Central Europe
Turkey
Institute, Bogaziçi
University, Istanbul
Eastern Central Europe
Turkey
Highschool Name
GalatasarayHighSchool
GALATASARAYLISESI
Galatasaray Lisesi
Galatasaray Lisesi HighSchool
Istanbul GalatasarayHighSchool
Istanbul GalatasarayHighSchool
Lycee deGalatasaray
Lycée deGalatasaray
CompanyName
FujitsuSiemens Computers
Fujitsu-Siemens Computers
FujitsuNixdorf A.S.
Fujitsu - Siemens
FujitsuNixdorf Turkey
Fujitsu-Siemens
FujitsuSiemens ITService
Fujitsu Turkey
Fujitsu Türkiye
Siemens Nixdorf Turkey
Fujitsu Technology Solutions
Fujitsu-Siemens Computers LtdSti
Siemens Nixdorf
Siemens Nixdorf
Fujitsu Technology Solutions Turkey
Fujitsu-Siemens Computers Inc.
Siemens Nixdorf SistemHizm. A.Ş. (SNI)
Highschool Name
BESIKTASKABATASERKEKLISESI
Beşiktaş Kabataş Erkek Lisesi
Beşiktaş Kabataş Erkek Lisesi
Kabatas Erkek Lisesi
Kabatas HighSchool
Kabataş Erkek Lisesi
Kabataş Erkek Lisesi/Kabatas HighSchool
KabataşMenHighSchool
KabataşMen s HighSchool
SEKTÖREL
DİJİTAL REKLAMLAR
Dijitalebakanlıkdenetimi
G
ü m r ü k v e
T i ca ret Ba-
kanlığı dijital
reklamları da
denetimaltına
alıyor. İnternet kullanımın-
daki artışla birlikte dijital
reklamların önem kazan-
ması bakanlığı harekete
geçirdi. Denetimden sosyal
medya da nasibini alacak.
4077 sayı l ı Tüketicinin
Korunması Hakkındaki
Kanun'da köklü değişik-
l ik ler yapı lacak. Dijital
reklamlar ilemevzuata yeni
giren ürün yerleştirmeyi
merceğine alan bakanlık
yeni yasa için 4 akademis-
yenden oluşan bir Özel İhti-
sas Komisyonu kurdu. Yeni
yasa tasarısı en geç Ocak
ayında tamamlanıp Şubat
ayında kamuoyuna sunula-
cak. Çalışmaları süren yasa
tasarısında, reklamlarda
kadın ve çocuğun meta
olarak kullanılmasından,
sosyal medya reklamlarına,
dergi promosyonlarından
web sitelerine kadar bir
dizi değişikliğe gidilecek.
Hazırlanan yeni yasa
tasarısı hakkında önemli
açıklamalarda bulunan
Reklam Kurulu Başkanı
Ramazan Ersoy, çağ ın
değ i şmes i i le bi r l i k t e
taleplerin ve tüketici bek-
lentilerinin de değiştiğini,
bakanlığın da bu yeni talep
ve beklentileri gözeterek ve
ABdirektiflerini de dikkate
alarak yeni bir yasa hazırlığı
içinde olduğunu söyledi.
Ersoy, reklam konusu-
nun yoruma açık olduğunu
ve bu nedenle mevcut
yasada yer alan tartışmalı
maddelere açıklık getirecek
yeni düzenlemenin tüketi-
cinin korunmasına yönelik
üst standartlarınkorunarak
reklam konusundaki alanı
daha da netleştireceğini ve
görüş ayrılıklarını minimu-
ma indireceğini ifade etti.
Ramazan Ersoy, yeni
yasada yapılması planlanan
değişiklikler hakkında şu
bilgileri verdi: "Tüketici
Kanunu'nun i k i amacı
var. Birincisi tüketicilerin
ekonomik çıkarlarını ko-
rumak, ikincisi ise sağlık
ve güvenliğini korumak.
Tüketicilere güvenli ürün
sunma ortamını yaratma
mecburiyetimiz var. Tü-
ketici Kanunu çok geniş
bir kanun. Tüketicilerin
ekonomik kay ıplar ının
yanında manev i kay ıp-
larının, istismarların ve
tahriplerin önlenmesi için
en geniş evrensel anlayış
ve yine evrensel doğrularla
bu konudak i sorunlar ı
çözmek istiyoruz. Dünyada
bu konu ile ilgili genel ku-
rallar neyse Türkiye'de de
bunları yasaya koyacağız.
Yasaklanmış reklamları
koruyacağız ve kapsamını
biraz daha da geliştireceğiz.
Reklam bütün sektörleri
yakından ilgilendiriyor. Yeni
yasayı sektörün görüşlerine
açarak onların da katkıda
bulunmasını isteyeceğiz.
Sektörlerin de görüşlerini
alarak bu yasaya son şeklini
vereceğiz."
Tüket ici ta lepler i ve
beklenti lerinin kültür-
den kültüre değ iştiğ ini
kaydeden Ramazan Er-
soy, reklamlarda da buna
dikkat edilmesini gerekti-
ğine vurgu yaparak şöyle
konuştu:"Kabul edelim ki
bizim farklı kültürel kod-
larımız referanslarımız var.
İngiltere'de normal kabul
edilebilenbir şey, Türkiye'de
tepki çekebiliyor. Reklam-
larda da kültürel değerle-
rimizi ve kodlarımızı da
dikkate almak zorundayız.
Reklamlarda kadının çok
fazla ön plana çıkması ve
çocukların kullanılmasını
dikkatle takip ediyoruz.
12 yaş ında çocuk lar ın
bir yetişkin manken gibi
sunulmasından rahatsızız.
Biz buradaki çocuk istisma-
rını görüyoruz.Çocukları
ilgilendirmeyen ürünlerde
reklammetası olarak kulla-
nılmasına karşıyız ve bunu
yasa metnine alacağız."
Dijital mecranın son 10
yıldır Türkiye'nin günde-
minde yer aldığını ve bu
alanda da önemli düzen-
lemeler getireceklerinin
altını çizenReklamKurulu
Başkanı Ramazan Ersoy,
"Kurallar belki insanların
hoşuna gitmeyebilir ama
denetimsiz bir alan çok
büyük kitleleri rahatsız
ediyor." şeklinde konuştu.
TEKNOLOJİ
GOOGLE GÖZLÜĞÜ